Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/5030 E. 2026/1019 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5030
- Karar No
- 2026/1019
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/343 E., 2024/361 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ......Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı işveren bünyesinde yat kaptanı olarak çalıştığını, 09.01.2014 tarihinde geminin tamir edilen motorunun vinç yardımı ile yerleştirilmeye çalışıldığı sırada motorun davacının başının sağ tarafına isabet ederek yaralanmasına sebep olduğunu belirterek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, marinalarda gerçekleştirilen bu tarz bakım işlemlerinde marinanın herhangi bir sorumluluğunun olmadığını, gerekli güvenlik tedbirlerini alma yükümlülüğünün diğer davalı firmaya ait olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ......Ltd. Şti., davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 01.12.2021 tarihli 2015/252 E., 2021/746 K. tarihli kararıyla; davalı ... A.Ş yönünden maddi ve manevi tazminat davasının husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı .... şirketi yönünden; maddi tazminat isteminin kabulü ile 1.000,00 TL maddi tazminatın 09.01.2014 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 18.10.2022 tarihli 2022/3161 E., 2022/2783 K. tarihli kararıyla davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A.Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesi kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "davaya konu iş kazasından kaynaklı tazminat davalarında davacının maddi tazminat alacağının tespiti, yargılama sürecinde taraflarca gösterilecek delillere göre belirlenip hesap edilecek olmasına göre, davanın açıldığı tarih itibariyle davacının maddi tazminat alacağını tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyecek olması nedeniyle ve hukuki nitelendirmenin Hakime olduğu hususu da dikkate alınarak, davayı 6100 sayılı HMK'nın 107. maddesine dayalı "belirsiz alacak davası" olarak değerlendirerek dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin de bu doğrultuda irdelenmesi, sonucuna göre yargılama sürecinde sunulan maddi tazminatın artırılmasına dair istemin de ıslah olarak değil; talep artırım talebi olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. (Dairemizin 19.04.2022 tarih ve 2021/3834 E. - 2022/5880 K. sayılı ilamı da bu yöndedir)
Ayrıca 7251 sayılı Kanun'un 7. maddesi ile değişik 107/2. maddesine göre "Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır." hükmü ihdas edilmiştir. Öte yandan her usuli işlemde uygulanma imkanı olan ıslah müessesinin belirsiz alacak davasında da uygulanmasına engel bir durum söz konusu değildir. Ancak taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ıslah ile ortadan kaldırılması mümkün değildir. Nitekim bu husus 7251 sayılı Kanun'un 18. maddesi ile 177. maddenin 2. fıkrasına eklenen "Yargıtayın bozma kararından veya Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya İlk Derece Mahkemesine gönderildiğinde, İlk Derece Mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz." hükmüyle açıkça düzenleme altına alınmıştır.
Somut uyuşmazlıkta İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında yürürlükte bulunan bu hüküm gereğince Mahkemece alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda davacıya maddi tazminata ilişkin talebini artırmak üzere iki haftalık kesin süre verilmesi gerekirken, davacıya bu husus gözden kaçırılarak talep arttırımında bulunması için açıkça süre verilmeden yazılı şekilde taleple bağlı hüküm kurulması hatalı olmuştur. " gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davalı ... A.Ş yönünden maddi ve manevi tazminat davasının husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı .... şirketi yönünden; maddi tazminat isteminin kabulü ile 699.665,44-TL maddi tazminatın 09.01.2014 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 60,000,00-TL manevi tazminatın 09.01.2014 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin isteminin reddine" karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı .... Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle, talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, 854 sayılı Deniz İş Kanunu hükümlerine göre yargılama yapılması gerekirken 4857 sayılı İş Kanunu'na göre yargılama yapıldığını, raporda hesaplanan tazminat tutarının tamamına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, dosyanın kusur oranı yönünden bozulmasını, davacı tarafa tekrar ıslah dilekçesi sunma hakkı verilmesi neticesinde müvekkili aleyhine telafisi mümkün olamayan ve haksız sonuçlar doğduğunu belirterek temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... Şti. vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.