Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/4900 E. 2024/5810 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4900
Karar No
2024/5810
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2601 E., 2024/382 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 17. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/90 E., 2021/56 K. Taraflar arasındaki ölüm aylığının iptali ve yersiz ödemelerin iadesine ilişkin Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı tarafından verilen dava dilekçesinde; davacının eşi ...’ın vefatı hasebiyle kendisine bağlanan dul aylığını almakta iken davalı Kurum tarafından gönderilen 19.10.2017 tarihli yazı ile müteveffanın son çalışmalarının 4/b kapsamında olduğunun anlaşılmasından bahisle aylığı iptal edilerek yersiz ödenen aylıklarının iadesi için tarafına 49.773.93 TL tutarında borç tahakkuk ettirildiğini, müvekkilinin dul aylığı bağlanması talebinde bulunurken davalı Kurumun istemiş olduğu tüm bilgi ve belgeleri eksiksiz olarak temin ettiğini, Kurum tarafından yapılan incelemelerden sonra aylık bağlandığını, ancak 4,5 yıl gibi uzun bir zaman geçtikten sonra hizmetin yanlış kapsamda değerlendirildiği öne sürülerek tesis ettiği bu işlemin hukuk ve hakkaniyete aykırı olduğunu, 5510 sayılı Kanun'un 96 uncu maddesinde belirtildiği gibi yersiz ödemelerin geri alınacağı hükmü mevcut olduğunu, davalı Kurumun yasal düzenlemeye aykırı davranarak kendi yaptığı hatalı işlemi müvekkiline ödetme gayreti içerisinde hareket ettiğini, müvekkilin Kurumu yanıltmaya yönelik en ufak bir davranışta bulunmadığını, hal böyleyken durumca 96/b maddesi üzerinden işlem tesis edilmesi ve müvekkile yersiz ödemenin faizsiz iadesi için 24 aylık bir süre tanınması gerekirken yalnızca 1 ay tanınmasının mağduriyete yol açtığını, kuruma karşı 02.11.2017 tarihinde itirazlarını sunduklarını, ancak cevap alamadıklarından davalı kanımca tesis edilen aylık iptali ve yersiz ödenen aylıkların iadesi işleminin iptaline dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı SGK vekili 05.04.2018 tarihli cevap dilekçesinde; davalıya 4/b kapsamında maaş bağlanması gerekirken SSK kapsamında maaş bağlandığı için davalı tarafa yapılan 49.773.93 TL fuzuli ödeme adına borç kaydı yapıldığını, 5510 sayılı Kannu'un 96 uncu maddesine göre tahsili için gerekli işlemlere başlandığını, en son gönderilen 19.10.2017 tarihli tebligat ile fuzuli ödenen paranın ödenmesi talep edildiği, borçtu tarafın 5510 sayılı Kanun'un 96 uncu maddesinin 1. Fırkasının (b) bendine göre Kuruma herhangi bir başvuru yapmamış olduğunu, Kurum işleminin doğru ve yasaya uygun olduğunu, aylığın bağlanacağı kurumun tespit edilirken son 7 yıllık fiili sigortalılık (kesenek veya prim ödeyerek) geçen süre içerisinde fili sigortalılık süresi fazla olan kurumca hizmet süresinin eşit olması halinde en son tabi olunan bu kurum mevzuatına göre yaşlılık aylığı bağlandığı, son 7 yıllık sigortalılık döneminde ikiden fazla kurumda hizmeti bulunması halinde bu burumlardan en fazla hizmeti bulunan Kurumca bu kurum mevzuatına göre maaş bağlanacağını, davacının emeklilik dilekçesi verdiğinde son 7 yılın 3.5 yılı hangi kuruma prim yatıyor ise o kurumdan emekli olması ve varsa o kuruma borcunu ödemesi gerektiğini, Yasa hükmünün açık olduğunu belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Esenyurt SGM tarafından gönderilen 03.02.2020 tarihli yazı cevabında; ...'ın başvuru tarihinde 296 gün 4/b hizmeti ile 3.296,75 TL prim borcunun bulunduğu ve bu sürelerin 11.05.2018 tarihinde çıkan 7143 SK kapsamında 76 ncı maddeye istinaden dondurulduğunu, 26.03.2013 başvuru tarihinde borçları olmasaydı 4/b'den aylık bağlama şartlarını taşıdığını, hak sahibi ...'ın 4/a kapsamında bağlanan aylığı ...'ın son dönem çalışmaları 4/b kapsamında kaldığından iptal edilmiş ve 4/b kapsamında da borcu bulunduğundan 4/b statüsünde aylık bağlanmadığının bildirildiği anlaşılmıştır. Esenyurt SGM tarafından gönderilen 09.12.2020 tarihli cevabında; "......'ın 07.02.2013 tarihinde vefatına istinaden yapılan incelemede herhangi 4/b kaydı tespit edilemediğinden eşi ...'a 4/a kapsamında bağlanan aylığın Kurum hatası kapsamında olduğunun bildirildiği görülmüştür. Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davalı Kurumun müteveffanın 12.04.2012-07.02.2013 döneminde Bağ-Kur sigortalısı sayılmasına ilişkin kurumca re'sen yapılan işlemde ve müteveffanın Kurumca 3172 gün 4/a hizmeti üzerinden davacıya 4/a aylığının hesaplanması kuralları çerçevesinde bağlanan ölüm aylığının iptali işleminde yasaya uyarlık bulunmadığı, Kurum hatası sonucu oluşan durumun düzeltilebilmesi için, müteveffanın prim borcunun tahsili sağlanarak davacının tahsis talep tarihinde müteveffanın 4/b sigortalı günleri de dahil edilip bağlanması gereken aylıklardan mahsup veya kesinti işlemi yapılması gerekirken dava konusu işlemin tesis edilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı kanaatine varılmış olup, davalı Kurum tarafından tesis edilen aylık iptali ve yersiz ödenen aylıkların iadesi işleminin iptali gerektiği" gerekçesiyle; "Davanın kabulü ile; Küçükçekmece SGM'nin 19.10.2017 tarih ve 66006742-645-E.5254473 sayılı ödeme bildirimine dayanak işleminin, davalı Kurum tarafından tesis edilen aylık iptali ve yersiz ödenen aylıkların iadesi işleminin iptaline" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Kurum vekili, davacının ... eşine 4/b kapsamında aylık bağlanması gerekirken SSK kapsamında maaş bağlandığının anlaşılması üzerine davacıya yapılan fuzuli ödeme borç kaydedilerek takip başlatıldığını, davacının eşi emeklilik dilekçesi verdiğinde son 7 yılın 3,5 yılına göre emekli edilmesi gerektiğini, bu nedenle kendisine fuzuli ödenen yersiz ödemelerin kuruma iadesi gerektiğini, dosyada mevcut ek raporda davacı talebinin mümkün olmadığı yönünde görüş bildirilerek Kurumun haklılığının ispatlandığını, ancak mahkemece bu kez dosyanın farklı bir bilirkişiye gönderildiğini bu kez tam tersi yönünde görüş ileri sürüldüğünü, son 7 yıllık fiili sigortalılık süresi içinde ikiden fazla kurumda hizmetin bulunması durumunda bu hizmetlerden en fazla hizmeti bulunan Kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise en son tabi olunan Kurumca ve bu Kurum mevzuatına göre yaşlılık aylığının bağlanacağını, dosyada bulunan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, "Dosyadaki bilgi ve belgelerin tetkikinde; Davacıya, Kurum 4/a sigortalısı eşi ...'ın 07.02.2013 tarihinde vefat etmesi üzere 01.03.2013 tarihi itibariyle ölüm aylığı bağlandığı,bilahare Kurum tarafından müteveffanın en son ticari faaliyetinden dolayı 4/b sigortalısı olduğunun ve 4/b statüsü ile aylık bağlanması gerektiğinin tespit edildiği gerekçesiyle davacının aylığı iptal edilerek 26.03.2013- 25.10.2017 tarihleri arası için 49.773,95 TL yapılan aylık ödemesi yönünden borç tahakkuk ettirildiği anlaşılmıştır. ... ...'ın hizmet cetveline göre 4/a sigorta başlangıç tarihinin 21.11.2001 olduğu, 21.11.2001-11.04.2012 tarihleri arasında 4/a sigortalısı olarak görünen müteveffanın toplam prim gün sayısının 3172 gün olduğu, 07.02.2013 tarihinde vefat ettiği, davacının 20.03.2013 tarihinde aylık bağlanması talebinde bulunduğu, 01.03.2013 tarihinde 4/a statüsü ile aylık bağlandığı anlaşılmıştır. Bu arada kurum tarafından yapılan incelemede müteveffanın Giyim Eşyası Dışındaki Tamamlanmış Tekstil Ürünlerinin İmalatı faaliyetinden dolayı vergi mükellefi olduğunun anlaşılması üzerine Kurum tarafından re'sen 12.04.2002 tarihi itibariyle 4/b tescilinin yapıldığı, 07.02.2013 tarihinde ölümden terk ile tescilinin sona erdiği, bu tarih itibariyle Bağ-Kur prim borcu bulunduğu, Kurum tarafından 7143 sayılı Kanun'a göre 31.05.2018 tarihi itibariyle bir ayı aşan prim borcu bulunduğundan 76 ncı madde kapsamında hizmetlerinin dondurulduğu, günümüz itibariyle Bağ-Kur kapsamında ödenmiş hizmeti olmadığının belirtildiği, müteveffanın vergi kaydının 27.02.2004 tarihinde başladığı, prim ödemesi bulunmadığı, Kurum yazı cevabına göre müteveffanın Bağ-Kur prim borcu olmasaydı, davacının 26.03.2013 tarihinde aylık bağlanma şartlarını taşıdığının belirtildiği,Mahkemece bilirkişi raporları alındığı, ekli gerekçe ile davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Müteveffanın ölüm tarihine göre uygulanması gereken kanun 5510 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi olup en az 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş veya 4 üncü maddenin 1 inci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup toplam 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları priminin bildirilmiş olması, 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanların hak sahiplerine aylık bağlanabilmesi için ölen sigortalının genel sağlık sigortası primi dahil kendi sigortalılığından dolayı prim ve prime ilişkin her türlü borcunun olmaması veya ödenmesi şarttır. Sigortalının birden fazla statüde geçmiş hizmetinin bulunması halinde en son hangi statüden prim bildirilmiş ise o statüden koşulların sağlanıp sağlanmadığı tespit edildikten sonra aylık hesabının da bu şekilde yapılacağı,somut uyuşmazlıkta sigortalının 21.01.2001-11.04.2012 tarihleri arasında primi ödenmiş 3172 gün 4/a sigortalılığı, ölümünden sonra tespit edilen vergi kaydına göre ise Kurum tarafından re'sen yapılan 12.04.2012-07.03.2013 tarihleri arasında primleri ödenmemiş Bağ-Kur sigortalılığı bulunduğu, müteveffanın vergi mükellefiyetinin 27.02.2004 tarihinde başladığı, ancak 2004/1,5,6,7,8,9,10,11,12 aylarda 4/a bildirimlerinin de bulunduğu, sigortalılık hallerinin birleşmesi sonucunda son tabi olunan sigortalılık haline göre aylığa hak kazanılamaması halinde bu defa diğer sigortalılık hallerindeki hizmetlere göre ayrı ayrı değerlendirme yapılarak aylığa hak kazanacağı sigortalılık hali esas alınarak aylık bağlanması gerektiği, Kurumun murisin 4/b tescilini 12.04.2012 tarihinde başlatması sebebiyle 4/b prim borcu bulunduğundan bahisle aylığı kesilmişse de 4/b sigortalılığı olmaksızın tek başına 4/a sigortalılığı ile aylık bağlanması koşulları oluştuğundan kurumun aylığı kesme yönündeki işleminin yerinde olmadığı, mahkeme kararında hata bulunmadığı anlaşılmakla, başvurunun reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, ölüm aylığının iptali ve yersiz ödemelerin iadesine ilişkin Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/4900, K. 2024/5810, T. 23.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-4900-e-2024-5810-k-bc45e50bbc8f