Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/48 E. 2025/1811 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/48
- Karar No
- 2025/1811
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1277 E., 2024/2505 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/226 E., 2022/471 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının 05.10.1987 tarihinde davalılardan .... Kurumuna ait Pirinç Fabrikasında, .... Sigorta Sicil Numarası ile çalışmaya başladığını, 05.10.1987 ile 28.02.1992 yılları arasında işveren tarafından sadece sağlık sigortası yapılmak suretiyle çalıştırıldığını, daha sonrada aynı davalı kurumun başka bir fabrikasında, işçi olarak çalışmaya devam ettiğini, halen çalıştığını, müvekkilinin davalılardan .... Kurumuna ait Elektrik Makineleri fabrikasının, Elektrik makineleri (Motor Tamir) Atölyesinde çalıştırıldığını, hafta içi her gün saat 07.30'dan, akşam 17.00 kadar bilfiil çalıştırıldığını, çalışmış olduğu fabrikanın elektrik Makineleri (Motor Tamir) atölyesinde diğer işçiler ile aynı şekilde imalat, bobin bakım, tamir ve yapım, malzeme taşıma ve temizlik işleri yaptırılmasına karşın, asgari ücretin üçte biri kadar bir ücret verildiğini, ücret dışında diğer işçiler ile aynı koşullarda çalıştırıldığını, müvekkilinin davalı Kuruma 14 yaşında girdiğini ve 18 yaşına kadar bu şekilde çocuk işçi statüsünde, ağır sanayi işçisi olarak çalıştırıldığın belirterek müvekkilin davalı işveren nezdinde 05.10.1987 ile 28.03.1991 tarihleri arasında sürekli ve kesintisiz çalıştığının, yapmış olduğu bu hizmetlerinin uzun vadeli sigorta kapsamında olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının çıraklık eğitimine başladığı tarihte 18 yaşın altında olduğundan (reşit olmadığından) velisi ile imzalanan çıraklık sözleşmesine binaen Kurum bünyesinde 3308 sayılı Kanun kapsamında çıraklık eğitimine alındığını, Kuruma ait Çıraklık Okulunun 1986 yılında 3308 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesi ile kapandığını, davacının 3308 sayılı Kanun'un 10. maddesinde aranan “çırak olabilme” koşullarını taşıdığından, yani 13 yaşını doldurmuş ve 19 yaşından gün almamış olduğundan Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı Çıraklık Eğitim Merkezi tarafından çıraklık eğitimine kabul edilerek (MEGSB tarafından hazırlanan Çıraklık Sözleşmesi Çıraklık Eğitim Merkezi Müdürünce onaylanarak), torna-tesviye bölümü için 3 (üç) yıllık, elektrik bölümü için 4 (dört) yıllık çıraklık eğitiminden sonra çıraklık diploması almaya hak kazandığını, sigorta primlerinin de Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından ödendiğini, bu dönemde 3308 sayılı Kanun gereğince davacının asgari ücretin %30'u kadar ücret aldığını ve 30'ar gün yıllık izin kullandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Fer'i müdahil SGK davaya cevap vermemiş, vekili duruşmalarda davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı....Endüstri Kurumu Genel Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın yerinde olmadığını, taraflarınca sunulan bilgi, belge ve beyanların dikkate alınmadığını, tanık ifadelerinin esas alınarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir. 2.Fer'i müdahil SGK vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik inceleme ve değerlendirmeyle hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 1. Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi kapsamında uygulama alanı bulan 506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesidir. Bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu tür aidiyet ve tespit davalarında gerçeğin tam olarak saptanması için, işin kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde etraflıca araştırılması gereği ortadır. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanması gerektiği özellikle göz önünde bulundurulmalıdır. 2. 506 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6 ncı madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. Aynı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35. maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür. Atıf yapılan ve dava konusu dönemde yürürlükte bulunan özel kanun olan 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu'nun 3. maddesi, çırağı; “çıraklık sözleşmesi esaslarına göre bir meslek alanında mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarını iş içerisinde geliştirilen kişi” olarak tanımlanmıştır. Anılan Kanun'un “Çıraklık Şartları” başlıklı 10 uncu maddesine göre çırak olabilmek için, a)14 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak (Bu bentte yer alan "onüç yaşını" ibaresi, 16.08.1997 tarih ve 4306 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle "ondört yaşını" olarak değiştirilmiştir.). b)En az ilköğretim okulu mezunu olmak. c)Bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak gerekmektedir. Ancak, 19 yaşından gün almış olanlardan daha önce çıraklık eğitiminden geçmemiş olanlar, yaşlarına ve eğitim seviyelerine uygun olarak düzenlenecek mesleki eğitim programlarına göre çıraklık eğitimine alınabilir. Kanun'un 13. maddesi hükmüne göre ise “Bu Kanun'un uygulandığı yer ve meslek dallarında 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun çıraklık sözleşmesine dair hükümleri ile 18 yaşını doldurduktan sonra sözleşmesi devam eden çıraklar hakkında 1475 sayılı İş Kanunu'nun, İşçi Sağlığı ve Güvenliği başlıklı beşinci bölümünde yer alan hükümleri dışındaki hükümler uygulanmaz.” Bu hükümler çerçevesinde taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile davacının uyuşmazlığa konu dönemde çırak olup olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılmalıdır. Gerçekten de çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir. Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; Ankara, 1977 Baskı, s;130). 3.Eldeki dava, davacının, davalıya ait iş yerinde çalıştığı sürelerin tespiti istemine ilişkin olup Mahkemece, davacının çalışmalarının üretime dayalı olduğu, meslek öğrenmeye yönelik olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. 4. Somut olayda, 28.03.1973 doğumlu olan davacının, davalıya ait iş yerinde elektrik makineleri(motor tamir) bölümünde, velisi tarafından imzalanan 05.10.1987 tarihli çıraklık sözleşmesine istinaden çırak olarak çalışmaya başladığı, anılan sözleşmede davacının elektrik bölümünde çıraklık eğitimi alacağının, elektrik makineleri bobinaj bölümünde pratik eğitimini alacağının belirtildiği, davacı tarafından 18 yaşını ikmal ettiği tarihten sonrası için tüm sigorta kollarına tabi çalıştığının tespiti talebiyle açılan davada, davacının 19 yaşından gün almaya başladığı tarihten itibaren çalışmasının çırak olarak sayılmasının 3308 sayılı Kanun'un 10. maddesine aykırı olduğu, davacının Kurumdaki çalışmasının işçi statüsünde tüm sigorta kollarına tabi olarak geçtiği kabul edilmek suretiyle, davacının MKE Genel Müdürlüğünde 29.3.1991 tarihinden 1.3.1992 tarihine kadar tüm sigorta kollarına tabii işçi olarak çalıştığının tespitine karar verildiği, kararın Dairenin 12.06.2007 tarihli 2007/4803 Esas, 2007/9935 Karar sayılı kararı ile onanmak suretiyle kesinleştiği, bu sefer davacının 18 yaşını ikmal ettiği dönem öncesi yönünden de tüm sigorta kollarına tabi çalıştığı iddiasıyla eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. 5.Dava konusu dönemde 14 yaşında olan, 01.10.1987 tarihli işe giriş bildirgesine istinaden, işe başladığı tarih itibariyle, elektrik makineleri (motor tamir) bölümünde, bu işi yapabilecek mesleki yeterliliğe sahip olmadığı açık olan davacının, teorik eğitimin pratiğe dönüştürülmesi sırasında, üretime ne şekilde katıldığı somut olarak ortaya koyulmamıştır. Mahkemece, işi öğrenmek için çıraklık okulunda teorik ve pratik eğitim alan davacının talebine konu dönemde üretime nasıl katıldığı, hangi işleri nasıl yaptığı, bu yeterliliğe nasıl sahip olduğu konusunda gerekli araştırma yapılmadan sadece 2 tanık beyanına itibarla davanın kabulüne karar vermesi eksik incelemeye dayalı olup bozmayı gerektirmiştir. Mahkemece dava konusu dönemdeki çalışmanın gerçekten üretime katılma niteliğinde olup olmadığı, mesleki eğitim kapsamında kalıp kalmadığı hususu araştırılmalı, çıraklık müfredatı da getirtilmek suretiyle fiilen yaptığı işlerle karşılaştırılmalı, öğrenmeyi aşan bir çalışma olup olmadığı hususu delilleriyle araştırılarak sonucuna göre karar verilmelidir. Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.