Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/11479 E. 2024/13672 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/11479
Karar No
2024/13672
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2022/904 E., 2024/488 K. KARAR : Kabul Taraflar arasındaki faiz alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamı davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı Kuruma malulen emekli edilmek üzere başvurduğu, talebinin reddedildiği, bu red kararı üzerine Bingöl Asliye Hukuk İş Mahkemesi 2006/701 Esas sayılı dosyası ile maluliyetin tespiti davası açtığı, davanın kabulüne karar verildiği, karar doğrultusunda emekliliği almaya hak kazandığı tarihten itibaren birikmiş aylıkların ve aylık ödemelerin davacıya yapıldığı, ancak geçmişe yönelik aylık miktarlarının faiz alacaklarının ödenmediği, bu nedenle Bingöl İcra Müdürlüğünün 2014/4563 Esas sayılı dosyası ile icra takibini başlattıkları, takibe itiraz edildiği ve takibin durdurulduğu iddiasıyla davacıya geçmişe dönük olarak ödenen emekli aylıklarına işlenen faizin hüküm altına alınmasına, kötü niyetli itiraz nedeni ile davalıdan %10 para cezası ile %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesine özetle; davanın kanunda yazılı yasal süre içinde açılmadığı, davanın açılması süresinin olayın öğrenildiğinden itibaren 1 yıl olduğu ve bu süre içinde açılmadığı, Bingöl 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/701 Esas sayılı dosyasının kesinleşmesiyle davacının geçmiş ve aylık ödemelerinin yapıldığı, haksız faiz talebinin yerinde olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.MAHKEME İLK KARARI Mahkeme tarafından 11.09.2015 tarihli ve 2015/26 Esas, 2015/612 Karar sayılı kararla; tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının davalı SGK'ya malulen emekli edilmek üzere başvurduğu, talebinin reddine karar verilmesi üzerine davalı aleyhine 2006/701 Esas sayılı dosyası ile işlemin iptali ve maluliyetin tespiti davası açıldığı, Mahkememiz dosyası ile davacının malul olduğunun ve maluliyet aylığı bağlanmasının tespitine karar verildiği, davacının davalı Kurumdan geçmişe yönelik olarak faiz ödemesi talep ettiği, davalı Kurumun bu talebi yazılı olarak reddetmesi üzerine davalı Kurum aleyhine Bingöl İcra Müdürlüğünün 2014/4563 Esas sayılı dosyası ile takip başlattığı, davalı SGK'nın takibe itiraz ettiği, davacının itirazın iptalini talep ettiği, bu yargılama sırasında alınan 07.04.2015 tarihli bilirkişi raporuna göre emekli aylığı maaşlar toplamının 69.482,00 TL olduğu, her yıl maaş toplamının dava tarihi olan 13.01.2015 tarihine kadar yasal faiz hesaplamasının genel faiz toplamının 32.335,68 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne davalının Bingöl İcra Dairesinin 2014/4563 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına haksız ve kötü niyet tazminatının yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin 11.09.2015 tarihli ve 2015/26 Esas, 2015/612 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 15.05.2018 tarihli ve 2016/5212 Esas, 2018/4752 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...1-Açılan ilk davada, 01.05.2005 tarihinden itibaren maluliyet aylığı bağlanmasına dair verilen kararın 16.12.2013 tarihli Yargıtay Onama ilamı ile kesinleşmesinden sonra, davalı Kurumca yapılan işlemle 01.05.2005-21.03.2014 tarihleri arasında birikmiş aylıklarının 22.03.2014 tarihinde PTT’ye ödenmek üzere gönderildiği anlaşılan davacının 14.07.2014 tarihinde açtığı eldeki davada, aylıklara işleyen faizlerin tahsili amacı ile takip yapıp itiraz üzerine itirazın iptali ile icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmakta olup, mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de, verilen kararın eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01.03.2006 tarihli ve 2005/10–755 Esas, 2006/32 Karar sayılı ilamında ayrıntıları açıklandığı üzere; bir borç ilişkisi, asıl hakla birlikte bazı fer’i hakları da içerir. Borç ilişkisinin içerdiği asıl hak, alacak ...; fer’i haklar ise, cezai şart, faiz, kefalet, rehin, hapis ... gibi haklardır. Borcu sona erdiren en önemli neden, tarafların kendilerine yüklenen edimleri ifa etmeleridir. Genel olarak ifa, borçlanılmış edimin yerine getirilmesi suretiyle alacaklının tatmin edilerek borcun sona erdirilmesidir. Kural, asıl borç sona erdiğinde, bu borca bağlı fer’i borçların da sona ereceğidir. Bu sonuç, ek bir işleme gerek olmaksızın kendiliğinden gerçekleşir. Ancak evvelce işleyen faizleri talep hakkının saklı tutulması (ihtirazi kayıt) veya saklı tutulduğunun hal ve koşullardan çıkartılması kaydıyla, ödenmemiş faizlerin istenebilme ... ortadan kalkmamakta, asıl borç ifa veya sair bir suretle son bulmuş olsa bile, borcun feri’si olan faiz varlığını sürdürmekte ve alacaklı bunları talep edebilme hakkını yitirmemektedir. Açıklanan nedenlerle, eldeki davada, davacı avukatının işlemiş faizler bakımından ihtirazi kayıt içeren dilekçesine icra dosyası arasına rastlanılmakla birlikte, bu dilekçenin Kurum kayıtlarına giriş tarihinin olmadığı ve esas alınamayacağı anlaşılmakla, Mahkemece, öncelikle kesinleşen dosya aslının bu dosya arasına celbi ile, davanın açılış tarihinin 14.07.2014 olduğu da dikkate alınarak, davacıya anaparanın 21.03.2014 tarihinde yapılmış olduğu belirtilen toplu ödemeye ilişkin dekontun aslının veya okunaklı bir suretinin ilgili PTT şubesinden getirtilerek davacının ödeme tarihinden önce davalı kuruma yaptığı başvuru veya ilk dava sırasında dava açarken veya karardan sonra veyahut da en geç ödeme esnasında, faiz istemi yönünden, faiz hakkının saklı tutulup tutulmadığı hususunun ayrıntılı olarak araştırılarak, varlığı halinde, işlemiş faizler yönünden hesap bilirkişisinden, asıl alacak, ve toptan ödeme tarihine göre, faizin başlangıç ve bitiş tarihi ve dönem dönem uygulanan faiz oranlarını ayrı ayrı gösterir şekilde denetime elverişli hesap raporu aldırılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. 2-5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanununun 36. maddesi gereğince, ilgili kanunlarda yer verilmemiş olsa dahi, Kurumun taraf olduğu davalarda, icra kovuşturmaları ile ilâmların harçlardan bağışık olduğu dikkate alınmaksızın, davalı Kurumun harç tutarlarından sorumluluğu yönünde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda değerlendirme yapmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." 2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 04.02.2021 tarihli ve 2018/152 Esas, 2021/156 Karar kararla; bozma sonrası kazandırılan belgelere göre davacı vekili tarafından sunulan 23.01.2019 tarihli beyan dilekçesinde davalı Kurumdan 21.01.2014 tarih ve 401831 evrak kayıt numarası ile faiz ödemesi talep ettiğini beyan ettiği, ancak bu belgenin Kurum kayıtlarına girmediği ve ayrıca ilgili dilekçenin imzasız olduğu, davacıya ödemeler 21 Mart 2014 tarihinde yapılmış ancak davacı veya vekilinin ödeme yapılmadan önce faiz alacağına ilişkin olarak talebini saklı tuttuğuna ilişkin herhangi bir kayıt olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 3. Mahkemenin 04.02.2021 tarihli ve 2018/152 Esas, 2021/156 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 13.09.2022 tarihli ve 2021/10501 Esas, 2022/10392 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...Mahkemece bozma sonrasında yapılan yargılama ile davacı vekilinin 21.01.2014 tarihinde davalı Kuruma verildiği ve kurumdan varide numarası aldığı anlaşılan dilekçenin imzasız olup dikkate alınamayacağı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmakta ise de, gerek davacı vekilinin, işlerin sonuçlandırılması bakımından avukatlık kanunu kapsamında işleri bitirme yükümlülüğü ve gerekse davacı adına işlemlerin yapılarak halin icabı gereğince faiz isteminde bulunduğunun anlaşılması karşısında davacıya ödenen her bir aylık miktarına göre toptan ödeme tarihine kadar işleyen faiz hesabının yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece aksi yöndeki kabul ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda değerlendirme yapmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." 4.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; davacının davalı Kurumdan geçmişe yönelik olarak faiz ödemesi talep ettiği, davalı Kurumun bu talebi yazılı olarak reddetmesi üzerine davalı Kurum aleyhine Bingöl İcra Müdürlüğünün 2014/4563 Esas sayılı dosyası ile takip başlattığı, davalı SGK'nın takibe itiraz ettiği, davacının itirazın iptalini talep ettiği, bu yargılama sırasında alınan 19.03.2024 tarihli ek bilirkişi raporuna göre toptan ödeme tarihi olan 21.03.2014 tarihine kadar olan toplam faiz alacağı 24.489,62 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının Bingöl İcra Dairesinin 2014/4563 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına haksız ve kötü niyet tazminatının yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının ihtirazı kaydının bulunmadığı, hesabın hukuken geçerli olmadığı, davacının talep dilekçesinin imzasız olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, geç ödenen aylıklar nedeniyle oluşan faiz alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamına ilişkindir. 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/11479, K. 2024/13672, T. 24.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-11479-e-2024-13672-k-ceac38a1ade2