Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/1305 E. 2025/9943 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1305
Karar No
2025/9943
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/537 E., 2024/1464 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/680 E., 2021/206 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının 04.07.2015 günü meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı ile müvekkili arasında işçi işveren ilişkisi olmadığını, husumet itirazında bulunduğunu, davacının müvekkili şirketle ilgisi ve müvekkili şirketin işçisi olmadığından müvekkili şirketin bu kazadan dolayı sorumluluğu ve kusuru da olmadığından davanın reddini talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin kazaya uğrayan işçi gibi aynı inşaatta boya ustası olarak çalışan bir kişi olduğunu, davacının müvekkilinin işçisi olmadığını, kaza, davacının üzerine basması ile ahşap iskele üzerinde yer alan tahtalardan bir tanesinin yerinden oynaması neticesinde meydana geldiğini, kazanın, metal iskele kurulması gerekirken ahşap iskele kurulmuş olmasından kaynaklandığını, bu konunun, müvekkilinin inisiyatifinde ve sorumluluğunda olmadığını, kaza her ne kadar diğer davalıya ait fabrika binasının boyanması esnasında meydana gelmiş ise de fabrika arka dış duvarının boyandığı esnada meydana geldiğine dair" iddianın asılsız olduğunu, manevi tazminat talebinin reddi gerektiğini, davacının maluliyet durumunun tereddüde mahal vermeyecek şekilde tespit edilmesi gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 11.03.2021 tarihli ve 2016/680 Esas, 2021/206 Karar sayılı kararı ile davanın kabulü ile 165.723,19 TL maddi tazminatın, 75.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 11.03.2021 tarihli ve 2016/680 E., 2021/206 K. sayılı kararına karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 04.03.2022 tarih ve 2021/864 E., 2022/351 K. Sayılı kararı ile davalı işyeri nezdinde boya işçisi olarak çalışan davacının 04.07.2015 davalı ... .. Şirketine ait fabrikanın dış cephe boya işini yaparken tahta iskelenin üçüncü katından düşmesi sonucu davaya konu iş kazasının meydana geldiği, 09.07.2020 tarihli Adli Tıp İkinci Üst Kurulu raporunda belirtildiği üzere davacının maluliyetinin %41,2 olduğu, olaya ilişkin ceza yargılaması sonucunda Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/41683 soruşturma ve 2015/20588 Karar sayılı kararı ile şirket sahibi hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, iş güvenliği uzmanı bilirkişilerden oluşan 3'lü bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 05.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda olayın meydana gelmesinde kazalı işçinin %30 oranında kusurlu olduğunun davalı ... .. Şirketinin %70 oranındaki kusurunun bir kısmının alt iş veren ...'ya ait olduğunun tespit edildiğinin anlaşıldığı, Mahkemece dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları, savcılık evrakları, bilirkişi raporunda yapılan değerlendirmeler neticesinde; öncelikle aşağıya düşme riski olan ahşap iskele kullanılması halinde işverenin tehlikeli durumu ortadan kaldırmadığının aşikar olduğu, iskelede ve yüksekte çalışacak personele yeterli eğitim vermeden çalıştırdığından ve gerekli önleyici tedbir almadığından meydana gelen iş kazası olayında ... .. Şirketinin asıl işveren konumunda olduğu, işveren ... Un San.ve Tic. A.Ş 'nin; 6331 sayılı iş sağlığı ve iş güvenliği kurallannı ihlal ettiği ve teknik önlemler konusunda ihmalinin büyük olduğu, davalı şirketin %40 oranında kusurlu olduğu; davalı ...'nun ... Un isimli firmadan dış cephe boya işini aldığı, sözlü olarak anlaştıkları, kazazedenin yanında günübirlik olarak çalıştığı, ancak adı geçen kişiyle de herhangi bir sözleşme yapmadıkları beyan edilmiş ise de taşeron (alt işveren) konumunda olduğu, çalıştırdığı işçilere iş güvenliği eğitimi aldırmadan çalıştırdığı, dış cephe boyama işini yapan davacının boyama işine başlamadan önce iskelenin önünde en az 1 metre yüksekliğinde korkuluk olup olmadığını kontrol etmediği, aşağıya düşme tehlikesine karşı emniyet kemeri vermediği, sahada yapılan çalışmaları gözetlemediği, meydana gelen iş kazası olayında asıl işveren ... Un San.Ve Tic.A.Ş ile birlikte müteselsilen sorumlu oldugu ve 6331 sayılı iş sağlığı ve iş güvenliği kurallannı ihlal ettiği ve teknik önlemler konusunda ihmalinin olduğu; diğer davalı ile olan ihmal durumlarının karşılaştırılması neticesinde ...'nun %30 oranında diğer davalının %40 oranında kusurlu olduğu; davacı kazazedenin ise ahşap iskele güvenli olmadığı halde çalışmaya devam ettiği ve işverenden emniyet kemeri talep etmediği, yani tehlikeli harekette bulunduğu, tehlikeli olduğu ve iskeleden aşağıya düşme riski olduğu bilinen bir işi yaptığı, gerekli dikkat ve özeni göstermediği, iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uymadığı, işyerinde çalıştığı sırada dikkatsiz ve tedbirsiz davrandığı, dikkatsizligi neticesinde mevzuat hükümlerine aykırı davrandığı, kendi can güvenliğini tehlikeye attığı, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Çalışanların Yükümlülükleri Yönetmeliğinin 19. maddesinde belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmediği, 6331 sayılı iş sağlığı ve iş güvenliği kurallannı ihlal ettiği ve kişisel güvenliğini almakta ihmalinin olduğu anlaşılmakla; SGK müfettiş raporu ile de belirlenen kusur oranının mahkeme tarafından da kabul edilmesi neticesinde %30 oranında kusurunun bulunduğunun tespit edidiği, söz konusu tespitlerin dosya kapsamına uygun olduğu, %41,2 maluliyeti bulunan kazazede davacı ... yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğu, Dairece davacı lehine 60.000,00 TL manevi tazminatın takdir edildiği ve hüküm altına alındığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulüne, hakkında istinaf başvurusunda bulunulan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/2 hükmü gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 165.723,19 TL maddi tazminatın, 60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya dair talebinin reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 04.03.2022 tarih ve 2021/864 E., 2022/351 K. Sayılı kararının süresi içerisinde davacı ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 13.02.2024 tarih ve 2022/5781 E- 2024/1145 K. ile "... Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; kazalı sigortalı ...'ın, davalı işyeri nezdinde boya işçisi olarak çalıştığı, 04.07.2015 tarihinde davalı ... .. Şirketine ait fabrikanın dış cephe boya işini yaparken tahta iskelenin üçüncü katından düşmesi sonucu yaralandığı, bu olay nedeniyle iş göremezliğe uğradığı, SGK teftiş raporunda davacının maruz kaldığı kaza olayının iş kazası olduğunun, olayın meydana gelmesinde kazalı işçinin %30 oranında kusurlu olduğunun, ... Un .. Şirketinin %70 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, olaya ilişkin ceza yargılaması sonucunda Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/41683 soruşturma ve 2015/20588 Karar sayılı kararı ile şirket sahibi hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, İlk Derece Mahkemesince aldırılan 10.11.2020 tarihli kök ve 30.12.2020 tarihli ek kusur bilirkişi raporlarında, 6754 sayılı Kanun'un Bilirkişilik Daire Başkanlığına verdiği görev kapsamında Adalet Bakanlığı tarafından yürütülen çalışmalar sonucunda yayınlanan belgeler doğrultusunda kusurluluk konusunda asli- tali kusurlu- kusursuz, yüzdelik kusur oranı olarak herhangi bir değerlendirme yapılamayacağının belirtildiği, akabinde anılan raporlarda; işveren ... Un San. ve Tic. A.Ş.'nin; 6331 sayılı iş saglıgı ve iş güvenliği kurallarını ihlal ettiği ve teknik önlemler konusunda ihmalinin büyük olduğu, davalı ...'nun 6331 sayılı iş sağlığı ve iş güvenliği kurallannı ihlal ettiği ve teknik önlemler konusunda ihmalinin olduğu, kazazede ...'ın 6331 sayılı iş sağlığı ve iş güvenliği kurallarını ihlal ettiği ve kişisel güvenliğini almakta ihmalinin olduğu şeklinde değerlendirme yapıldığı, İlk Derece Mahkemesince davacı kazalının %30, davalı alt işveren ...'nun % 30, davalı ... Şirketi'nin %40 kusurlu olduğu kanaatine varıldığı ve işbu oranlar doğrultusunda sonuca gidildiği anlaşılmaktadır... Somut uyuşmazlıkta kusur oranı konusunda bilirkişilerce bir belirleme yapılmadığı, ancak hakim tarafından kendiliğinden kusur belirlemesi yapılmış ise de yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgulara göre öncelikle teknik açıdan iş kazasında iş sağlığı ve güvenliği kuralları yönünden kusurları bulunan kişilerin hangi ihlalleri yaptıklarının açıkça belirlenmediği, dolayısı ile hakim tarafından belirlenen kusurun da yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. O halde bu konuda tekrar ve ayrıca yardım ve yol göstermesi bakımından işbu teknik bilirkişilerden ihlal ettikleri kurala göre kusur oranı konusunda rapor alınmalıdır. Bilirkişi raporunda sadece etkisi üzerinde durularak, ayrıca hukuki olduğu gerekçesi ile kusur oranı belirlenmeden karar verilmesi yukarıda açıklanan istikrarlı içtihatlara aykırıdır...Mahkemece yapılacak iş; aynı olaya ilişkin SGK tarafından açılan rücu dava dosyasını celp etmek, işbu dosyadaki kusur oranlarını da değerlendirmek suretiyle, A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak bilirkişi heyetine tarafların olayın meydana gelmesindeki kusur oranını belirlettirmek, iş bu kusur oranını mahkemece hükme esas alınan hesap raporuna uygulamak, bu hesap raporundaki bilinen devre sonu olarak esas alınan tarihi ileri çekmemek ve bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki farkları rapora yansıtmamak suretiyle alınacak raporu hükme esas almaktan ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek ( özellikle davacı tarafınca istinaf yoluna başvurulmadığının, temyiz yoluna ise salt manevi tazminat yönünden başvurduğunun) davacının talepleri doğrultusunda karar vermekten ibarettir..."gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilerek rücu dosyası olan Gaziantep 5. İş Mahkemesi 2021/154 E- 2023/272 K sayılı dosya suretinin dosya arasına celbedildiği, kazanın meydana geldiği iş kolunda yetkin iş güvenliği uzmanlarından oluşan, üç kişilik, hükme esas kusur raporunu düzenleyen heyetten farklı bir bilirkişi heyetinden; rücu dava dosyasını ve o dosyada alınan kusur raporlarını irdeleyen ve raporlar arasındaki çelişkileri gideren bilirkişi heyetinden kusur raporu alındığı, alınan heyet raporunun denetime elverişli, çelişkileri giderici ve hüküm kurmaya yeterli olduğu, 04.07.2015 tarihinde ... Un San. ve Tic. A.Ş 'ye ait işyerinin dış cephe boyama işini yapan kazalı işçinin, boyama işini yaptığı esnada ağaç iskeleden aşağı düşerek kazalanması şeklinde gerçekleşen iş kazasında; kazanın oluşumunda alt işveren ...'nun, iş sağlığı ve güvenliği konusunda gerekli eğitimleri verdirmemesi, kazalının yaptığı işin çok tehlikeli işler sınıfında olduğu bu tehlike sınıfında çalıştırılanların yapacağı işe ruhen ve bedenen uygun olduklarına dair sağlık raporu olmadan işe başlatılmaması gerekirken kazalının işe giriş periyodik muayene formu/ sağlık raporu olmadan işe başlatıldığı, kazalı çalışanın yaptığı işin tehlikeli ve çok tehlikeli işler sınıfında olması nedeni ile bu tehlike sınıfında çalıştırılanların mesleki eğitim belgesi olmadan bu işte çalıştırıldığı, kazalı çalışan üzerinde çalışırken, kırılması sonucu yüksekten düştüğü iskelenin ahşap olduğu, söz konusu iskelenin kurulum kontrollerinin ilgili teknik eleman tarafından yapıldığına dair dosyada herhangi bir belgenin olmaması, işyerinde kurulan iskelenin ahşap olduğu ve kaza anında kırılması sonucu kazalının yüksekten düştüğü ve olayda iş ekipmanı iskelenin daha sağlam bir malzeme olan metal iskele olarak inşaa edilmesi konusunda asıl işveren ile müşterek hareket etmemesi, kazalı çalışana kişisel koruyucu donanım olarak emniyet kemeri vb. koruyucu malzemelerin işveren tarafından temin edilmemesi, işyerinde tehlike ve risklerin belirlenip bu konuda alınacak kontrol tedbirlerinin belirtildiği risk değerlendirmesinin yapılmaması gerekçeleriyle, asıl işveren ... Un şirketi yönünden ise; asıl işverenin, alt işverenin çalışanına iş yerinde iş sağlığı ve güvenliği konusunda gerekli eğitimleri verme konusunda birlikte sorumlu oldukları ancak alt işverenin bu eğitimi vermediği ve asıl işveren tarafından bu eğitimlerin verilmemesi, işyerinde kurulan ahşap iskelenin sağlam yapıda olmadığı için kırıldığı, söz konusu iskelenin asıl işveren tarafından denetlenmemesi, iskelenin kurulumunun ve kontrollerinin teknik eleman nezaretinde yapılması hususunda gerekli sorumlulukları yerine getirmemesi, altişverenin kendi çalışanının yüksekten düşmesini önlemek amacıyla toplu koruma tedbirlerinin yanı sıra bireysel koruma tedbiri olarak emniyet kemeri bağlanması gereken yaşam hattının oluşturulmaması bu hususun asıl işveren tarafından denetlenmemesi, yüksekte yapılan çalışmanın ehil bir kişinin denetiminde yapılmaması hususunun denetlenmemesi gerekçesiyle, kazalının ise; aklı ... bir kişi olarak yüksekten düşmemesi için işverenden, emniyet kemeri talep etmemesi, emniyet kemerinin bağlanması gereken yaşam hattının inşa edilmesi konusunda talepte bulunmayarak dikkatsiz ve tedbirsiz davranarak kendi can güvenliğini tehlikeye atacak şekilde davranması nedeniyle, asıl işveren ... Un şirketinin % 50 oranında, altişveren ...'nun % 30 oranında ve kazalı işçinin % 20 oranında kusurlu olduklarına yönelik görüş belirten raporların dosya içeriğine ve oluşa uygun bulunduğu anlaşılmakla taraf vekillerinin rapora karşı itirazlarının reddine karar verilerek, Dairece kazalı işçinin % 20, davalı tarafların %80 kusur oranında sorumlu oldukları tespit edilmiş ise de; davacı vekilinin istinaf yasa yoluna başvurmadığı, temyiz yasa yoluna ise sadece manevi tazminat yönünden başvurduğu dikkate alınarak davalılar lehine oluşan usulü kazanılmış hak gözetilerek ve yeniden hesap raporu alınmasının dosyaya bir katkı sağlamayacağı kanaatine varıldığı gerekçesiyle; 1)Davanın kısmen kabulü ile a-)165.723,19-TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 04.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, b-) 60.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya dair talebinin reddine, karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bir tarafın kendi lehine verilen tam kabul kararına itiraz etmemesinin ileride oluşan ve taraflarca da bilinmesi mümkün olmayan kamu düzenine ilişkin asgari ücret farkının usulü kazanılmış hak kapsamında dikkate alınmamasının hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; Davalıya atfedilen kusurun tarafınca kabulünün mümkün olmadığını, Sosyal Güvenlik Kurumu başmüfettişi tarafından hazırlanan 30.10.2018 tarihli rapor ile iş bu dosyadan alınan rapor arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, davalının kazaya uğrayan işçi gibi aynı inşaatta boya ustası olarak çalışan bir kişi olduğunu, iş veren olmadığını, kendi nam ve hesabına da çalışmadığını, kendisinin de aynı iskele üzerinde çalışan bir işçi olduğunu, davacının davalının işçisi olmadığını, kazanın davacının ahşap iskele üzerinde yer alan tahtalardan bir tanesinin yerinden oynaması neticesinde meydana geldiğini, kazanın metal iskele kurulması gerekirken ahşap iskele kurulmuş olmasından kaynaklandığını, bu konunun davalının inisiyatifinde ve sorumluluğunda olmadığını, davacının, kaza tarihi olan 04.07.2015 tarihi itibariyle bir günlük sigorta bildirimine ilişkin kesilen idari para cezası ile tahakkuk ettirilen bir günlük primin davalı ... San. Tic. A.Ş. tarafından herhangi bir itirazda bulunulmaksızın Kuruma yatırıldığını, SGK müfettişi tarafından hazırlanan raporda da açıkça yer verildiği üzere davalı ... ile ... Un San. Tic. A.Ş. arasında akdedilmiş dış cephe boyama işi ile alakalı bir sözleşmenin bulunmadığını, işbu dosyadan alınan raporda davalıya kusur atfedilmesinin doğru olmadığını, davaya konu iş kazasından, davalının da “ ahşap iskeleyi” kuran davalı işveren gibi sorumlu kılınmasının doğru olmadığını, fahiş manevi tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 3.Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle; Davalıya husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacı işçi ile davalı arasında işçi ve işveren ilişkisi bulunmadığını, davacının davalı çalışanı olmadığını, ...'nun işçisi olduğunu, davaya konu kaza nedeni ile yeterince kusur araştırması ve tespiti yapılmadan karar verildiğini, SGK müfettişi raporunda ... A.Ş'nin %70, ...'ın %30 oranında kusurlu olduğunu, 05.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda ise ...'ın %30 iş verenin kusuru olan %70'lik kusur oranınında bir kısmının ... bir kısmının ise diğer işveren ...'ya ait olduğunun tespit edildiğinin bildirildiği, ancak iş verenlerin kusur oranlarının belirtilmediğini, iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş kazasında sürekli işgöremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde belirtilen hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı ve davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgililere ayrı ayrı yükletilmesine, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/1305, K. 2025/9943, T. 17.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-1305-e-2025-9943-k-4f248e1e6d8d