Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/394 E. 2025/5887 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/394
Karar No
2025/5887
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/357 E., 2024/248 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı asil dava dilekçesinde özetle; 01.09.1997 – 08.03.2011 tarihleri arasında sigortalı gösterildiği alt işverenler nezdinde değil, davalı asıl işveren olan ... Başkanlığı nezdinde büro hizmetlerinde çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir. II.CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 01.10.1997-08.03.2011döneminde alt işverenlerde çalıştığını, bildirimlerin de bu firmalar tarafından yapıldığını belirterek, davanın reddini istemiştir. 2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın usulünce ispatlanması gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 12.09.2018 tarih ve 2017/56 - 2018/356 E.K. sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile davacının davalı ...'ye ait 1165174 sicilli iş yerinde 01.10.1997-08.03.2011 döneminde bu işverene bağlı olarak sigortadaki gözüken spek üzerinden çalıştığının tespitine, Kurum kayıtlarının önceki kayıtlar iptal edilerek bu şekilde düzeltilmesine, davacının 09.03.2011-08.07.2011 dönemi ile ilgili talebi yönünden davalı işveren tarafından Kuruma bildirim yapılmış olması sebebiyle hukuki yarar bulunmadığından reddine, davacının artan kısma ilişkin isteklerinin reddine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. 1 nci Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 10.12.2019 tarih ve 2018/3320 E. - 2019/2291 K. sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Daire kararı ile; "... Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden, davalı ile dava dışı şirketler arasında hizmet alım sözleşmelerinin yapıldığı ve bu sözleşmelerin birer nüshasının dosya arasına alındığı, davacının çalışmalarının sözleşme yapılan farklı işyerlerinden bildirildiği, 09.03.2021 tarihinde ... sicil numaralı davalı işyerinden girişinin yapıldığı anlaşılmaktadır. Yapılan yargılama neticesinde; kesinleşen mahkeme ilamları ile davalı tarafından veri girişi işçisi olduğu iddia edilen davacının, veri işi girişi haricinde, davalı işverenliğin asıl işlerinden olan büro hizmetlerinde sürekli çalıştırıldığı, yaptığı işin asıl işe yardımcı işlerden veya uzmanlık gerektiren işlerden olmadığının belirlendiği...” açıklaması verilen karara gerekçe yapılmışsa da, yapılan tahkikat eksik araştırmaya dayalı olup hüküm kurmaya elverişli değildir. Yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında, davanın esas itibariyle dava dışı alt işverenlerden yapılan sigortalı hizmetlerin iptali ile bu hizmetlerin davalı işyerinden gösterilmesine ilişkin olması nedeniyle; bu durum davacının bildirimlerinin yapıldığı tüm işverenler hak alanlarını ilgilendirdiği gözetilerek davaya dahil edilmeli, delilleri sorularak toplanmalı bu kapsamda, davacının işe başlama, işten ayrılma, ara verme ve çalışma sürelerine ilişkin bilgi sahibi bordro tanıkları belirlenip dinlenmeli, sonucuna göre karar verilmelidir." şeklindeki gerekçeyle hüküm bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen 2 nci Karar İlk Derece Mahkemesinin 12.09.2022 tarih ve 2021/193 E. - 2022/222 K. sayılı kararı ile; davacının 09.03.2011-08.07.2011 dönemi talebi ile ilgili isteğinin hukuki yarar yokluğundan reddine, dava edilen bu dönem dışında kalan süreler ile ilgili isteğin davaya dahil işlemi yapılmamış olduğundan reddine, karar verilmiştir. C. 2 nci Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Daire kararı ile "Mahkemece bozmaya uyularak hükümde belirtilen gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bozma gereğinin yerine getirilmediği, somut olayda, ihtilaflı dönemde, davalı ile dava dışı bildirimlerin yapıldığı şirketler arasında sözleşmelerin bulunduğu, davacı tarafça muvazaalı olduğu iddia edilen sözleşmelerin tarafı olan dava dışı şirketlerce yapılan bildirimlerin iptali istendiğinden ve husus dava dışı şirketlerin hak alanını ilgilendirdiğinden, davanın niteliği gereği kamu düzenine ilişkin olduğu dikkate alınarak, dava dışı şirketler davaya dahil edilip, taraf teşkili sağlandıktan sonra deliller toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmelidir." şeklindeki gerekçeyle hüküm bozulmuştur. D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen 3 üncü Karar İlk Derece Mahkemesinin 16.09.2024 tarih ve 2023/357 - 2024/248 E.K. sayılı kararı ile davacının 09.03.2011 - 08.07.2011 dönemi tespit talebi bakımından isteğin hukuki yarar yokluğundan reddine, kalan dönem için bozma ilamı gereği hizmet cetvelinde bildirim yapılan firmalardan terkinli ... Ltd. ile Ulu İnşaat Ltd. bakımından ihya işlemi yapılmadığından ve taraf teşkili sağlanmadığından tespit isteğinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşeron şirketlerin davaya dahil edilmesinin davaya etkisi olmayacağı gibi hukuki hiçbir yararında bulunmadığını, davacının zaten 2011 yılında açılan işe iade davasında taşeron şirketlerin de davaya dahil olduğu dava dosyasında, Kurumun asıl işçisi olduğunun ispatlandığını, taşeron şirketlerin Kurumla yapmış olduğu hizmet sözleşmelerinin geçersiz/muvazaalı olduğunun tespit edildiğini ve davacının işe iadesine karar verildiğini, kesinleşen Mahkeme kararı ile davacının davalı ... Başkanlığı'nın asıl işçisi sayıldığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Sonuç Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı Başkan ... ve Üyeler ..., ... ve ...'nun oyları ve oy çokluğuyla, 15.04.2025 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ

I. TEMEL UYUŞMAZLIK 1.Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, "açılan işçilik alacaklarında sigortalının asıl-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunun, sigortalının başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçinin sayılması nedeni ile kuruma karşı açılan hizmetinin büro hizmetleri olarak asıl işveren nezdinde tespit istemi davasında kayden bildiren ve hizmet döküm cetvelinde işveren olarak görünen alt işverenlerin davaya dahil edilmelerinin gerekip gerekmediği" noktasında toplanmaktadır. 2. İlk derecenin ilk kısmen kabul kararı alt işverenlerin hak alanını ilgilendirdiği gerekçesi ile bozulması sonrası yapılan yargılamada, alt işverenlerin kayden terkini nedeni ile ihya süreci ile davaya dahil edilmelerinin sağlanması gerektiğinin anlaşılması üzerine, davacı tarafın ihya işlemi yapmaması ve taraf teşkili sağlamaması nedeni ile İlk Derece Mahkemesince tespit isteminin reddine karar verilmiştir. 3. Kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine çoğunluk görüşü ile "bozmaya uyulmakla davalı yararına usulü kazanılmış hak oluştuğu" gerekçesi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. II. DEĞERLENDİRME: 4. Öncelikle taraf teşkilinin sağlanması veya sağlanmaması diğer taraf lehine usulü kazanılmış hak oluşturmaz. Zira taraf teşkili usule ilişkin bir vakıa olup, kararın esastan reddini gerektirmez. 5. Belirtmek gerekir ki somut uyuşmazlıkta davalı işveren temizlik ve kat hizmetleri için değişen alt işverenler ile sözleşme imzalamıştır. Ancak davalı işveren bu hizmet kapsamında çalıştırılması gereken sigortalıyı, büro hizmetlerinde çalıştırmıştır. Davacı sigortalı iş sözleşmesinin feshi nedeni ile davalı işveren karşı feshin geçersizliği ve işe iade davası açmış, yapılan yargılama sonunda asıl-alt işveren ilişkisinin büro hizmetinde çalıştırılan sigortalı açısından yasal unsurlarını taşımadığı ve sigortalının başlangıçtan itibaren asıl işveren davalı işveren işçisi sayılması gerektiği, feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile feshin geçersizliği ve davacının davalı asıl işveren nezdinde işe iadesine karar verilmiştir. Keza davacı davalı işverenin 6772 sayılı Kanun kapsamında kalan kurum olması nedeni ile 6772 sayılı Kanun kapsamında ilave tediye alacaklarının tahsili için dava açmış ve kesinleşen karar ile ilave tediye alacağının tahsiline karar verilmiştir. 6. Kesinleşen bu kararlara göre davacı sigortalı başlangıçtan itibaren davalı işveren işçisidir. Asıl-alt işveren ilişkisi yasal unsurlarını davacı açısından taşımamaktadır. Ancak sigorta hizmet bildirimleri alt işveren üzerinden kuruma bildirilmiştir. Gerçek işverenin tespiti hizmet tespitine kamu düzenindedir. Burada bir anlamda hizmet döküm cetvelinde işverenin düzeltilmesi istemi oldup, sonuçta kurum işleminin denetimi sözkonusudur. Burada yasal unsurları taşımayan asıl-alt işverenlik ilişkisi nedeni ile alt işverenler prim alacağını isteyemeyeceklerine göre hak alanını ilgilendiren bir durumdan söz edilemeyecektir. Alt işverenlerin davaya dahil edilmemelerinin sonuca etkisi olmadığı gibi hak alanlarını da etkilememektedir. III. SONUÇ: 7. Yukarda açıklanan ve davacı sigortalı ile davalı işveren arasında kesinleşen işçilik alacakları dosyasında, gerçek işverenin davalı olduğu yönünde tespit kurum yönünden kuvvetli delil olup, kayden bildirimi yapan işverenlerin hak alanını etkilemediğinden ve sonuca da etkili olmadığından davaya dahil edilmelerine gerek yoktur. Bu yönde bozma usulü müktesep hak teşkil etmeyecektir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir. Ayrıca taraf teşkili sağlanmaması davanın esastan reddini değil, usulden reddini gerektirir. Bu nedenle çoğunluğun onama görüşüne katılınmamıştır.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/394, K. 2025/5887, T. 15.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-394-e-2025-5887-k-9da4a2e28f75