Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/5698 E. 2024/12233 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5698
Karar No
2024/12233
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1448 E., 2022/1129 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 22. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/446 E., 2020/8 K. Taraflar arasındaki Basın İş Kanunu kapsamında çalışmalarının tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ile davalı Kurum ve davalı işverenlerden ... Dergi Basım Yayın San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum ve davalı ... Dergi Basım Yayın San ve Tic AŞ vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının gazeteci olduğu, sayfa sekreteri olarak 1475 sayılı Kanuna göre 01.03.2000 - 30.09.2002 tarihleri arası ... Yayıncılık A.Ş. nezdinde, 01.10.2002 - 24.04.2008 tarihleri arası ise ... Dergi Basım Yay. San.ve Tic. A.Ş. nezdinde 4857 sayılı Kanuna göre çalıştırıldığı, davacının görevinin sayfa sekreteri olarak 5953 sayılı Kanun'a göre çalıştırılması gerekirken davalılarca 1475 ve 4857 sayılı îş Kanuna göre çalıştırıldığı, davacı taleplerini ... Sosyal Güvenlik Merkezi’ne yazılı olarak 21.06.2017 tarih ve ... evrak no ile ilettiği ancak bu güne kadar 5521 sayılı Kanun'un 7. maddesinde belirtilen yasal sürede davacıya olumlu veya olumsuz herhangi bir yanıt verilmediği iddiasıyla davacının davalılar nezdindeki çalışmalarının 5953 sayılı Kanun kapsamında ve 506 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesi kapsamında itibari hizmet olarak tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı Kurum kayıtlarının esas olduğu, aksi yöndeki davacı iddialarının eşdeğer kayıtlarla ispatı gerektiği, iddialarının salt tanık beyanları ile ispatlanmasına muvafakatlerinin olmadığı, tanıkların işi bilen ve işyeri çalışanı olması gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ... Dergi Basım Yay. San.ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı şirketteki çalışmasının sona erdiği 9 yıl sonra istemde bulunduğu, 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolması nedeni bu yönde karar verilemeyeceği, davacının davayı açmakta yararı bulunmadığı, Y.ÎBBGK 18.02.2002 tarih ve 1997/İE-2000/1K sayılı Yargıtay’ın vermiş olduğu içtihadı birleştirme kararı ile “itibari hizmet süresinin yalnızca sigortalılık süresine eklenebileceğine ve ayrıca bu sürenin fiili prim ödeme gün sayısına eklenmesinin söz konusu olamayacağına” karar verildiği, bu nedenle davacının bu davayı açmada yararı bulunmadığı, davacının yaptığı işin gazeteci olarak nitelendirilemeyeceği, bu nedenle çalışmalarının 5953 sayılı Kanun kapsamında bulunmadığı, davacının çalıştığı dönemde sarı basın kartı sahibi olmadığı, 506 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilen davalı için sigortalılık süresine itibari hizmet süresi eklenmesinin şartlarının gerçekleşmediği, sigortalının çalışmalarının tamamının istisnasız olarak itibari hizmet süresine eklenemeyeceği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3.Davalı ... Dergi Basım A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin 28 değişik şirketin sadece aktiflerinin TMSF tarafından bir araya getirilerek ... Ticari ve İktisadi Bütünlüğü adı altında Bankacılık Kanunu hükümleri çerçevesinde satışla çıkartılan Bütünlük TMSF den cebri icra yolu ile satın aldığını. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu doğrultusunda yapılan satışın cebri icra satışı olduğundan bahisle, bütünlük içerisinde yer alan aktiflerin önceki sahibi olan şirketlere ileri sürülmesi gereken alacak vs. iddialarının ihaleyi kazanana karşı ileri sürülemeyeceğine karar verildiğini beyan ederek dava konusu taleplerin muhatabının hali hazırda tüzel kişiliği devam eden ve davacının iş akdini fesheden işveren ... Dergi Basım Yayıncılık San. Tic Aş olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından; davacının, davalı ...Ş. ve davalı ... Dergi Basım Yay. San. Ve Tic. A.Ş. bünyesinde geçen ve Kuruma 4857 sayılı Kanun kapsamında bildirimi yapılan tüm sürelerin 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanununa (Basın İş) tabi çalışma olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının, davalı ...Ş ve Davalı ... Dergi Basım Yay. San. ve Tic. A.Ş. bünyesinde geçen ve Kuruma 4857 sayılı Kanun kapsamında bildirimi yapılan tüm sürelerin 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanununa (Basın İş) tabi çalışma olduğunun, 01.03.2000 - 30.09.2002 tarihleri arası ... Yayıncılık A.Ş bünyesinde 01.10.2002 - 30.03.2005 ile 01.10.2005 - 24.04.2008 tarihleri arası ... Dergi Basım Yay. San. Ve Tic. A.Ş. bünyesinde 506 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesinin 1/a kapsamında hizmet akdiyle basın sigortalısı gazeteci olarak çalıştığının ve fark sigorta pirimlerinin davalı tarafından Kuruma ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı Kurum vekili ve davalı ... Dergi Basım Yayın San. ve Tic. A.Ş. vekili istinaf yoluna başvurmuşlar ve Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı işveren tarafından davacının bir kısım çalışmalarının kuruma bildirildiğinden ve blok çalışma olduğundan, 506 sayılı Kanun'un 79. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin dolmadığı (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/21-2177 esas, 2019/836 sayılı kararı ile 2016/10-917 esas 2019/833 karar sayılı ilamlarında belirtildiği üzere), talep edilen dönemde iş yerinin kapsamda olduğu, tanık beyanlarına göre davacının iddia ettiği dönemlerdeki fiili çalışmasının ispatlandığı ayrıca çalışmalarında 506 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesi kapsamında (5953 sayılı Kanun kapsamında) olduğu ispat edilmiş olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre açısından reddine karar verilmesi gerektiği, Kuruma başvuru gerekmekte iken Kuruma başvurmadan dava açtığından davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiği, Mahkemece gerekli inceleme ve araştırma titizliği yeterince gösterilmeden hüküm tesis edildiği, davacının dava konusu yaptığı çalışmalarının işyerinin hangi bölümünde geçtiği, gördüğü işin kapsamı, türü ve niteliği yani davacının yaptığı işin geçtiği yerin yasada sayılan olumsuz koşulları taşıyıp taşımadığı, davacının yaptığı işin kapsamı, türü ve niteliği araştırılması ve yetersiz tanık anlatımlarına yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak kurulan 16.01.2020 tarihli karar ortadan kaldırılması gerektiği, Kurum dava açılmasına sebebiyet vermediğinden Kurum aleyhine vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmemesi aksine Kurum lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Davalı ... Dergi Basım Yayın San. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının, davalı şirkette çalışması sona erdikten yaklaşık 9 yıl sonra istemde bulunduğu ve davanın öncelikle zaman yönünden aşıma uğradığından bahisle reddine karar verilmesi gerektiği, davacının huzurdaki davaya konu döneme ilişkin itibari hizmet süresinin tespit edilmesi halinde, itibari hizmet süresinin yalnızca sigortalılık süresinde eklenebileceğine ve ayrıca bu sürenin fiili prim ödeme gün sayısına eklenmesinin söz konusu olmayacağından, davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, İlgili yasaya göre, basım ve gazetecilik işyerinde çalışma nedeniyle itibari hizmet süresinden yararlanabilmek için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerektiği, 506 sayılı Kanunun EK5/I-a bendine göre, iş kanuna tabi olmayan ve işçi niteliği taşımayan her türlü fikir ve sanat işinde çalışanın gazeteci vasfına sahip olması gerektiğini, davacı, sayfa sekreteri olduğunu beyan ettiğinden yani iş ve işlemlerin “teknik” kısmında çalışmasından dolayı bu madde kapsamından yararlanamayacağı sabit olduğunu, davacının yapmış olduğu işin fikir ve sanat üretiminden çok teknik işler kapsamında olduğu, tanık beyanlarında davacının yapmış olduğu işi kontrol eden, sayfa onayını yapan, sayfa sekreterlerini yöneten bir yönetici olduğu beyan edildiğini, fikir ve sanat üretiminde bulunmayan davacının gazeteci olarak değerlendirilmesi ve itibari hizmetine karar verilmesi hükmü hukuka aykırı olduğunu, İtibari hizmet süresinin eklenmesini talep ettiği dönemdeki çalışma ortamının, yukarıda belirtilen kanuni şartları taşıdığını ve yaptığı çalışmaların tamamının itibari hizmet süresine eklenmesi gerektiğini, davacı hukuka uygun, açık ve kesin delillerle ispat etmek durumunda olduğu, hükmün sonuç kısmında itibari hizmet gün sayısı belirlenmeden, tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulduğu, 506 sayılı Kanun'un Ek 5/3. maddesi gereği, davacının kabul edilen itibari hizmet gün sayısı belirlenmeden, infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının 01.03.2000 - 24.04.2008 tarihleri arasındaki çalışmalarının Basın İş Kanunu kapsamında olduğunun tespitine ilişkindir. 1.İtibari hizmet süresi, ağır ve yıpratıcı işlerde çalışanların erken yıpranmaları nedeniyle daha erken emekli olabilmeleri için kanun koyucu tarafından belirlenmiş düzenlemelerden biridir. İtibari hizmet süresi fiilen olmayan ancak kanun koyucu tarafından verilen imkân nedeniyle varsayılan bir sürenin sigortalılık süresine eklenmesi şeklinde ortaya çıkmış ve 506 sayılı Kanun kapsamında düzenlenmiştir. 2.506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun Ek 5. maddesinde; Basın İş Kanunu kapsamında çalışan sigortalılardan, anılan Kanunu değiştiren 212 sayılı Kanun'un birinci maddesi kapsamına giren yerlerde çalışanlar ile Basın kartı yönetmeliğine göre basın kartına sahip olmak suretiyle gazetecilik yaparken, kamu Kurumlarına giren ve bu kurumlarda meslekleriyle ilgili görevlerde istihdam edilen sigortalılardan, basın müşavirliklerinde çalışanlarda her tam yıl için 90 günün sigortalılık süresi olarak ekleneceği; kesirlerin hesaplanmasında tam yıl 360 gün olarak alınacağı ve fiilen çalışılmış güne eklenecek itibari hizmet günü sayısının bulunmasında (Çalışılan gün sayısı x 0,25) formülünün uygulanacağı düzenlemesine yer verilmiştir. 3. Görüldüğü üzere Kanun hükmü ilgili maddelerde sayılı ve sınırlı olarak öngörülen hizmetin geçtiği yer, kapsamdaki işler/işyerleri ve kapsamdaki sigortalılar yönünden belli çalışma şartlarının tümünün gerçekleştiği durum için uygulama olanağı bulunmaktadır. 4.Buna göre, 506 sayılı Kanun bakımından, 212 sayılı Kanunla değiştirilen Basın İş Kanunu kapsamına tabi olarak çalışan sigortalılar ile Basın kartı yönetmeliğine göre basın kartına sahip olmak suretiyle gazetecilik yaparken, kamu kurumlarına giren ve bu kurumlarda meslekleriyle ilgili görevlerde istihdam edilen sigortalılar Ek 5. maddenin 1 inci bendi kapsamında itibari hizmetten faydalanabilecektir. 5. Basın İş Kanun'un 1 inci maddesinde, bu Kanun hükümlerinin Türkiye’de yayınlanan gazete ve mevkutelerle haber ve fotoğraf ajanslarında her türlü fikir ve sanat işlerinde çalışan ve İş Kanunundaki "işçi" tarifi kapsamı dışında kalan kimselerle bunların işverenleri hakkında uygulanacağı, bu Kanun'un kapsamına giren fikir ve sanat işlerinde ücret karşılığı çalışanlara gazeteci deneceği belirtilmiş, 2 inci maddesinde, birinci maddenin kapsamı içerisinde bulunup da Devlet, il ve belediyeler ve İktisadi Devlet Teşekkül ve kurumlarıyla sermayesinin yarısından fazlası bu teşekküllere ait şirketlerde istihdam edilen memur ve hizmetliler hakkında bu Kanun hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmüştür. 6.Ayrıca belirtilmelidir ki, 20.04.1994 günü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve 1 inci maddesine göre amacı, radyo ve televizyon yayınlarının düzenlenmesine ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin esas ve usulleri belirlemek olan 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun “Radyo ve Televizyon Kuruluşlarının Haber Birimlerinde Çalışanlar” başlığını taşıyan 38 inci maddesinde, radyo ve televizyon kuruluşlarının haberle ilgili birimlerinde çalışanların da 5953 sayılı Kanun'a tabi oldukları açıklanmış olup, bu Kanunun yürürlükten kaldırılmasından sonra 03.03.2011 tarihi itibari ile yürürlüğe girmiş olan 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun un "Haber birimlerinde çalışanlar" başlıklı 23. maddesinde de medya hizmet sağlayıcılarının haber birimlerinde çalıştırılacak basın kartlı personelin Basın İş Kanuna tabi olduğu belirtilmiştir. 7.Anlaşılacağı üzere, Kanun koyucu tarafından Basın İş Kanunu kapsamına tabi olarak çalıştırılanlara itibari hizmet süresi hakkı tanınmış olmakla birlikte, bu haktan yararlanma “Her türlü fikir ve sanat işlerinde çalışma” koşuluna bağlanmıştır. Anılan kavram, gazetecilik mesleğinin yerine getirilmesine ilişkin olarak ve doğrudan doğruya ilgili alanlarda çalışmayı ifade etmekte olup, buna göre, yazar, muhabir, editör, redaktör, düzeltmen, çevirmen, sayfa sekreteri, fotoğrafçı, kameraman, ressam, karikatürist vb. çalışanların, bu meslekle doğrudan doğruya ilgili olduklarından gazeteci olarak kabul edilmeleri gerekmekte, buna karşın, aynı tür işyerlerinde teknik sorumlu, şoför, sekreter, muhasebe elemanı, satış, pazarlama vb. işlerde çalışanların ise söz konusu Kanuna tabi gazeteci olarak değerlendirilmeleri olanaklı görünmemektedir. 8. 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun bakımından ise, radyo ve televizyon kuruluşlarının haberle ilgili birimlerinde çalışma kavramının, haberin oluşumuna doğrudan katkı sağlama olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre; haber müdürü, editör, prodüktör, muhabir, foto muhabiri, haber spikeri, haber kameramanı vb. çalışanların Basın İş Kanuna tabi oldukları belirgin ise de, uplink görevlisi, şoför, diğer teknik ve idari personel, vb. çalışanların, haberin oluşumuna doğrudan katkısı olmadıklarından kapsam dışı tutulmaları zorunludur. 9.Bu bağlamda hizmet akdine tabi çalışmaların Basın İş Kanunu ve 506 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesi kapsamında olduğu iddiasına dayalı davalarda; hizmetlerin geçtiği iş yerinin kapsam ve kapasitesi ile gerçekleşen çalışmanın niteliği irdelenmeli, bu bakımdan iş yeri hakkında, öncelikle Kanun kapsamına alınıp alınmadığı hususu ile itibari hizmet kapsamında olup olmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumunca veya İş Müfettişlerince denetim yapılıp yapılmadığı araştırılmalı, iş yerinde itibari hizmete tabi olarak bildirim yapılan kişilerin varlığı ile birlikte, davacının nerede, iş yerinde hangi bölümde, ne surette çalıştığı, tüm bilgi ve belgeler ile bordrolu tanıklar dinlenildikten sonra net olarak belirlenmelidir. Çalışmanın Basın İş Kanunu kapsamına girip girmediği hususunda, davacının yaptığı işin fikir ve sanat işi niteliğinde olup olmadığının tespitinde iletişim fakültelerinde görevli bilirkişi yada bilirkişi heyetinden rapor alınarak, dinlenilen bordrolu tanıklar ile davacı hakkında iş yerinde tutulan tüm belgeler ve kayıtlar dikkatle incelendikten sonra, sonucuna göre bir karar verilmeli, ulusal veya yerel televizyon veya radyolarda geçtiği iddia edilen çalışmalar bakımından da haberle ilgili birimlerinde ve haber program kayıtlarına ilişkin cd çözümleri ile birlikte RTÜK kayıtlarının istenmesinden sonra yapılan işin fikir ve sanat işi niteliğinde olup olmadığı tespit edilmeli ve 30.09.2008 tarihinden önceki çalışmalar yönünden 506 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "...Fiilen çalışılmış güne eklenecek itibari hizmet günü sayısının bulunmasında (Çalışılan gün sayısı x 0.25) formülü uygulanır." hükmü ile Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 16.05.2000 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 18.02.2000 gün ve 1997/1 Esas - 2000/1 Karar sayılı kararında, itibari hizmet süresinin, salt sigortalılık süresine eklenmesi gerekeceği, ayrıca bu sürenin fiili prim ödeme gün sayısına eklenmesinin söz konusu olamayacağına ilişkin kararı dikkate alınmalı, basın kartının varlığına ilişkin koşul da araştırılmalı ve oluşacak sonuca göre infaza elverişli şekilde bir karar verilmelidir. 10. Eldeki davada, 16.03.2010 tarihinden itibaren basın kartı sahibi olan davacının sayfa sekreteri olarak çalışmalarının geçtiği iddia edilmekte olup, başka herhangi bir delil bulunmaksızın tek tanık beyanı ile istem hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle davaya konu 24.04.2008 tarihinden önceki dönemde hangi işlerle ve nerede çalıştığının tespit edilmeli ve özellikle davalı iş yerinde hangi bölümünde çalıştığı olgusu üzerinde durulmalı, buna göre öncelikle bordrolu tanıkların varlığının araştırılması ve iddia konusu dönemde davacının fiilen yaptığı işin belirlenmeli, bu yönde davacı hakkında kayıtların varlığı gerek RTÜK ve gerekse davalı iş yerinden araştırılmalı, davacının adının geçtiği gazete nüshaları bulunup bulunmadığı belirlenmeli ve 506 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesi kapsamında çalışmalarının geçip geçmediği hususunun netleştirilmesi gereklidir. 11.Öte yandan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasında “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü öngörülmüş olup, 506 sayılı Kanun'un Ek 5 inci maddesinin 3. fıkrasının "...Fiilen çalışılmış güne eklenecek itibari hizmet günü sayısının bulunmasında (Çalışılan gün sayısı x 0,25) formülü uygulanır.” hükmü gereği, davacının tespit edilen günlerinin x 0,25 formülüyle hesaplanan itibari hizmet süresinin sigortalılık süresine eklenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm altına alınan tarihlerin zikredilmesiyle yetinilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 12. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/5698, K. 2024/12233, T. 03.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-5698-e-2024-12233-k-fd69d3014baf