Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/4977 E. 2025/10181 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4977
Karar No
2025/10181
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2063 E., 2024/3468 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 41. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/258 E., 2023/305 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacının davalıya ait hukuk bürosunda 01.12.2015-20.09.2019 arasında kesintisiz sekreter olarak çalıştığını, davacının sigorta kaydının yapılmadığını fark ettiğini, davacının 2017 yılında ve öncesinde iki farklı bankadan kredi kullandığını, ilgili bankalara davalı işveren tarafından davacının kendi yanında çalıştığı ve maaşını bildirir yazı verildiğini, davacının çalıştığı süre boyunca maaşının elden ödendiğini belirterek davacının 01.12.2015-20.09.2019 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde özetle; usulüne uygun arabuluculuk tutanağı olmadığını, davacı ile arasında herhangi bir iş akdi, yazılı sözleşme mevcut olmadığı gibi kesintisiz bir çalışmasının da mevcut olmadığını, davacının babasından dolayı yetim maaşı ve ölüm geliri aldığını, herhangi bir iş tecrübesi olmadığını, dava dilekçesi ekinde sunulan yazışmaların keşisel veri olduğunu, özel hayatın ihlal edildiğini, hukuku aykırı delillere dayanılamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir. Fer'i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; ilk itirazlarda bulunduğunu beyanla, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile Davacının, ..... sicil numaralı ... ünvanlı iş yerinde hizmet akdiyle 01.12.2015-04.09.2019 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil SGK vekili; 1-Yeniden yargılama yapılmasının gerektiği, 2-Açılan davanın haksız ve yersiz olduğu, 3-Davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu beyanla kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. 1.Eldeki davada, Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar sonrasında, davacı tarafından 05.02.2025 tarihli dilekçe ile 03.02.2025 tarihli sulh sözleşmesi gereği davanın takibinden vazgeçtiklerini beyanla gereğinin yapılmasını talep etmiş, davalı asil tarafından verilen 05.02.2025 tarihli dilekçe ile de vazgeçme talebini kabul ettiğini, yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi bulunmadığını beyan ettiği dilekçe verdiği anlaşılmıştır. 2.Davanın geri alınması müessesesi, 6100 sayılı HMK'nın 123. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir. Davacının davasını geri alması ve davalının da bu geri almaya açık ... göstermesi durumunda, mahkemece "davanın açılmamış sayılmasına" karar verileceği yerleşmiş Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir. Nitekim, 22/07/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile 6100 sayılı HMK’nın 123. maddesine; "Bu takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir." ek cümlesi eklenerek, Mahkemece verilecek kararın mahiyeti, yerleşmiş Yargıtay içtihatları doğrultusunda düzenlenmiştir. 506 sayılı Kanun'un 6. maddesinde ve 5510 sayılı Kanun'un 7.ve 8. maddelerinde çalıştırılanların işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olacakları, sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümlerinin sigortalının işe alındığı tarihten başlayacağı, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği yönünde düzenleme yapılmış olmakla, buna göre sigortalı olmak, kamu düzenine ilişkin, kişiye bağlı, vazgeçilemez ve kaçınılamaz hak ve yükümlülük doğuran bir hukuksal statü meydana getirmektedir ve kişiler ile sosyal güvenlik kuruluşlarının bu statünün oluşumundaki rolü de, yenilik doğurucu ve iradi bir durum değil, kanun gereği kendiliğinden oluşan statüyü belirlemekten ibarettir. Dolayısıyla, sosyal güvenlik hakkından 6100 sayılı Kanun hükümleri kapsamında feragat olanaksız olduğu gibi sigortalılığın ve sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davadan da feragat edilemez. Ancak, anılan Kanun'un 123. maddesinde düzenlenen hak kullanılabilir ve ileride yeniden dava açabilme hakkı saklı tutularak, davalının açık rızası ile dava geri alınabilir veya 150. maddede öngörülen hak ve olanaktan yararlanılarak dava takip edilmeyip yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılması ve giderek davanın açılmamış sayılması sonucu elde edilebilir. Bu nedenle davacı taraftan feragat beyanının 6100 sayılı Kanun'un anılan 123 veya 150. maddelerinde düzenlenen haklardan birinin kullanımı niteliğinde olup olmadığı sorulmak suretiyle belirlenmeli, beyanın anılan anlamlarda kullanıldığının saptanması halinde duruma göre belirtilen maddelerde öngörülen prosedür işletilmeli, elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ..., ... ... .... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla, 18.06.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY I. TEMEL UYUŞMAZLIK 1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, hizmet tespiti olarak açılan davada, temyiz aşamasında sigortalının ve işverenin sulh olması nedeni ile davadan feragat halinde 6100 sayılı HMK.'un 123. Maddesi uyarınca davayı geri alma ve aynı kanunun 150. Maddesi uyarınca açılmamış sayılma kararı verilmesi için kararın bozulması gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. 2. İlk derece mahkemesince davacının hizmet tespiti istemli açıtığı davada yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiş, istinaf istemi esastan reddedilmiş, temyiz aşamasında ise davacının sulh nedeni ile davasından feragat ettiğine dair dilekçe gönderilmiştir. 3. Çoğunluk görüşü ile her ne kadar sigortalının sosyal güvenlik hakkından faragat edemeyeceği, bu nedenle feragat olanaklı değilse de sigortalının 6100 sayılı HMK.'un 123. Maddesi uyarınca davayı geri alabileceği, ayrıca takip etmeyerek aynı kanunun 150. Maddesi uyarınca açılamamış sayılmasını sağlayabileceği gerekçesi ile kararın usulden bozulmasına karar verilmiştir. II. KARŞI OY GEREKÇELERİ 4. Anayasasının 12. maddesine göre; "Herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz devredilmez, vazgeçilmez, temel hak ve hürriyetlere sahiptir” 60.maddede ise, "Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir" hükmüne yer verilmiştir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirilecek olursa, sosyal güvenlik hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı dokunulmaz ve feragat edilemez bir hak olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. 5. Diğer taraftan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 92. maddesinde de bu ilke aynen benimsenerek, çalışanların işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olduğu, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği, sözleşmelere sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamayacağı belirtilmiştir. Bu nedenle, sigortalılık hakkından feragat edilemez. Sigortalılık hakkı zorunlu olduğundan bu hak üzerinde kişi tasarrufta bulunamaz. 6. Kamu düzenini ilgilendiren sigortalılık hakkını içeren tespit davalarında hâkimin feragat nedeniyle davayı reddetmeyip delilleri kendiliğinden toplaması ve sonucuna göre karar vermesi gerekir. Zira hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. 7. Anayasanın 60/2 maddesi uyarınca da “Devlet, sosyal güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri almak ve teşkilatı kurmak zorundadır”. O halde devlet sigortalıların sosyal güvenlik haklarını korumak için önlemler almak zorundadır. 8. Sosyal güvenliğin finansmanı genel olarak dünyada işçi, işveren ve devletten tahsil edilen prim veya katkı payları ile sağlanmaktadır. Sosyal güvenlikte prim, işçi ve işverenden tahsil edilen ve genelde hak edilen ücretin belli bir oranı üzerinde alınan bir finansman kaynağıdır. Sosyal sigorta primi, kanunun kendilerine karşı güvence sağladığı sosyal risklerden birinin gerçekleşmesi halinde yapılacak sigorta yardımları ile kurum giderlerinin karşılığı olarak kanuna göre belirlenen oranlar üzerinden sigortalının kazancından bir meblağ üzerinden alınan parayı ifade eder. 5510 sayılı Kanunun 79. Maddesi uyarınca prim gelirleri iki alanda kullanılmalıdır. Bu düzenleme emredici bir kuraldır. Buna göre prim gelirleri; a) Sigorta kollarının gerektirdiği yardım ve ödemeler ile B) Kurumun yönetim giderlerinde kullanılmalıdır(Güzel/Okur/Caniklioğlu. Sosyal Güvenlik Hukuku. Yenilenmiş 17. Bası. s: 226). Bu nedenle prim alacağı kamu alacağıdır. Sigortalı hizmet tespiti davasının açılması ile Sosyal Sigortalar Kurumu bir çalışma ilişkisinden haberdar olacak, gerektiğinde müfettiş incelemesi yaparak resen prim tahakkuk ettirip, tahsil edecektir. Görüldüğü gibi hizmet tespiti davaları kurumun hak alanını da doğrudan ilgilendirmektedir. 9. Her ne kadar gerek 6552 ve gerekse 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nda “Hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, dava Kuruma resen ihbar edilir. İhbar üzerine davaya davalı yanında ferî müdahil olarak katılan Kurum, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabilir. Kurum, yargılama sonucu verilecek kararı kesinleştikten sonra uygulamakla yükümlüdür(Madde 4/2)” hükmüne yer vermiş ise de aslında olması gereken hak alanını da ilgilendirip sigortalının sosyal güvenlik hakkını korumak olduğundan ve resen de 5510 sayılı kanun kapsamında hizmet tespiti yapabileceğinden, burada asli müdahil sıfatı ile sigortalı yanında yer alması gerekir. Zira sonuçta hizmet tespiti ile birlikte alınacak prim alacağı kurum alacağı olacaktır. III. SONUÇ: 10. Sonuç olarak hizmet tespiti davasında, vazgeçilmez sosyal güvenlik hakkı nedeni ile 6100 sayılı HMK.’un 307. Maddesi uyarınca davadan feragat, kabul ve sulh olanaklı olmadığı gibi açılan davayı geri alma (HMK. 123) veya davanın takip edilmeyerek açılmamış sayılma (...150) olanağı da bulunmamaktadır. Zira hizmet tespit davası açıldıktan sonra bu dava üzerinde tasarruf edilemez. Kamu düzeni ve resen araştırma davası kapsamında olan bu tür dava artık sonuçlandırılması gereken bir davadır. Burada feri müdahil kurumun takip etmesi zorunluluk olduğu gibi delileri resen toplamak zorunda olan hakim de davayı sonuçlandırmalıdır. Aksi takdirde sosyal güvenlik hakkı üzerinde tasarruf yetkisi olmayan sigortalıya, davayı geri alma veya takipsiz bırakarak açılmamış sayılma yolu ile tasarruf da bulunma olanağı verilmiş olunacaktır ki bu sosyal güvenlik hakkını ortadan kaldıracaktır. Feragat olanağı olmayan bir dava geri bırakılamayacağı gibi açıldığı anda da sigortalı gelsin veya gelmesin sonuçlandırılmalıdır. 11. Diğer taraftan yargılaması sonuçlanmış davanın temyiz aşamasında feragat ve kabulü gibi bir durumu sözkonusu olduğunda dosyanın bu konuda karar verilmek üzere geri gönderilmesine karar verilmelidir. Yargılaması sona eren bir karar artık esasa yönelik incelenmelidir. İlk derece mahkemesince tahkikat aşamasına kadar değerlendirilecek davayı geri alma veya takipsiz bırakma usulü işlemlerinin karar verildikten sonra esasa yönelik bozma kararı verilmediği sürece bozma nedeni yapılması olanağı usulde yer almamaktadır. Kararın esasa yönelik temyiz incelemesinin yapılması gerekirken, feragat olanaklı olmadığından, davacının bozma sonrası davranışına bırakacak şekilde geri alma veya takipsiz bırakma yönünde değerlendirilmesi için bozulması görüşüne katılınmamıştır.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/4977, K. 2025/10181, T. 18.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-4977-e-2025-10181-k-e212646463df