Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/3974 E. 2024/4781 K. – Hizmet Tespiti
Konu: Hizmet Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3974
- Karar No
- 2024/4781
- Karar Tarihi
- Konu
- Hizmet Tespiti
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/588 E., 2024/32 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/317 E., 2019/54 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ve fer'i müdahil Kurum vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer' i müdahil Kurum vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde davacının 01.08.2007 tarihinden itibaren davalı işveren yanında fırıncı olarak çalışmaya başladığını, 28.09.2015 tarihinde davalı işveren tarafından işten çıkartıldığını, müvekkilinin davalı işveren yanında 8 yıl 1 ay 27 gün çalıştığını, davalı işverenin müvekkilinin çalışmış olduğu bu süre zarfında sigorta kurumuna 05.01.2010 tarihinde bildirimde bulunduğunu ve bu tarihten itibaren müvekkilinin sigortasını yatırdığını, davalı işverenin müvekkilini toplam 1314 gün sigortasız çalıştırdığını belirterek eksik bildirilen hizmetlerinin tespitini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili davaya cevap vermemiştir. 2.Fer'i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde; hizmet tespiti davalarının yasal dayanağının 506 sayılı Kanun'un mülga 79/10 uncu maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesi olduğunu, konuya ilişkin Yargıtay 10. ve 21. Hukuk Dairelerinin emsal kararlarında da açıkça belirtildiği üzere bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davaların kamu düzeniyle ilgili olduğunu ve bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu gözetilerek davalı işverenin tek taraflı kabul beyanının hukuki sonuç doğurmayacağını, bu davaların 506 sayılı Kanun'un 79/10 maddesi gereğince 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, bu nedenle araştırma sonucunda saptanan hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren dava tarihine kadar 5 yıl geçmiş ise davanın hak düşürücü süre yönünden de reddini dilediklerini, işe giriş bildirgesi verilmiş olsa bile işe giriş bildirgesinden önceki sürelerle ilgili hak düşürücü sürenin işleyeceğinin göz önünde bulundurulması gerektiğini, davacıya ait kurumları kayıtları ve hizmet dökümü incelendiğinde; davacının 05.01.2010-02.09.2015 tarihleri arasında davalı işverene ait işyerinde çalışmasının göründüğünü, bu işe giriş nedeniyle yapılan çalışmalarının Kuruma bildirildiğini, Kuruma bildirilen günlerin tespitinde hukuki yarar bulunmadığını, Kurum kayıtlarının resmi belge olması nedeniyle davacının resmi kayıtlarda görülmeyen hizmetinin varlığını kanıtlamasının ancak aynı güçte deliller ile mümkün olduğunu, bu iddianın tanık beyanları ile ispatının mümkün olmadığını, davanın reddi gerektiğini belirtmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile davacının davalıya ait işyerinde 01.08.2007-28.09.2015 tarihleri arasında aylık en son net 1.000,00 TL ücretle çalıştığının tespitinin talep edildiği, davalıya ait işyerinde davacının 05.01.2010-31.10.2010, 18.02.2011-12.01.2013, 17.04.2013- 02.09.2015 tarihleri arasındaki hizmetlerinin Kuruma bildirildiği, tespiti istenilen dönemde davacının çakışan bir çalışmasına rastlanılmadığı, davacının davalıya ait işyerinde 05.01.2010, 18.02.2011 tarihlerinde fırıncı olarak, 17.04.2013 tarihinde şoför olarak çalışmaya başladığına dair işe giriş bildirgelerinin elektronik ortamda verilmiş olduğu, işe giriş bildirgesinin verilmiş olması nedeniyle hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği, 10.03.2011 tarihli işyeri durum tespit tutanağında davacının imzalı beyanında davalıya ait işyerinde 18.02.2011 tarihinde işe başladığını beyan ettiği, Gaziantep SGK İl Müdürlüğünden gönderilen cevabi yazıda; davacı ...'ın 01.08.2007-28.09.2015 tarihleri arasında yatırılan sigorta primlerinin 30 günden az yatırılma nedeninin kısmi istihdam olarak tespit edilmiş olduğunun, ancak belirtilen tarihlerde kurumlarına verilmiş herhangi bir Kısmi İş Sözleşmesinin bulunmadığının bildirildiği, davacı tarafından her ne kadar 01.08.2007 tarihinde davalıya ait işyerinde çalışmaya başladığı iddiasında bulunulmuş ise de; Şahinbey Vergi Dairesinin 05.02.2016 tarihli cevabi yazısında davalının 11.08.2008 tarihinde faaliyetine başladığının bildirildiği, bu nedenle bu tarihten önce davacının herhangi bir çalışmasının bulunamayacağı, dinlenen tanık beyanlarında davalıya ait fırının mülkiyetinin davacının babasına ait olduğunun anlaşıldığı, davacı tanığı ...' ın beyanından davacının davalının fırını çalıştırmaya başladığı tarihten itibaren davalıya ait işyerinde çalışmaya başladığı, bu nedenle davacının davalıya ait işyerinde çalışmaya başladığı tarihin 11.08.2008 tarihi olduğu, davacı asilin SGK denetmenine verdiği imzalı beyanında 18.02.2011 tarihinde davalıya ait işyerinde işe başladığını beyan etmesi nedeniyle çalışmasının kesintili olduğu, davalı tarafından dosyaya ücret bordroları ibraz edilmiş olsa da davacı vekilince bordrolardaki imzalara itiraz edildiği, fırın olarak faaliyet gösteren işyerinde kısmi çalışmanın hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacı tarafından her ne kadar 28.09.2015 tarihine kadar davalıya ait işyerinde çalıştığı iddiasında bulunulmuş ise de davacı ile davalının yaşamış olduğu ve Emniyet Müdürlüğüne de yansıyan olay, bu olay sonrasında davalı tarafından davacı adına düzenlenen devamsızlık tutanakları nedeniyle davacının işyerinden çıkışının verildiği 02.09.2015 tarihinden sonra bir çalışmasının olmadığına kanaat getirilmiş ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının davalıya ait 105315 sicil sayılı işyerinde 11.08.2008- 31.10.2010, 18.02.2011-02.09.2015 tarihleri arasında hizmet akdine tabii olarak çalıştığına, davacının en son aylık 1.000,00 TL ücretle çalıştığı iddiası yönünden ise 2015 yılı 2 nci döneminde asgari ücretin zaten net 1.000,00 TL olmasından dolayı davacının davalıya ait işyerinde sigorta primine esas kazancın alt sınırından çalıştığına dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davalı vekili , davacının çalışmalarının bildirildiği kadar olduğunu ,soyut tanık anlatımlarına dayalı kabul kararı verilemeyeceğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2.Fer'i müdahil SGK vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından ileri sürülen tüm istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri yerinde olmayıp, incelenen kararın; dava dosyası kapsamında mevcut maddi delillere uygun, yasal ve hukuksal gerekçelere dayandığı, delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik ve kamu düzenine aykırı bir halin varlığının tespit edilemediği dikkate alınmak sureti ile davalı vekili ve fer'i müdahil vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde;istinaf gerekçelerini tekrarlamıştır. 2.Fer'i müdahil SGK vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarlamıştır. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı madde hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.