Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/16253 E. 2025/4306 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/16253
Karar No
2025/4306
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:İş Mahkemesi SAYISI: 2024/143 E., 2024/600 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 2926 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık sürelerini yapılandırarak yaşlılık aylığına yetecek kadar hizmetinin bulunmasına rağmen Kurumca tahsis talebinin reddine karar verildiğini beyanla, davacıya tahsis talep tarihini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddine; yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 26.05.2023 tarihli ilamı ile davanın kabulüne, davacının, 01.04.1996 - 31.12.2005, 01.01.2006 - 18.04.2012 ve 01.10.2013 - 02.10.2017 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamında sigortalı olduğu ve bu sürenin 4/b hizmet olarak kabulüne, davacının, 02.10.2017 tarihli tahsis talebinde istinaden 01.11.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlaması gerektiğinin tespitine" karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 26.05.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece "..Eldeki davada ise davacının, .... Şti.’ye teslim ettiği ürün karşılığında 1996/Mart ayında yapılan tevkifata istinaden tescilinin geriye dönük olarak yapılmasını talep ettiği ve bunun üzerine davacının 01.04.1996 tarihinde tescilinin başlatılığı, davacının 13.10.2014 tarihli dilekçesiyle Geçici 17. madde kapsamında durdurulan sürelerin geçici 60. maddeye göre ihyasını, ve 6552 sayılı Kanun'a göre de borçlarının yapılandırılmasını talep ettiği, Kurumca kabul edilen bu başvurulara istinaden 31.10.2014 ve devamında yatırılan paraların Kurum hesabına intikal ettiği, davacının 02.10.2017 tarihli tahsis başvurusu üzerine ise 01.01.1997 – 16.11.2012 arasında tarımsal faaliyeti olmadığı gerekçesiyle hizmetlerinin iptaliyle tahsis başvurusunun reddedilmesi üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Ancak Mahkemece davacının 01.01.1997–16.11.2012 tarihleri arasında tarımsal faaliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de bu dönemde davacının tarımsal faaliyetine ilişkin herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2011 gün, 2011/10-230 Esas 2011/319 Karar sayılı, 29.02.2012 gün ve 2011/10-769 Esas 2012/107 Karar sayılı ve 27.06.2012 gün 2012/10-292 Esas ve 2012/415 Karar sayılı kararlarında da açıkça belirtildiği üzere davacının tarımsal faaliyetinin kesintisiz sürüp sürmediğinin tespiti için Mahkemece; 1-Çekişmeli dönemde davacının nerede oturduğu; Nüfus Müdürlüğü, İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı ve Muhtarlık kayıtları esas alınarak belirlenmeli, 2-Dönem içinde ..., Kooperatif veya Birlikler aracılığıyla "Tarımsal Amaçlı Kredi" kullanıp kullanmadığı araştırılmalı, 3-Dönem içinde ürün teslimatından dolayı prim kesintisi yapılıp yapılmadığı veya sigortalılık iradesini ortaya koyacak şekilde prim ödemesinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı, 4-25.04.2006 gün 26149 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5488 sayılı Tarım Kanun'un 19. maddesi uyarınca Çiftçi Kayıt Sistemine dahil edilerek doğrudan gelir desteği alıp almadığı ve bu bağlamda davacının hangi ürünleri ekerek bunları nerelere sattığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanun'un "Zirai kazanç, zirai faaliyet, zirai işletme, çiftçi ve mahsulün tarifi" başlıklı 52, "Zirai kazançta vergileme" başlıklı 53, ve "Vergi Tevkifatı" başlıklı 94 vd. maddeleri ile 213 Vergi Usul Kanunu'nun "Vergi kesenlerin sorumluluğu" başlıklı 11. maddesi kapsamında zirai kazançlarından dolayı vergi ödeyip ödemedikleri araştırılmalıdır. Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2010 gün ve 2010/10-580-647 sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere "Tevkifat yapma ve Kurum hesaplarına aktarma yükümü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanun'un 94/11. maddesinde öngörülen çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller için yapılan ödemelerden gelir vergisine mahsuben tevkifat yapma yükümüne paralel olarak getirilmiştir. Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek ve tüzel kişiler, tarımsal faaliyette bulunan bu kişilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmakla yükümlüdürler." Tevkifat suretiyle vergilendirilen çiftçiler yaptıkları satış ve hizmetleri dolayısıyla müstahsil makbuzu almak ve saklamak zorundadırlar. 5-Tarımsal faaliyeti kapsamında ilaç, gübre ve sulama parası ödeyip ödemediği, varsa bunların fatura ve belgelerinin nelerden ibaret olduğu, Ziraat Odası, Kooperatif veya Birliklere üyeliği varsa bu kuruluşlara düzenli bir şekilde aidat ödeyip ödemediği araştırılmalı, tarımsal faaliyete elverişli tapulu taşınmazının bulunup bulunmadığı, tarımsal faaliyetin taşınmaz kiralanması yoluyla gerçekleştirildiğinin savunulması halinde; taşınmazların, kimden hangi yıllar için kiralandığı, kiracının; kiralama yoluyla faaliyetini yürütmeye elverişli alet ve edavatının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, traktörünün bulunduğunun ileri sürülmesi halinde, traktörün hangi tarihte satın alınıp ilgilisi adına trafiğe tescil edildiğini gösteren fatura ve trafik tescil belgesinin celp edilmeli, 6-Hayvan yetiştiriciliği bulunduğunun ileri sürüldüğü hallerde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2011 gün ve 2011/10-306-365 sayılı kararında da belirtildiği üzere 16.05.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu'nun 22. maddesi kapsamında hayvanlarına ilişkin menşe şehadetnamesinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, büyük ve küçükbaş hayvanlarına ilişkin istatistik bilgileri ve bu hayvanlara ilişkin yapılması zorunlu bulunan periyodik aşılara ilişkin bilgiler ilçe tarım müdürlüklerinden sorulmalı, köy muhtarı ve ihtiyar heyeti üyeleri gibi tarımsal faaliyetin varlığını yakından bilebilecek durumdaki tanıklar dinlenilerek sigortalılık olgusunun varlığı hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalı, bu suretle yapılacak araştırma sonucunda davacının tarımsal faaliyeti tespit edilemediği ve ürün teslimine dair müstahsil makbuzları ve tevkifatlara ulaşılamadığı takdirde 1996/Mart tarihli tevkifat gözetilerek sadece bu süreler bakımından davacı sigortalı sayılmalı, davacının tarımsal faaliyetine ilişkin tespitler yapılması halinde de ilgili süreler diğer hizmetleriyle birleştirilerek tahsis de bu kapsamda irdelenmelidir. ... " dair karar verilmiştir. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "1-) Davanın kabulü ile 1.1)Davacının, 01.04.1996 - 31.12.2005, 01.01.2006 - 18.04.2012 ve 01.10.2013 - 02.10.2017 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamında sigortalı olduğu ve bu sürenin 4/b hizmetinden sayılması gerektiğinin tespitine, 1.2) Davacya, 02.10.2017 tarihli yaşlılık sigortasından aylık talebinde istinaden 01.11.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlaması gerektiğinin tespitine," dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde, taleplerinde haksız olan davacının davasının reddi gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, Tarım Bağ-Kur sigortalılık tespiti, Kurum işlemi iptali istemine ilişkindir. Eldeki davanın yasal dayanağı olan, 2926 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3. maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir. Anılan Kanun'un 3. maddesinin (b) bendinde "Tarımsal faaliyette bulunanlar: kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar" olarak tanımlanmış, 5. maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6. maddesinde ise diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanun'un 9. maddesi Kuruma re'sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir. 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1 inci fıkrasının (b) maddesinde, köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı olacakları, anılan Kanun'un 3. maddesinde ise tarımsal faaliyetin, “Kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde veya kamuya mahsus mahallerde; ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yoluyla yahut doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünleri elde edilmesini ve/veya bu ürünlerin yetiştiricileri tarafından; muhafazasını, taşınmasını veya pazarlanmasını,” ifade edeceği, 7. maddenin (b) bendinde sigorta hak ve yükümlülüklerinin “tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için tarımsal faaliyetlerinin kanunla kurulu ilgili meslek kuruluşlarınca veya kendilerince, bir yıl içinde bildirilmesi halinde kaydedildiği tarihten, bu süre içinde bildirilmemesi halinde ise bildirimin Kuruma yapıldığı tarihten” itibaren başlayacağı, 9. maddenin 1. fıkrasının 5. bendi gereği sigortalılığın “Tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için, tarımsal faaliyetinin sona erdiği veya 6. maddenin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca muafiyet kapsamına girdiği yahut 65 yaşını doldurması nedeniyle talepte bulunduğu tarihten,” itibaren sona ereceği, 6. maddenin (ı) bendinde ise Kamu idarelerinde ve Kanun'un ek 5. maddesi kapsamında sayılanlar hariç olmak üzere, tarım işlerinde veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz işlerde çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, bu Kanunda tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenlerin ve 65 yaşını dolduranlardan talepte bulunanların 5510 sayılı Kanun'un kısa ve uzun vadeli sigorta hükümleri çerçevesinde sigortalı sayılmayacakları belirtilmiştir. Kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunan ve bildirimsiz kalan sigortalılar için 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinde öngörülen "hizmet tespiti" davasına eşdeğer bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, yada tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı "sigortalılığının tespiti" söz konusu olamayacaktır. Ayrıca belirtilmelidir ki tarımsal faaliyete kabul edilebilir süreyi aşar uzunlukta ara verilmesi durumunda Tarım Bağ–Kur sigortalılığının yeniden başlayabilmesi, tescil başvurusu, iradi prim ödeme, prim tevkifatı olgularından herhangi birinin gerçekleşmesine bağlıdır. Davaya konu somut olayda; bozmaya uyulmuş olmasına karşın, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Önceki bozma ilamında da belirtildiği üzere Kurumca 01.01.1997 ile 16.11.2012 tarihleri arasında Tarım Bağ- Kur sigortalılığın kabul edilmediği, bu sürenin araştırılması gerektiği belirtilerek karar bozulmuş olup bu kapsamda, davacının 1998 yılında ...'a süt teslim ettiği, prim tevkifatı yapıldığı, bu tarih dışında tarımsal faaliyete ilişkin 01.01.2004 tarihli hayvan yetiştiriciliği belgesine kadar ise herhangi tarımsal faaliyetinin bulunmadığı kapsamdan anlaşılmakla, bu husus dikkate alınmaksızın, kabule dair karar tesisi yerinde değildir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine, 17 .03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/16253, K. 2025/4306, T. 17.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-16253-e-2025-4306-k-bacd4167b735