Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/3422 E. 2024/4855 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3422
Karar No
2024/4855
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/133 E., 2023/454 K. KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında görülen prime esas kazanç tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalılardan Kurum, ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, davacının 01.07.1997-11.09.2011 tarihleri arasındaki çalışmasına ilişkin prime esas kazancının tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili, bu tür davalarda ispat yükünün çalışma olgusunun hangi tarihlerde ne kadar ücretle olduğu noktasında toplandığını, tanık beyanı ile ya da emsal ücret araştırması neticesi ispatın mümkün olmadığından bahisle davanın reddini talep etmiştir. Davalı işverenler ... Basın Yay. San. ve Tur. Tic. Ltd. Şti. ile ... vekili, davacının işe başlama tarihinin 28.04.1994 değil 21.09.1999 tarihi olduğunu, davacının çalıştığı süre boyunca mali ve idari işleyişin düzenlenmesi konusunda tek yetkili kişi olduğunu, bu yetki kapsamında ücretlerin ödenmesi gerekli kesintilerin yapılması vb. tüm yasal işlemleri kendisinin gerçekleştirdiğini, yasal durumlara aykırı bir durum varsa sorumluluğun tamamen davacıya ait olduğunu, her ay düzenlenen bordro ve hesap pusulalarında imzasının bulunduğunu yazılı belgelerin aksinin ancak yazılı delil ile ispatlanabileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.04.2016 tarihli ve 2013/455 E. 2016/233 K. sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne, 2002/2. dönem ile 11.09.2011 tarihleri arasında davalı işverenler tarafından davacı adına Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilen sigorta primine esas kazançlar toplamının 85.560,93 TL, bildirilmesi gereken sigorta primine esas kazançlar toplamının 389.544,31 TL ve davalı Kuruma eksik bildirilen sigorta primine esas kazançlar toplamının 303.983,38 TL olduğunun tespitine; (14.10.2015 tarihli bilirkişi ... Yalın tarafından düzenlenmiş bilirkişi raporunun 9-10-11. sayfalarındaki 1 ve 2 no.lu tabloların karara eklenmesine), fazla talebin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1.Mahkeme kararına karşı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 20.03.2019 tarihli ve 2016/13157 E. 2019/2623 K. sayılı ilamında; dosyadaki yazılara, toplanan delillere göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddinin gerektiği, 01.07.1997-01.04.2009 tarihleri arasındaki döneme ilişkin kararın yerinde olduğu ancak 2009/4-11.09.2011 dönem yönünden sigorta primine esas kazanç tutarı konusunda öngörülen yönteme uygun inceleme ve araştırma yapılması gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. İkinci Bozma Kararı 1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 22.04.2021 tarihli ve 2019/155 E. 2021/56 K. sayılı kararıyla davacının davasının kısmen kabulüne, davacının 2002/2.dönem ile 11.09.2011 tarihleri arasında davalı işverenler tarafından davacı adına SGK'ya bildirilen sigorta primine esas kazançlar toplamının 85.560,96 TL, bildirilmesi gereken sigorta primine esas kazanç toplamının 389.544,31 TL ve davalı Kuruma eksik bildirilen sigorta primine esas kazanç toplamının 303.983,38 TL olduğunun tespitine karar verilmiş, karara karşı davacı, davalılar Kurum, ..., ... vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2.Dairemizin 01.12.2022 tarihli, 2022/5630 E. 2022/15321 K. sayılı ilamında; 01.04.2009 tarihi sonrası dönemde Kuruma bildirilen prime esas kazanç ile davacıya banka kanalıyla yapılan ödemelerin aynı olması karşısında bu hususun aksini ispat edecek yazılı delillerin araştırılması, yazılı delil yok ise delil başlangıcı olup olmadığı araştırılarak, delil başlangıcı olması halinde tanık deliline başvurulabileceği, aksi halde tanıkla ispat delili koşullarının bulunmadığı gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Davanın kısmen kabulüne, davacı ... TC kimlik nolu ...’nin, davalı 1374802.035 sicil sayılı ... Basın Yayın San Tur. Ticaret Ltd. Şti. işyerinden 01.05.2002-31.03.2009 tarihleri arasında Sigortalı Prime Esas Kazançlarının tespitine (tablo halinde tespit edildi), yukarıdaki tabloya göre; davalı işverenler tarafından davacı adına SGK'ya bildirilen sigorta primine esas kazanç toplamının 54.449,67 TL, bildirilmesi gereken sigorta primine esas kazanç toplamının 256.043,37 TL olduğu, böylece davalı Kuruma toplam 201.593,70 TL sigorta primine esas kazanç toplamının eksik bildirildiğinin tespitine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verildi. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar Kurum, ... ve ... vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum, kısmen kabul kararının yerinde olmadığı, davalılar ... ile ... vekilleri yeterli inceleme yapılmadan hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitele ndirme Uyuşmazlık, davacının 01.07.1997-11.09.2011 tarihleri arasındaki çalışmasına ilişkin prime esas kazancının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin 7, 8, 9 uncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin 2 nci fıkrası ve 506 sayılı Kanunun 77, 5510 sayılı Kanun'un 80 nci maddeleridir. 3. Değerlendirme Dosyadaki yazılara, toplanan delillere göre davalılar Kurum, ... ile ... vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmektedir. İnceleme konusu dosyada; davacı prime esas kazancının tespitini talep etmiş, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı ... 08.05.2017 tarihinde vefat etmiş, mirasçıları davaya dahil edilmek suretiyle yargılamaya devam edilmiştir. Ankara 8.Sulh Hukuk Mahkemesinin 29.09.2017 tarihli kararıyla ..., Ankara 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 19.10.2017 tarihli kararıyla ... mirası kayıtsız ve şartsız reddetmişlerdir. Mirasın reddi, Türk Medeni Kanunu'nun 605 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, anılan Kanun'un 605 inci maddesinde, yasal ve atanmış mirasçıların mirası reddedebilecekleri belirtilmiştir. Yasal ve atanmış mirasçılar mirası, TMK.'nın 606 ncı maddesi gereğince üç ay içinde reddedebilirler. Bu üç aylık süre hak düşürücü bir süredir. Bu süre yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri kanıtlanmadıkça, murisin ölümünü öğrendikleri tarihten işlemeye başlar. Atanmış mirasçılar için ise süre, murisin tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar. Türk Medeni Kanunu'nun 612 nci maddesinde “En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir.” düzenlemesine yer verilmiş olup; mirasın reddi durumunda tasfiye sonucu terekeden arta kalan olursa, bunlar ikinci zümreye geçmeyerek mirası reddetmiş olan birinci zümreye verileceği hususu, yine tahsiline hukmedilecek alacak miktarı, bunun sonucu olarak da terekeden ödenecek kısmı etkileyeceği gözetildiğinde, prime esas kazanç tespiti davasının mirası reddetmiş olanların da hak alanını ilgilendireceği açıktır. Yargılama sırasında vefat eden tarafların mirasçılarının mirası reddetmeleri halinde mirasçıların murisin borçlarından sorumlulukları son bulmaktadır. TMK’nın 612 nci maddesinde en yakın yasal mirasçıların, mirasın tamamını reddetmesi halinde reddedilen mirasın iflas hükümlerine göre tasfiye edileceği hükme bağlanmıştır. Buna göre davacının terekeye karşı davaya devam etme hakkı bulunmakta olup, davacının bu yönde talebi bulunması halinde terekeye atanacak temsilci ile davaya devam olunmalıdır. Somut olayda yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davalılar ... ve ...'ın mirası reddettikleri gözetilmeli, davacı tarafından talep edilmesi halinde terekeye temsilci tayin ettirilerek yargılamaya devam edilmeli, sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine, Peşin yatırılan temyiz harcın istek halinde ilgililere iadesine, 06.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/3422, K. 2024/4855, T. 06.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-3422-e-2024-4855-k-afff6d37905d