Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/1523 E. 2024/2727 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1523
- Karar No
- 2024/2727
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/252 E., 2023/401 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 18. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/205 E., 2021/96 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 07.12.2015 tarihinde emeklilik için başvuruda bulunduğunu, başvurusunun ret edildiği, ilk işe giriş tarihi olan 22.05.1985 gününde prim ödemesi olmamasının ret gerekçesi olarak ileri sürüldüğünü, sonraki işe giriş tarihinin 12.12.1989 günü olduğu, bunun geriye çekilmesi için açılan davanın lehe sonuçlandığını, buna göre davalı Kurumun davacının ilk işe giriş tarihini geriye çekerek kayıtlarını düzelttiği, diğer taraftan davacının 2018 yılı Haziran ayında emekli edildiğini, işe giriş tarihinin geriye çekilmesi sebebiyle aylık almaya hak kazandığı 2015 yılından bu yana birikmiş aylıklarının yazılı başvurusuna rağmen ödenmediğini beyanla ödenmeyen aylıkların tespitini ve faizi ile davacıya ödenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kayıtlarında davacının ilk işe giriş tarihi her ne kadar 22.05.1985 günü olarak gözükmekte ise de anılan tarihte prim ödemesine rastlanmaması bakımından davanın reddi gerektiğini, ayrıca dava şartının yerine gelmemiş olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile Kurum kayıtlarınca davacının işe ilk giriş tarihinin 22.05.1985 olarak düzeltildiği dikkate alınarak, davacının 07.12.2015 tarihli ilk emeklilik tahsis başvurusuna göre 2. emeklilik tahsis başvurusunu yaptığı 15.05.2018 tarih aralığındaki 34.424,87 TL yaşlılık aylığı alacağının 03.03.2021 tarihli hesap raporunun 3. sayfasında yer alan ödeme tarihlerinden itibaren yasal faizi ile davalı Kurumdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde; davacının sigorta başlangıcı tescil kayıtlarında 22.05.1985 gözükmekte ise de her hangi bir prim kaydına rastlanmadığından talebinin reddedildiğini, Kurum işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, Bakırköy 18. İş Mahkemesi'nin dosyası kesinleşmeksizin hüküm kurulduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul Anadolu 18. İş Mahkemesi'nin 09.09.2021 tarihli, 2019/205 Esas - 2021/96 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçesi ile benzer sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının ilk işe giriş tarihinin Mahkeme kararı ile geriye çekilmesi sebebiyle 07.12.2015 tarihli tahsis talebine göre yaşlılık aylığının geriye çekilerek aradaki fark aylıkların faiziyle beraber davacıya ödenmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 506 sayılı Kanun'un 108 inci maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, aynı Kanun'un 79/10 uncu maddesi kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır. Sigortalılığın tespitinde, yöntemince düzenlenerek yasal hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilen sigortalı işe giriş bildirgesi, ilgilinin işe alındığını gösteren yazılı delil niteliğinde ise de sigortalılığın kabulü açısından tek başına yeterli kabul edilemez ve bu kapsamda çalışma olgusunun da inandırıcı ve yeterli delillerle ispatlanması gerekmektedir. Bu amaçla; sigortalı işe giriş bildirgesinin Kuruma veriliş tarihi, bildirgedeki kimlik bilgilerinin, varsa imza ve fotoğrafın davacıya ait olup olmadığı, davacıya verilen sigorta sicil numarasının hangi yılın serilerinden olup sonraki dönemde gerçekleşen hizmetlerinde kullanılıp kullanılmadığı saptanmalıdır. Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup mahkemece, öncelikle davacının davasını somutlaştırma yükümlülüğü kapsamında işverenin kim olduğu, işyerinde ne iş yaptığı, başka çalışan olup olmadığı, idarecilerin kim olduğu, işyerinin nerede olduğu ve komşularının kimler olduğunun davacıya sorulup açıklattırılması gerektiği, ayrıca tarafların sunduğu deliller ile yetinilmeyerek, kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmek suretiyle, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Bu amaçla hizmeti ortaya koyabilecek belgeler, varsa Kurum görevlileri tarafından düzenlenen rapor ve tutanaklar getirtilmeli, yine davalı iş yerinde aynı dönemde bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, gerektiğinde aynı çevrede faaliyet yürüten işverenler ve bunların çalıştırdığı kimseler yeniden Kurum ve kolluk marifetiyle yöntemince belirlenerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle iddianın somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde kanıtlanıp kanıtlanmadığı değerlendirilmelidir. (HGK 29.06.2005 gün ve 2005/21-409- 413, 23.12.2009 gün ve 2009/10-581-619, 10.02.2010 gün ve 2010/10-72-72, 21.09.2011 gün ve 2011/10-527– 552) Diğer taraftan 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinde; “Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Benzer düzenleme mülga 506 sayılı Kanun'un 116 ncı maddesinde de yer almakta idi. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Kurum vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Eldeki davada davacının sigortalılık başlangıç tarihinin Mahkeme kararı ile geriye çekilmesi sebebiyle 07.12.2015 tarihli tahsis talebine göre yaşlılık aylığının geriye çekilerek aradaki fark aylıkların yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep ettiği, yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmesi isabetli ise de, aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından yukarıda izah olunan yasal mevzuat uyarınca Kurum'un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren (örneğin 01.01.2016 tarihine göre 01.04.2016 tarihinden) faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alındığında, mahkemece bu durum dikkate alınmadan ve bilirkişi raporuna atıf yapılmak suretiyle karar verilmesi, ayrıca hüküm fıkrasında gerekçenin tekrar edilerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 3.Ne var ki bu yanlışlıkların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı Kurum vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 1 inci bendinin silinerek yerine "Davacının 01.01.2016-15.05.2018 tarih aralığındaki toplam 34.424,87-TL yaşlılık aylığı alacağının, Nisan/2016-Mayıs/2018 tarihleri arasındaki her bir aylığın ödeme tarihine göre hesaplanacak yasal faizi ile davalı Kurumdan alınarak davacıya ödenmesine" ibaresinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi..