Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/4575 E. 2024/8814 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4575
- Karar No
- 2024/8814
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2020/20 E., 2023/296 K. KARAR : Karar verilmesine yer olmadığına
Taraflar arasındaki 09.08.1994 - 06.08.1998 tarihleri arasında primleri ödenmiş olan sürenin 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık süresi olarak tespiti ile yaşlılık aylığı tahsisi, sigortalılık süresinin verilmemesi halinde bu süre için ödenen primlerin faiziyle iadesi istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilinin temyizi üzerine bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilinin temyizi üzerine bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin 09.08.1994 - 06.08.1998 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık süresine ait prim borcunu ödediğini, ancak davalı Kurumun bu sürede vergi kaydı bulunmadığı gerekçesi ile verilen bu süreleri, sonradan haksız yere iptal ettiğini, oysa davacının bu sürede de kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının bulunduğunu belirterek, aksine işlemin iptali ile 09.08.1994 - 06.08.1998 tarihleri arasında primleri ödenmiş olan sürenin 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık süresi olarak tespiti ile yaşlılık aylığı tahsisi, sigortalılık süresinin verilmemesi halinde bu süre için ödenen primlerin yasal faiziyle iadesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili, davacı hakkında yapılan Kurum işlemlerinin usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 09.04.2015 tarihli ve 2014/425 Esas, 2015/103 Karar sayılı kararıyla davadan önce davalı Kuruma başvuru şartı yerine getirilmediğinden davanın usul yönünden reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bozma ilamında, "...Somut olayda, ödediği primlere göre 1479 sayılı Kanun kapsamındaki Bağ-Kur sigortalılık süresinin ve yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespiti, bu olmadığında ödediği primlerin faiziyle birlikte iadesine ilişkin davanın 15.12.2014 tarihinde, 6552 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra açıldığı, Mahkemece, 6552 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesine göre SGK Başkanlığına dava açılmadan önce başvuru yapılması gerekmesine karşın başvuru yapılmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki yasal düzenlemeler ve açıklamalar gözetildiğinde, davacının davaya konu talebi ile ilgili olarak dava açılmadan önce 07.01.2014 tarihinde davalı Kuruma başvuruda bulunduğu ve başvurusunun 16.01.2014 tarihinde reddedildiği belirgin olup, Mahkemece, işin esasına girerek bir karar verilmesi ..." gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
B- Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin bozma ilamına uyarak verdiği 05.06.2018 tarihli, 2016/147 Esas, 2018/152 Karar sayılı kararı ile davacının 02.01.2014 tarihinden itibaren yaşlılık aylığının bağlanması ile ilgili hizmetinin tespiti talebinin reddine, davacının 1994-1998 dönemine ilişkin prim ödemeleri konusunda talebinin ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
C- 2 nci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bozma ilamında, "...Mahkemece, ihtilaf konusu dönem olan 09.08.1994-06.08.1998 tarihleri arası dönem yönünden yukarıda belirtilen oda kaydının ve bağımsız çalışmanın varlığı usulünce araştırılmalı, yapılacak araştırma sonucu sigortalı sayılması halinde bu sefer tahsis koşullarının belirlenmesi açısından bu döneme ilişkin primlerin ödenip-ödenmediğinin, bu sürenin sigortalılık süresi olarak kabulü halinde tahsise esas hizmetlerin dökümü ile bu hizmetlere ait prim borcunun bulunup-bulunmadığının ve yaşlılık aylığı tahsis talep tarihi olan 07.01.2014 itibariyle yaşlılık aylığı bağlanıp bağlanamayacağı hususlarının Kurumdan sorulması, ihtilaf halinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak varılacak sonuca göre..." bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, müvekkilinin dava konusu edilen ve ilk yaşlılık aylığı tahsis talep tarihi olan itibariyle mevcut sigortalılık süresi ve askerlik borçlanmasına göre yaşlılık aylığı bağlanması koşullarına tabi olduğunu, davacının devam eden prim ödemeleri nedeniyle 431 gün askerlik borçlanması ödemesini geri iade aldığını, Yargıtay ilamında belirtildiği şekilde 1994-1998 yıllarına ait oda kaydının, primlerinin ödendiğine ve bağımsız çalışmanın varlığına dair deliller nazara alınarak 02.01.2014 tarihi itibarıyla emekli olup olmadığı hususunda denetime ve hükme elverişli bilirkişi raporu alınması gerektiği, Mahkemenin, Kurum tarafından müvekkilin 01.02.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı aldığının bildirildiğine dayanarak tahsis koşullarının dava açıldıktan sonra gerçekleştiği gerekçesiyle davanın konusuz kaldığını ve bu sebeple esas hakkında karar verilmesine yer olmadığında karar vererek yargılama harç ve giderlerini müvekkil üzerinde bırakmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur.
Davalı Kurum vekili, dava konusu Kurum işleminin davacının kusurundan kaynaklanmış olduğunu, müvekkili Kurumun davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, lehe vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiğini belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, 09.08.1994-06.08.1998 tarihleri arasında primleri ödenmiş olan sürenin 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık süresi olarak tespiti ile yaşlılık aylığı tahsisi, sigortalılık süresinin verilmemesi halinde bu süre için ödenen primlerin faiziyle iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı HMk geçici 3 üncü maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 HUMK’un 427 ilâ 444 üncü maddeleri,
3. Değerlendirme 1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre temyiz yoluna başvuran davacı vekilinin tüm davalı Kurum vekilinin sair itirazlarının reddi gerekir.
2-) İnceleme konusu davada, davacının eldeki dava ile 09.08.1994 - 06.08.1998 tarihleri arasında primlerini ödediği sürenin 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık süresi olarak tespitini, ilk tahsis talep tarihi itibariyle yaşlılık aylığı tahsisini, sigortalılık süresinin verilmemesi halinde ise ödenen primlerin sebepsiz zenginleşme kapsamında yasal faiziyle iadesini talep ettiği, Mahkemece bozmaya uyularak davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dosya içinde bulunan bilgi ve belgelere göre davacının ilk defa 07.01.2014 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu, talep tarihi itibariyle 51 yaşında olduğu, 04.11.1983-15.01.1985 tarihleri arasına maledilen 4/1-b kapsamda 431 gün askerlik borçlanmasının bulunduğu, 12.03.1990 tarihi itibariyle vergi kaydına istinaden 1479 sayılı Kanun kapsamında tescilinin yapıldığı, 31.12.2012 tarihine kadar terksiz sigortalılık süresinin bulunduğu, davacının davalı Kuruma 13.06.2001 tarihli dilekçesi ve ekindeki esnaf odası yetkilisi tarafından hazırlanan belgede de belirtildiği gibi vergi kaydı haricinde ticari faaliyetinin bulunmadığını bildirmesi üzerine, vergi kaydının bulunmadığı ve dava konusu edilen 09.08.1994-06.08.1998 tarihleri arasındaki sigortalılık süresinin iptal edildiği, oysa davacının bu sürelere ait primleri 27.08.2001 tarihinde hazırlanan ödeme planı kapsamında tecil faizleriyle ödediği, 07.01.2014 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talep tarihi itibariyle 1479 sayılı Kanun'un Geçici 10 uncu maddesinin (h) bendi kapsamında aylık bağlanması koşullarını taşıdığı anlaşılsa da davacının yaptığı askerlik borçlanmasını sonradan iade alması nedeniyle 07.01.2014 tarihi itibariyle sahip olması gereken 9000 gün prim süresinin 8569 güne düştüğü, aylık bağlama koşulunun ortadan kalktığı görülmektedir.
Mahkemece, davacının sigortalılık süresi tespit talebi hakkında, dava açıldıktan sonra Kurumun bu süreleri tekrar sigortalılık süresi olarak kabul edip tescil etmesi nedeniyle konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermesi isabetli ise de ilk talep tarihi itibariyle yaşlılık aylığı tahsis talebi hakkında, davacının sonradan askerlik borçlanmasını iade alması nedeniyle 07.01.2014 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı tahsis koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından bu talep hakkında davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davalı Kurumun 01.02.2019 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlaması nedeniyle, konusuz kalma nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermesi usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,
12.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.