Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/15358 E. 2026/4329 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/15358
- Karar No
- 2026/4329
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/1715 E., 2024/24 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle 87 04... parselde bulunan bağımsız bölüm davacı adına olduğu iddia edilen 1/2 hisse üzerinde konulmuş haczin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işleminin yerinde olduğundan bahisle davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 24.09.2020 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin 24.09.2020 tarihli kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece," ... no.lu ödeme emri ile ilgili verilen karar yerinde ise de, diğer ödeme emri ile ilgili tebligat yapılmaması gerekçesi ile haczin kaldırılması kararı yerinde değildir. Davacıya ... no.lu ödeme emrinin dosya kapsamında 03.12.2008 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmakla; bu kapsamda davacının sorumluluğu, haczin dayanağı olan ödeme emrine karşı zaman aşımı da değerlendirilmek suretiyle; varılacak sonuca göre karar verilmelidir. " gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ödeme emrine ait tebliğ zarfında tebliğ alan kişi adı ve imzasının yer almadığı, zarf üzerinde ödeme emrinin tebliğ edildiğine dair bir açıklamanın da yazılı olmadığı, buna göre ödeme emrinin tebliğ yapılmaksızın davalı Kuruma iade edildiği bu nedenle de kurum tarafından uygulanan haczin davacıya geçerli bir ödeme emri tebliği yapılmaksızın yapıldığı gerekçesiyle davacı hakkında 2001/1585 sayılı ödeme emri yönünden terkin edilmiş olduğu bildirilğinden bu ödeme emri yönünden davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 2001/2073 takip numaralı sayılı ödeme emri yönünden davanın kabulüne ödeme emrinin italine, ödeme emri gereğince davacının .. İli .. Sok. .. . pafta 8.. parselde kain bulunan ½ hissesi üzerine konan haczin kaldırılmasına dair karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, bozma sonrası verilen kararın usulsüz olduğundan bahisle, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık , haczin kaldırılması istemine ilişkindir. 1.Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanun'un 80/12. maddesi, “sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüş, 5510 sayılı Kanunun 88/20. maddesi de bazı farklar dışında anılan maddeye paralel düzenleme getirmiş olup, “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüştür. 6183 sayılı Kanunun “ödeme emrine itiraz” başlığını taşıyan 58. maddesinde; kendisine ödeme emri tebliğ olunan kişinin, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde itirazda bulunabileceği, itirazında tamamen veya kısmen haksız çıkan borçludan, hakkındaki itirazın reddolunduğu miktardaki amme alacağının %10 zamla tahsil edileceği belirtilmiştir. 2.Eldeki davada, dairece verilen geri çevirme kararı kapsamında davacı tarafından haczin kaldırılması isteminde bulunulan 8704/13 parselde gelen tapu kayıtlarına göre aktif ve pasif bilgilere göre davacının hiç bir şekilde hissesinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Kurumca davacının hissesinin olduğunu iddia ettiği taşınmaza davacı adına konulan bir haczin olmadığı dikkate alınmaksızın karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.