Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/9638 E. 2024/12807 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/9638
- Karar No
- 2024/12807
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3246 E., 2024/1764 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 16. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/654 E., 2022/241 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalıya ait işyerinde 01.05.1994-01.08.2005 tarihine kadar kesintisiz, 30.11.2006 tarihinden 21.01.2007 tarihine kadar, 30.11.2007 tarihinden 03.01.2008 tarihine kadar, 30.11.2008.tarihinden 01.02.2009 tarihine kadar, 30.11.2009 tarihinden 26.01.2010 tarihine kadar, 11.01.2011 tarihinden 01.05.2011 tarihine kadar kesintisiz olarak çalıştığının ve son maaşının net 1.350 TL olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı ... Nak. San. Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davacının 1994 yılından 2016 yılına kadar kesintisiz çalıştığını kabul etmediklerini, çalıştığı dönemlerin sigorta kayıtlarında belirtildiğini, işe giriş ve çıkışlarında talepleri ve ibralarını yazılı olarak sunduğunu, işten kendi isteği ile ayrıldığını, çalıştığı dönemler boyunca asgari ücretle hamal olarak çalıştığını ve tüm haklarının ödendiğini, iş akdinin şirketin şubesinin kapanması nedeniyle feshedildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesi ile zamanaşımı, hak düşürücü süre, derdestlik, husumet, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, çalışanların prim ödeme gün sayıları ile sigorta primlerini gösteren kayıt ve belgelerin Kuruma bildirilme yükümlülüğünün işverene ait olduğunu, davacının talebi ile ilgili Kurumun yaptığı işlemin doğru olduğunu, herhangi bir eksiklik bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabul ve kısmen reddine, davacının ... sicil sayılı davalı işyerinde 02.01.2009-31.01.2009 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak asgari ücret ile sürekli ve kesintisiz olarak çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde: a-Islak imzalı bildirge asıllarının davalı işverenin elinde olduğunu, buna rağmen bildirge asıllarını mahkemeye vermekten imtina ettiğini, müvekkilinin bildirgelerdeki imzaları inkar ettiğini ve aksinin davalı tarafından ispat edilemediğini, b- Dinlenen tanıkların kesintisiz çalışmayı doğruladığını, c-Davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir. 1. Feri müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde: a. Fiili çalışmanın ispat edilemediğini, b. Usul ve yasaya aykırı kararının bozulmasını talep etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet ve prime esas kazancın tespitine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Kurum vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. İnceleme konusu davada davacı, davalı işverene ait işyerinde 01.05.1994 - 21.07.2016 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığı halde Kuruma bildirilmeyen 01.05.1994 - 01.08.2005, 30.11.2006- 21.01.2007, 30.11.2007 - 03.01.2008, 30.11.2008 - 01.02.2009, 30.11.2009 - 26.01.2010, 11.01.2011- 01.05.2011 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespiti ile son maaşının net 1.350 TL olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiş, Mahkemece davacı ile davalı arasında 02.01.2009 tarihinde düzenlenmiş davacı imzalı belirli süreli iş sözleşmesinde; işe başlama tarihinin 02.01.2009 olduğunun, sözleşmenin 11 ay süreli olduğunun belirtilmiş olması, 21.01.2007 işe başlama tarihli, 03.01.2008 işe başlama tarihli, 26.01.2010 işe başlama tarihli, 05.05.2011 işe başlama tarihli işe giriş bildirgeleri ile 30.11.2008 işten ayrılış tarihli işten ayrılış bildirgesinde davacının imzasının bulunması, davacı ...'ın 01.08.2005 tarihinde 01.10024789.06 sicil numaralı dosyada işlem gören davalı işyerinde işe başlayacağına ilişkin işe giriş bildirgesinde davacının imzasının bulunması ve bilirkişi raporu ile imzanın doğrulanması, inkar edilen imzaların davacıya ait olmadığının ispat edilememesi, işten ayrılışa ilişkin beyan dilekçeleri, vergi kaydı, davacı tarafından yazılmış ve imzalanmış istifa dilekçelerinin bulunması ve tüm dosya kapsamı karşısında davacının işyerinde kesintili olarak çalıştığı düşüncesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; davacının işe giriş bildirgesinde yer alan 01.08.2005 tarih öncesi çalışmanın yeteri kadar araştırılmadığı, ilk işe giriş bildirgesindeki imzanın davacının eli ürünü olduğunun tespit edilerek öncesi dönemin reddine karar verilmesinde ki imzanın davacının eli ürünü olmasının bu dönem için ret gerekçesi olamayacağının anlaşılmış olması, ayrıca 02.01.2009 tarihli iş sözleşmesi dikkate alınarak 02.01.2009-31.01.2009 tarihleri arasındaki hizmete karar verilerek diğer süreler yönünden reddine dair verilen kararda yapılan araştırmanın da yeteri olmadığı, dolayısıyla dosyadaki mevcut delillerin karar vermeye elverişli olmadığı görünmektedir. Mahkemece yapılması gereken iş; davacının çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla, dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenin bordrolarında kayıtlı kişiler ile aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler resen saptanarak, çalışmaların varlığı ve süresi yönünden bilgi ve görgülerine başvurulmalı, bunun dışında sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu gereğince tespit edilerek, davalı işyerinde tespiti istenen dönemlerde Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa, belgeler getirtilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde; iş yerlerinin kapsamı, kapasitesi ile işin ve işyerinin niteliği nazara alınmalı, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, davacının çalıştığı iddia edilen süreler tereddütsüz belirlenerek, Y.H.G.K'nın 14.11.2019 tarih 2016/10-374 Esas, 2019/1184 Karar sayılı ilamında da belirtildiği şekilde yapılacak araştırma ile varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ..., Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oyçokluğuyla, 11.12.2024 tarihinde karar verildi. -KARŞI OY- Davacı tarafından açılan hizmet tespiti davası ile davalıya ait işyerinde 01.05.1994-01.05.2011 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığı halde, işveren tarafından bildirilmeyen hizmetlerinin bulunduğu dava konusu edilmiş, Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının imzalı işe giriş bildirgesinin verildiği 01.08.2005 tarihi başlangıç alınmak suretiyle imzalı sözleşmeler işe giriş ve çıkış belgeleri dikkate alınarak kesintili çalışmanın varlığı kabul edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne 02.01.2009-31.01.2009 tarihleri arasındaki hizmetlerin tespitine fazla talebin reddine karar verilmiştir. Kararın davacı ve Kurum tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizde yapılan temyiz incelemesi sonucunda sayın çoğunluk tarafından; işe giriş bildirgesinin imzalı olmasının önceki dönem yönünden red kararı vermek için yeterli olmadığı bu dönem yönünden çalışmanın varlığının usulünce araştırılması gerektiği, işe giriş bildirgesinin verildiği dönem sonrası için yapılan araştırmanın da yeterli olmadığı, bu dönem yönünden bordro tanıkları ile komşu işyeri tanıklarının dinlenmesi, iş yeri kapsam ve kapasitesi, işin niteliğinin araştırılması, davacının kayıtlara geçmeyen çalışmalarının nedeni, bu dönemde kurum tarafından işyerinde teftiş yapılıp yapılmadığının araştırılmadan karar verilmesinin isabetsiz olması nedeniyle karar bozulmuştur. Sayın çoğunluğun 01.08.2005 tarihi öncesi dönem yönünden eksik araştırmaya yönelik yaptığı bozmaya katılmakla birlikte sonraki dönem yönünden eksik araştırma bulunmadığından bu dönem mahkeme kararı yerinde olduğundan dava konusu tüm dönem için yapılan bozma kararına katılmıyorum. Şöyle ki; Davacı tarafından ilk defa işe giriş bildirgesinin verildiği 01.08.2005 tarihinde işverene ikamet belgesi nüfus cüzdan fotokopisi sunmak suretiyle işe başlamış, 30.11.2006 tarihinde istifa dilekçesinde davalı işyerinde 06.01.2005 tarihinden beri çalıştığını mazereti nedeniyle işten ayrılmak istediğini, tüm hak ve alacaklarını aldığına dair ibraname vermek suretiyle işten ayrıldığı, 21.01.2007 tarihli tekrar işe giriş bildirgesi ile yeniden çalışmaya başladığı, 30.11.2007 tarihine kadar çalıştığı, bu tarihte verdiği imzalı dilekçe ile işten ibraname vererek işten ayrıldığı, aynı işyerinde 03.01.2008 tarihinde tekrar imzalı işe giriş bildirgesi ile işe başlayıp 30.11.2008 tarihine kadar çalıştığı, 30.11.2008 tarihinde yazdığı imzalı dilekçe ile istifa ettiği, 02.01.2009 tarihli belirli süreli 11 aylık iş sözleşmesi ile çalışmaya başladığı, 30.11.2009 tarihinde istifa etmek suretiyle ayrıldığı, yine 26.01.2010 tarihinde dilekçe vermek suretiyle işe başlamak istediği, aynı tarihli belirli süreli 11 aylık bireysel iş sözleşmesi kapsamında çalışmaya başladığı, 11.01.2011 tarihine kadar çalışıp istifa etmek ibraname vermek suretiyle işten ayrıldığı, kısa bir ara verdikten sonra 04.05.2011 tarihli dilekçesi ile yeniden işe başlamak için işverene başvurduğu, 05.05.2011 tarihli işe giriş bildirgesi ile hizmetlerinin bildirildiği anlaşılmaktadır. Davacı bu belgelere herhangi bir itirazda bulunmamış, sahteliğini, geçersizliğini hata hile ve ikrah yoluyla alındığını da iddia ve ispat edememiştir. Yazılı delil bu haliyle davacıyı bağlayacaktır. Yerleşik içtihatlarımız da bu yönde olup; yazılı delil karşısında tanık beyanına itibar edilmesi mümkün değildir. Mahkeme de bu kabulle hareket ederek davanın tümden reddine karar vermiş ise de yazılı delil bulunan 01.08.2005 tarihi sonrasındaki dönem yönün verdiği karar isabetlidir. Bu dönem yönünden eksik araştırma nedeniyle tanık dinlenilmesine gerek olmadığı düşüncesiyle sayın çoğunluk bozma görüşüne katılmıyorum.