Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/16320 E. 2025/4582 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/16320
- Karar No
- 2025/4582
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle davacının Bağ-Kur'lu ... babası ...'dan dolayı ölüm aylığı aldığını, aynı zamanda ... emekli sandığı mensubu eşinden dolayı da dul maaşı aldığını, davalı Kurumun, 25.02.2021 tarih ve 55870482-205.03.01. nolu yazı ile; 10.12.2020 tarih ve 2020/413960/004 sayılı denetmen raporu ile hak sahibi olduğu 2011/Ocak - 2016/Eylül döneminde elde etmiş olduğu aylık gelirinin brüt asgari ücretin üstünde olduğu tespit edildiğinden, 08.09.2016 gün ve 310 sayılı Yönetim Kurulu kararına göre ilgili dönemde Bağ-Kur ölüm aylıkları iptal edilerek denetim raporuna göre 2016/Ekim itibarıyla yeniden bağlandığını ve yersiz ödenen aylıkların borç çıkartıldığından bahisle, almakta olduğu aylığın 1/4 oranında kesileceğinin kendisine bildirildiğini, işleme yönelik Kuruma yaptığı itirazın reddedildiğini, davalı Kurum tarafından iki aylıktan da yararlanmak için aylıklardan birinin brüt asgari ücreti geçmemesi gibi bir şart koşulsa ve böyle bir uygulamaya gidilse de, mevzuatta bu konuda amir bir hüküm bulunmadığını, her ne kadar Bağ-Kur Kanunu yürürlükte iken alınan 2. maaşın asgari ücreti geçmeme şartı getirilmiş ise de daha sonraki dönemdeki KHK'lar ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarıyla, bu kanunun revize edildiğini ve davalı Kurum tarafından aranan bu şartın ortadan kalktığını, 1479 sayılı Kanun'un 46. maddesinde 02.08.2003 tarihinde yapılan değişiklikle kız çocuklarının ölen babalarından ya da annelerinden dolayı ölüm aylığı bağlanmaları için bir takım şartlar getirilmiş ise de hakkı doğuran olay tarihinde yürürlükte olan mevzuatın incelenmesi ve uygulanmasının yanı sıra sonraki tarihlerde meydana gelen yasal değişiklerin de uygulanması gerekeceğini, davacının babasından ölüm aylığı bağlandığı tarihte aranan tek şartın “Sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmama, bu kapsamdaki çalışmalardan dolayı gelir veya aylık almama” olduğunu, Kurum tarafından yasal düzenlemelere aykırı olarak davacının 2011/Ocak - 2016/Eylül dönemi aylıklarının yersiz ödendiğinden ve borç olarak kaydedildiğinden bahisle davacının halen almakta olduğu ölüm aylıklarından 1/4 oranında kesinti yapılmasının yasaya aykırı olduğunu belirterek davacının babasından dolayı almakta olduğu ölüm aylığının 2011/Ocak-2016/Eylül döneminde yersiz ödendiğinden bahisle her bir borcun, almakta olduğu aylıktan 1/4 oranında kesilmesine dair işlemin iptaline, kesilen tutarların faiziyle birlikte iadesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili özetle, 2013/26 sayılı Genelgenin 8.3 maddesinde belirtilen 'Geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak' zorunluluğunun çok açık olduğunu, davacının belirttiği yıllar arasında, gelirinin asgari ücretin üzerinde olduğunu, davacı tarafın gelirleri göz önüne alındığı takdirde bahsi geçen dönemlere ait ödenen maaşların borç olarak kaydedilmesi ve yapılan kesintilerin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davanın kabulü ile 1-Davalı Kurumun 25.02.2021 tarih ve 55870482- 205.03.01- 01 numaralı yazı ile bildirilen davacının, 0111567195 Bağ-Kur sicil numarası ile kayıtlı ... babası ...'dan dolayı almakta olduğu ölüm aylığının 2011 Ocak - 2016 Eylül döneminde yersiz ödendiğinden bahisle davacının aylığından 1/4 kesinti yapılmasına ilişkin işlemin iptaline, 2-6.377,05 TL kesinti tutarının her bir kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Çeşitli yasal değişiklikler nedeniyle hak sahipleri açısından ölüm tarihlerine göre dört ayrı dönemin ikisi yönünden aylık bağlanması diğer iki dönem yönünden aylık bağlanmaması gerektiği yönündeki yorum açıkça T.C. Anayasasında yer alan eşitlik kuralına aykırı olduğu gibi genel hukuk ilkelerine de aykırıdır. Kurumun, yukarıda sözü edilen genel yazı ile hak sahiplerine sonraki bir tarihte aylık bağlaması uyuşmazlığı sona erdirmemektedir. Somut olayda Kurum davacıya 01.10.2016 tarihinde yeniden aylık bağlamış ise de 01.10.2016 tarihi öncesi için borç çıkarma işlemini iptal etmediği ve tahsil edilen aylıkları iade etmediğinden bu yöndeki Kurum işleminin hatalı olduğu, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, temyiz dilekçesinde özetle, 2013/26 sayılı Genelgenin 8.3 maddesi gereğince "Geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak" zorunluluğunun bulunduğunu, fakat davacının belirttiği yıllar arasında gelirinin asgari ücretin üzerinde olduğunu, davacı tarafın gelirleri göz önüne alındığı takdirde bahsi geçen dönemlere ait ödenen aylıkların borç olarak kaydedilmesinin ve yapılan kesintilerin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunu, Kurumca yapılan işlemlerde bir hata bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali ile yersiz ödeme nedeniyle davacının aylığından yapılan kesintilerin faiziyle birlikte iadesi istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.