Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/9953 E. 2024/12014 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/9953
- Karar No
- 2024/12014
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/40 E., 2024/935 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 22. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/384 E., 2023/1095 K. Taraflar arasındaki iş kazası olmadığının tespiti ile aksine Kurum işleminin iptali davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... adına tescilli işyerinin tüm aktif ve pasifleriyle birlikte davacı şirkete devredildiği, davalı Kurum tarafından davacı şirket adına düzenlenen işyeri işçilerinden ...'ın 02.09.1999 tarihinde iş kazası sonucu maluliyete uğradığı iddiasıyla tazminat davası açtığı, davalının ... açtığı ihale kapsamında taşeron olarak çalıştırıldığı, işçilerin işe alınması dahil eğitimleri ve diğer kararların Üniversite tarafından alındığı, özlük haklarına da asıl işverenin karar verdiği, kazadan sonra da sigortalının yeni ihaleyi alan taşeron nezdinde Üniversitede çalışmaya devam ettiği, iddia edilerek iş kazası olmadığı, sigortalının 06.04.1999 tarihinde ameliyat olduğu ancak kazanın 02.09.1999 tarihinde olduğunun iddia edildiği, tüm sorumluluğun asıl işverende olduğu iddiasıyla davalının 02.09.1999 tarihinde iş kazası sonucu maluliyete uğradığına dair tespitin iptaline ve olayın iş kazası olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yerinde olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının görevlendirildiği yerde davacı nezdinde işçi olarak çalışırken kaza geçirdiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından; davacının hizmet döküm cetveli incelendiğinde dahili davalının kaza tarihinde ... sicil sayılı davacı şirket yanında hizmet bildiriminin bulunduğu, dosya kapsamında davalı işçinin uğradığı kazanın davacı nezdinde çalıştığı esnada gerçekleşmediğine ilişkin delil bulunmadığı, bu yönüyle davacının davasını ispat edemediği, nitekim davacı tanığının dahi işverenin haberi olmaksızın mesai saatleri dışında başka işte çalışılmadığına dair beyanı karşısında davalı işçinin davacı işveren bünyesinde çalışmakta iken geçirdiği kazanın iş kazası olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuş ve Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı ve Mahkemenin gerekçesine göre, HMK'nın 355. maddesi ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava öncesinde ve sonrasında davalı Kurum tarafından davacı ilgili müfettiş raporu ile ilgili bildirim yapılmadığı gibi dava dilekçesi ekinde dahi ilgili 07.09.2006 tarih 118/SR-055 sayılı tespit raporu tebliğ edilmediği, hukuki haklarının kullanılmasının engellendiği, herhangi bir inceleme yapılmaksızın karara varıldığı ve hangi belgelere dayanılarak iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesi hususunda açıklık ve hukuki gerekçe bulunmadığı, söz konusu tarihte mesai saatlerinde herhangi bir iş kazası gerçekleşmediği, davacı firmanın yetkililerinin mesai saatleri dışında binlerce işçisinin ne yaptığını hangi ek işlerde çalıştığını bilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, salt bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, davalı tarafından rücu davası dosyasına sunulan hastane dokümanlarda ...’ın ameliyat tarihinin 16.04.1999 tarihi ve iş kazası olduğu iddia edilen tarihin 02.09.1999 tarihi olduğu, iş kazalarının acil servis ünitesinde mevcut emniyet personeli tarafından da derhal bildirilmekte olup, iddia olunan tarihte böyle bir kayıt ve bildirimin de mevcut olmadığı, davalı Kurumda düzenlenen teftiş raporunda ve davalı Kurumun rücuya ilişkin açmış olduğu davada alınan bilirkişi raporunda da açıkça arşive ulaşılamadığının, belge ve delil bulunmadığının, olay tanığı olmadığının, işçinin farazi beyanına dayanılarak bir tespit yapıldığının belirtildiği, eksik inceleme ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazası tespitine ilişkindir. 1.Davaya konu olan "iş kazası" mevzuatımızda 506 sayılı Kanun'un 11-a ve 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, her iki kanunda da iş kazası tanımlanmamış, kazanın hangi hal ve durumlarda iş kazası sayılacağı yer ve zaman koşulları ile sınırlandırılarak belirlenmiştir. 2.Eldeki davaya konu olayın meydana geldiği tarih itibari ile davanın yasal dayanağı 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun'u olup, Kanun'un 11. maddesinde iş kazası; "A) İş kazası, aşağıdaki hal ve durumlardan birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaydır: a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısiyle, c) Sigortalının, işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d) Emzikli kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp getirilmeleri sırasında." şeklinde belirlenmiştir. 3.Olayın, iş kazası olarak kabul edilebilmesi için olaya maruz kalan kişinin 506 sayılı Kanun anlamında sigortalı olması, bedenen veya ruhen özre uğraması, bu olayın 506 sayılı Kanun'un 11. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak belirtilen hal ve durumlardan birinde meydana gelmesi ve olayla ruhen ve bedenen özre uğrama arasında illiyet bağı bulunması koşuldur. Başka bir anlatımla, olayın, iş kazası sayılabilmesi için üç koşulun birlikte gerçekleşmesi zorunludur. 4.Somut olayda, davalı sigortalının, davalı Kurumun denetim raporuna dayalı olarak, 02.09.1999 tarihinde ... adına tescilli ve sonradan aktif ve pasifleriyle davacıya devredilen şirket bünyesinde, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü tarafından açılan ihale kapsamında bildirimi yapılmış bir işte çalışırken, işverenin talimatıyla Pazar günü ... Beyaz Eşya Merkez Binası’nın üçüncü katında cam silme işi yaptığı sırada dengesini kaybederek düştüğü ve bu kazanın sonucunda %33,2 oranında sürekli iş göremezlik haline girdiği gerekçesiyle kendisine sürekli iş göremezlik geliri bağlandığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar iş kazasının 02.09.1999 tarihinde gerçekleştiği ileri sürülse de, denetim raporunda kazanın 16.04.1999 tarihinde meydana geldiği ve 29.11.2004 tarihli epikriz kaydına dayanılarak bu tespitin yapıldığı, ayrıca Kurum Sağlık Kurulu belgelerinde de kaza tarihinin 10.04.1999 olarak geçtiği görülmektedir. Bu durumda, kaza tarihine ilişkin belgelerin karşılaştırılarak kesin tarihinin belirlenmediği anlaşılmaktadır. 5.Öte yandan, hükme esas alınan ve davalı Kurum tarafından davacı işverene karşı açılmış bulunan rücuen tazminat davasına ait dosyanın eksiksiz şekilde temin edilmediği gibi, kazanın oluş şekline, sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesine ilişkin işlem ve belgelerin de dosyaya celp edilmediği görülmektedir. Ayrıca, iddia konusu kazanın meydana geldiği ... Beyaz Eşya Merkez Binası işvereni ile davacı arasındaki ilişkinin mahiyeti araştırılmamış; aralarında asıl-alt işveren ilişkisi, işyeri devri ya da geçici iş ilişkisi gibi herhangi bir bağ bulunup bulunmadığı yöntemine uygun şekilde incelenmemiştir. Tüm bu eksiklikler tamamlanmadan, olayla ilgili beyanları birbirini doğrulamayan ve belirsiz olan tanık ifadelerine dayanılarak hüküm kurulması isabetsiz bulunmuştur. 6. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.