Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/3039 E. 2025/7633 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3039
Karar No
2025/7633
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/309 E., 2024/21 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalı şirketlerin oluşturduğu adi ortaklık bünyesinde çalışan Kurum sigortalısı ...'ün 12.09.2017 tarihinde maruz kaldığı iş kazası sonucunda ölümü nedeniyle hak sahiplerine toplam 530.706,57 TL peşin değerli gelir bağlandığını iddia ederek, HMK m.107 uyarınca şimdilik 53.000 TL kısmını onay tarihlerinden işleyecek faizleriyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili talep artırım dilekçesiyle; 424.525,26 TL'nin onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsilini istemiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili; Hak sahiplerine toplamda 450.000 TL tutarında maddi ve manevi tazminat ödenmiş olduğunu, hak sahipleri tarafından her türlü şikâyet ve alacak haklarından feragat edildiğini, müvekkili şirketin üzücü kazanın meydana gelmesinde hiçbir kusuru, kastı ve mevzuat hükümlerine aykırı davranışı bulunmadığını, iş güvenliği önlemlerinin alındığını,gerekli eğitimlerin verildiğini belirterek davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... San ve Tic A.Ş vekili; müteveffanın işi gereğince eldiven, gözlük ve kendisine temin edilen koruyucu donanımları kullanmak ve talimatları yerine getirmek zorunda olduğunu, elektrik işinde tecrübeli olan müteveffanın gerekli önlemleri almadığını, müvekkili şirkete yüklenecek herhangi bir kusur bulunmadığını, müvekkili şirketin iş güvenliği ihlalleri yaşanmaması için üzerine düşeni tam ve kusursuz olarak yerine getirdiğini, dava konusu kazanın vuku bulduğu şantiyede iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili gerekli her türlü tedbirlerin alındığını, personelin bilgilendirildiği, konferansların düzenlendiği, şantiyede sürekli olarak iş güvenliği uzmanı bir mühendisin hazır bulundurulduğu, müvekkili şirketin yükümlülüklerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğinden gerçekleşen olayda zarar ile müvekkili şirket arasında illiyet bağı bulunmadığından davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 03.11.2020 tarihli 2018/352 Esas, 2020/426 karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 03.11.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 22.09.2022 tarihli 2021/387 Esas, 2022/1681 Karar sayılı kararı ile istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece dosya kapsamına göre, ceza soruşturması kapsamında alınan bilirkişi raporunda inşaat mühendisi-inşaat şantiye şef, ve sorumlusu ... ... ...’nin tali, elektrik mühendisi ... ...’in tali, iş sağlığı ve güvenliği uzmanı ... ...’un kusursuz, kazalının ise asli kusurlu bulunduğu, hükme esas alınan kusur raporunda ise davalı işverenlerin ayrı ayrı %40 olmak üzere toplam %80, kazalının ise %20 kusurlu olduğunun belirlendiği, bu suretle kusur raporları arasında çelişki oluştuğu, Mahkemece, ceza davasında tespit edilen kusurun varlığına ilişkin maddi olgu, hukuk hakimini bağlayacağından, ceza soruşturma dosyasının akıbeti araştırılarak, ilgili dosya celp edilmesi gerektiği, hakkında soruşturma yürütülen üçüncü kişilerin kusuru olup olmadığını tartışan tüm raporlarda belirlenen kusur oranları arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde olayın gerçekleştiği iş kolunda iş güvenliği bakımından uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden bu çerçevede yeniden uygun bir kusur raporu alınması gerektiği gerekçelerine dayalı olarak karar bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı Kurum vekili, sigortalıya verilen kusur oranının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, iş kazasının, davalı işverenlerin işyerinde gerekli tüm önlemleri almaması, denetimleri yapmaması,uygun ekipmanı sağlamaması ve işçiyi yeterli süre ve şartlarda eğitmemesi,iş sağlığı ve güvenliği bilinci oluşturulmaması nedeniyle oluştuğunu, davalı işverenlere % 100 kusur atfedilmesi gerektiğini, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... San. ve Tic. A.Ş. vekili; Belirsiz alacak davası açılamayacağını, müvekkili şirket tarafından gerekli iş güvenliği önlemlerinin alındığını, kazanın müteveffanın kusuruyla meydana geldiğini, kaçınılmazlık unsurunun söz konusu olduğunu, hatalı kusur ve hesap raporlarına göre karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 3.Davalı ... İnş. Tur. San ve Tic. A.Ş vekili; müteveffanın mirasçılarına 450.000,00 TL tutarında maddi ve manevi tazminat ödendiğini, 3.kişinin kusuru olup olmadığının araştırılması gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kastı ve kusuru bulunmadığını, gerekli iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını, kaçınılmazlık faktörünün etkisinin bulunduğunu, bilirkişi raporuna itiraz etmelerine rağmen dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunun çelişkili olduğunu, şirkete kayyum atanması nedeniyle yargılama konusu alacağın şirketten talep edilmesinin mümkün olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık rücuan tazminat istemine ilişkindir. 1.5510 sayılı Kanun'un “İş Kazası ve Meslek Hastalığı İle Hastalık Bakımından İşverenin ve Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu” başlıklı 21. maddesine göre; İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile işveren davalının, Kurumun rücu alacağından sorumluluğu ancak kusurunun varlığı halinde mümkündür. Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller taktir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, tazminat davasında verilen kararın güçlü delil oluşturduğu hususu ile ceza davasında belirlenen maddi olguların bağlayıcı olacağı hususu da gözetilmek suretiyle sigortalı ile davalının ve varsa dava dışı kişilerin kusur oran ve aidiyetleri konusunda rapor alınması gereklidir. Kusur raporlarının, 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesi, iş kazası tarihinde yürürlükte bulunan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'na uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Anılan kanunlarda; İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar, denilmekte, böylece, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır; 6331 sayılı Kanun'un "Risklerden korunma ilkeleri" başlıklı 5. maddesinde, işverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde; "a)Risklerden kaçınmak. b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek. c)Risklerle kaynağında mücadele etmek. ç) İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek. d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak. e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek. f)Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek. g) Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek. ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." ilkelerinin göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilirken, Anılan Kanunun "Çalışanların yükümlülükleri" başlıklı 19. maddesinde, "Çalışanların, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendilerinin ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşürmemekle yükümlü oldukları ve çalışanların işveren tarafından verilen eğitim ve talimatlar doğrultusunda; a)İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tehlikeli madde, taşıma ekipmanı ve diğer üretim araçlarını kurallara uygun şekilde kullanmak, bunların güvenlik donanımlarını doğru olarak kullanmak, keyfi olarak çıkarmamak ve değiştirmemek. b)Kendilerine sağlanan kişisel koruyucu donanımı doğru kullanmak ve korumak. c)İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tesis ve binalarda sağlık ve güvenlik yönünden ciddi ve yakın bir tehlike ile karşılaştıklarında ve koruma tedbirlerinde bir eksiklik gördüklerinde, işverene veya çalışan temsilcisine derhal haber vermek. ç)Teftişe yetkili makam tarafından işyerinde tespit edilen noksanlık ve mevzuata aykırılıkların giderilmesi konusunda, işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak. d)Kendi görev alanında, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak" yükümlülüğü bulunduğu belirtilmiştir. Bu yasal düzenlemeler uyarınca iş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; maddi olayın özellikleri dikkate alınarak, ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) ortak Komisyonunda işçi sağlığının esasları: Bütün işkollarında işçinin fiziksel, ruhsal ve sosyo-ekonomik bakımdan sağlığını en üst düzeye çıkarmak ve bunun devamını sağlamak; çalışma şartları ve kullanılan zararlı maddeler nedeni ile işçi sağlığının bozulmasını engellemek; her işçiyi kendi fiziksel ve ruhsal yapısına uygun işte çalıştırmak; özet olarak işin işçiye ve işçinin işe uyumunu sağlamak olarak tanımlanmaktadır. Belirlenen amaçlara ulaşmak, dolayısıyla iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önlemek temel sorumluluktur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.11.2006 gün ve E: 2006/10-696, K: 2006/704 sayılı kararı). 2. Eldeki davada, Mahkemece bozma sonrası yargılamada hükme esas alınan 29.05.2024 ve 06.01.2024 tarihli bilirkişi heyetinden alınan kusur raporlarında, davalılardan oluşan adi ortaklığın %80, kazalının %20 kusurlu olduğu kabul edilmek suretiyle sonuca gidilmişse de, eldeki davaya konu iş kazasının kurum sigortalısının davalı şirketlere ait adi ortaklığa ait firmada, elektrik kablolarının değişimi işinde çalıştığı esnada, panoya kablo bağlamak isterken elektrik akımına kapılması sonucu vefat etmesi şeklinde gerçekleştiği, dosya kapsamına göre kurum sigortalısının usta olduğu, yanında kendisine yardım eden başkaca çalışanların bulunduğu, panoda elektrik akımı olduğunu bilmesine rağmen, mesleki yeterliliği, yaşı ve tecrübesine aykırı bir şekilde tüm şalterleri indirmeden kablo değişim işine devam etmesi nedeniyle elektrik akımına maruz kaldığı açıktır. Kurum sigortalısının, elektrik akımını kesip, güvenli bir şekilde çalışma yapması kendi sorumluluğunda olup, can güvenliğini sağlama konusunda gerekli dikkat ve özeni göstermediği, gerekli tedbirleri almadığı anlaşılmaktadır. Bu husus konuya ilişkin ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunda da değerlendirilmek suretiyle kazalının asli kusurlu olduğunun tespit edilmesine rağmen, eldeki dosyada bozma sonrası yargılamada hükme esas alınan bilirkişi raporlarında, ceza dosyasında yargılanan sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinden, bu suretle kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı bulunmadığından, ceza dosyasındaki raporun değerlendirilmeyeceği gerekçesiyle bozma gereğinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece işçi sağlığı ve iş güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetinden maddi olgulara ve oluşa uygun, ceza dosyasındaki bulguları tartışan, değerlendirilen, mevcut raporlar arasında çelişkiyi giderecek şekilde, kusur oran ve aidiyeti konusunda yeniden rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken oluşa uygun olmayan, hatalı bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm tesisi hatalıdır. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi Kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, 07.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/3039, K. 2025/7633, T. 07.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-3039-e-2025-7633-k-0c042f0b142e