Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/9183 E. 2024/8830 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/9183
- Karar No
- 2024/8830
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/1040 E., 2024/285 K. KARAR : Kabul Taraflar arasında görülen 01.11.2014 tarihi itibariyle aylık bağlanması ve ödenmeyen aylıklarının yasal faiziyle ödenmesi gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, davacı müvekkilinin ilk defa 4/a kapsamında 01.10.1975 tarihinde sigortalı olarak çalışmaya başladığını ve 30.10.2014 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğunu, davalı Kurumun 17.12.2014 tarihli cevabi yazısında müvekkilinin Bağ-Kur sonrası en az 1.260 gün SSK hizmetinin bulunması gerektiği gerekçesi ile tahsis talebini işlemden kaldırdığını, müvekkili tarafından prim borcunun ödenmesine müteakip 01.01.2015 tarihinde yaşlılık aylığı bağlandığını, müvekkilinin 30.10.2014 tahsis talep tarihinde sadece 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetleri ile tahsis şartlarını taşıdığını, Bağ-Kur hizmetlerine ihtiyacı bulunmadığı halde, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmet birleştirmesine zorlanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, 30.10.2014 tahsis talep tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığına müstahak olduğuna, 01.11.2014 tarihi itibariyle aylık bağlanmasına, mahrum kalınan aylıkların ödenmeleri gereken tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili gerektiğine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili, davacının 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kuruluşlarına Tabi Hizmetlerin Birleştirilmesine İlişkin Kanun gereğince, son 7 yıllık fiili hizmet süresinin Kuruma tabi olarak geçmesi gerektiği ile ilgili şartı yerine getirmediğinden dolayı müvekkil Kurum işlemlerinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, bu nedenle haksız ve yersiz açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.01.2019 tarihli ve 2018/142 E. 2019/148 K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1.Mahkeme kararına karşı davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Yargıtay (kapatılan) 21 inci Hukuk Dairesinin 02.06.2020 tarihli, 2019/2951 Esas, 2020/2131 Karar sayılı ilamında; dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 30.10.2014 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, anonim şirket yönetim kurulu üyeliğine istinaden 5510 sayılı Kanun 4/1(b) maddesi gereği sigortalılığı başlatılıp prim borcu bulunduğundan bahisle yaşlılık aylığı talebinin reddedildiği, davacının 30.12.2014 tarihinde prim borcunu ödeyerek tekrar tahsis talebinde bulunduğu, 01.01.2015 tarihi itibariyle 600 gün askerlik borçlanması, 3214 gün SSK, 1231 gün Bağ-Kur hizmeti üzerinden davacıya yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının 02.03.2012 tarihinde başlatılan 5510 sayılı Kanun 4/1(a) maddesine tabi sigortalılığının 30.12.2014 tarihine kadar kesintisiz olarak aynı işyerinde devam ettiğinin anlaşıldığı, davanın yasal dayanağını oluşturan ve yaşlılık aylığından yararlanma esas ve şartlarını düzenleyen 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı maddesinin H fıkrasına göre, “Bu maddede belirtilen yaşlılık aylıklarından yararlanabilmek için, sigortalının çalıştığı işten ayrılması ve yazılı istekte bulunması şarttır.” hükmü düzenlendiği, Mahkemece, davacının işten çıkış tarihinin 30.12.2014 tarihi olduğu ve davacının tahsis talep tarihi itibariyle işten ayrılmış olma koşulunu yerine getirmediği anlaşıldığı halde, hatalı değerlendirme yapıldığı yönünde karar bozulmuştur. B. İkinci Bozma Kararı 1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 14.01.2021 tarihli ve 2020/318 E. 2021/16 K. sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2.Dairemizin 25.11.2021 tarihli, 2021/10856 E. 2021/14911 K. sayılı kararında; davacı ... karar tarihinden sonra 14.04.2021 tarihinde vefat ettiği, vefat tarihinden sonra davacı vekilinin 02.11.2021 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğinin anlaşıldığı, ölümle vekalet sona erdiğinden, mirasçıların katılımı sağlanmak suretiyle ya da muris vekiline vekalet vermeleri sağlanmak suretiyle feragat konusundaki taleplerinin devam edip etmediği de belirlenmek suretiyle sonucuna göre hüküm kurulmalıdır yönünden karar bozulmuştur. C. Üçüncü Bozma Kararı 1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 04.10.2022 tarihli ve 2022/34 E. 2022/487 K. sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir. 2. Dairemizin 09.01.2023 tarihli, 2022/14432 Esas 2023/4 Karar sayılı kararında; 506 sayılı Kanun'un mülga 62 nci maddesindeki “çalıştığı işten ayrıldıktan sonra” ibaresinin Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edildiği hususu da dikkate alınarak, yapılacak değerlendirme ile karar verilmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kabulüne, davacının 30.10.2014 tarihli aylık tahsis talebinin reddine ilişkin davalı Kurum işleminin iptali gerektiğinin tespitine, davacıya müstakilen 506 Kanun kapsamındaki hizmetleri ile 01.11.2014 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun'un geçici 81/A bendi kapsamında 15 yıl 3600 gün üzerinden yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, davacının mahrum kaldığı aylıkların hak edilme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsili gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, yeterli inceleme yapılmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının 01.11.2014 tarihi itibariyle aylığa hak kazandığının ve ödenmeyen aylıklarının yasal faiziyle tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin 7, 8, 9 uncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin 2 nci fıkrası ve 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı, geçici 81 inci maddesidir. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 23.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.