Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/10072 E. 2024/12013 K.

Konu: Davalının Hizmet Akdine Tabi Çalışmadığının Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/10072
Karar No
2024/12013
Karar Tarihi
Konu
Davalının Hizmet Akdine Tabi Çalışmadığının Tespiti

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/72 E., 2024/1141 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/81 E., 2021/252 K. Taraflar arasındaki davalının hizmet akdine tabi çalışmadığının tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 12.01.2017 tarihinde meydana gelen kazada kendi adına bağımsız çalışan ve ... Vergi Dairesinin ... vergi numaralı mükellefi olan ... ...'in, ... Şeker Fabrikası depo bölümü sundurma kısmında vinç operatörü ... hakimiyetindeki ... plakalı park ve stop halindeki vincin çatıya doğru açılmış sepetindeyken vincin sepetinin sarsılması nedeniyle 4-5 metre yükseklikte bulunan sepetten yere düştüğü ve hastaneye kaldırılan ...'in hayatını kaybetmiş olduğu, ... ...'in ... İnşaat'ın sahibi, yetkilisi ve sorumlusu olup, son yıllarda ... Şeker Fabrikası ile muhtelif işlerde çalışmakta olduğu, olayın meydana geldiği gün ... Şeker Fabrikası teknikeri ...'ın müteveffayı arayarak fabrikanın göçen ve göçme tehlikesi olan bir takım bölümleri için tamir hakkında bilgi almak üzere fabrikaya çağırmış olduğu, müteveffayı fabrikaya çağıran ...'ın kolluk tarafından alınan ifadesinde; “... ... İnşaat yetkilisi ve sorumlusu, abisi ...'in ise ... Tel Örgü firması vardır” şeklinde beyanda bulunarak davacı ve müteveffanın kendi adlarına bağımsız otarak çalışmakta oldukları, ayrı işletmelerinin olduğu ve farklı işler yaptıkları, davacı ile ... arasında herhangi bir hizmet akdinin olmadığını açıkça ortaya koymakta olduğu, sunulan vergi levhalarından da anlaşılacağı üzere birbirinden bağımsız olarak vergi mükellefi olan davacı ile ... ... arasında 4857 sayılı Kanun kapsamında bir hizmet ilişkisinin olmadığı, fakat S.G.K. müfettiş raporunda kazanın iş kazası olduğu, davacı ...'in müteveffanın işvereni olduğu şeklinde hatalı tespitler yapılmış olduğundan bu rapora istinaden SGK Başkanlığı tarafından davacıya rücu davası açılmış olduğu, ... 4. İş Mahkemesinin 2020/69 Esas sayılı dosyası halen derdest olup, işbu davada verilecek karardan doğrudan etkilenecek bir dava olduğu, ... ...'in yaşamını yitirdiği kazaya ilişkin olarak yapılan kovuşturmada ... 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/189 Esas sayılı dosyası kapsamında alınan 25.05.2017 tarihli bilirkişi kurulu kusur raporunda ... sahibi ...'a ve ... Şeker Fabrikası İnşaat Bölüm Müdürü ...'a asli kusur isnat edilmesine karşılık davacı ...'e hiçbir kusur isnadı yapılmamış olduğu, bu kusur raporu doğrultusunda verilen mahkeme kararına göre müteveffanın desteğinden yoksun kalanlar tarafından Sigorta Tahkim Kurulu Başkanlığı'na yapılan bireysel başvuru sonucunda ... 10. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından aldırılan kusur raporuna göre kusur belirlemesi yapılarak işbu tahkim Kurulu Kararının kesinleşmiş olduğu, davacı ile ... ... arasındaki akdi ilişkinin hizmet ilişkisi olmadığı, zira yasal mevzuat ve emsal kararlar incelendiğinde bir hizmet sözleşmesinin asli unsurlarının varlığının uyuşmazlık konusu edim yükümlülüğünde olmadığının görüleceği, ... ...'in piyasada kendi adına iş yapan 4B'li, yani eski yasa kapsamında Bağ-Kur sigortalısı niteliğine sahip bir işveren olduğu, işbu davada taraflar arasındaki sözleşmenin 4857 sayılı İş Kanununda tanımlanan bir hizmet sözleşmesi olup olmadığının tespitinin gerektiği, emsal Yargıtay kararlarına göre davacı ile ... ... arasında herhangi bir hizmet ya da başkaca bir sözleşmesel ilişki olmadığı, her ikisi de bağımsız işveren ve vergi mükellefi olan ... ... ile davacı ...'in tanıdıkları bir mali müşavir tarafından yanlış yönlendirilmeleri nedeniyle ...'in ...'i işçisi gibi göstererek sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklı daha yüksek maaş almasını sağlamaya çalışmış oldukları, oysa gerçek durumun yukarıda bahsedildiği gibi olup kardeşler arasında 4857 ve 5510 sayılı Kanun kapsamında herhangi bir hizmet akdinin olmadığı, davalı ...K. Teftiş Başkanlığı tarafından tanzim edilen hatalı müfettiş raporuna göre ... ...'in ölümü nedeniyle ailesine ödenen P.S.D.G. ve tedavi masrafları toplamı 214.895,48 TL'nin davacıdan rücusunun istenmekte olduğu, ... 4. İş Mahkemesinin 2020/69 Esas sayılı dosyası ile işbu davadaki yargılamanın sağlıklı yapılabilmesi açısından, ... ... ile davacı ... arasındaki akdi ilişkinin hizmet sözleşmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının, ... ...'in davacı ...'in işçisi olup olmadığının tespiti için işbu davanın açılması zorunluluğunun ortaya çıktığı iddiasıyla ... ... ile davacı ... arasında kazanın meydana geldiği 12.01.2017 tarihinde 4857 sayılı Kanun kapsamında hizmet akdine dayalı bir iş ilişkisi olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve yetki itirazları olduğu, davada taraf olmadıkları, kamu düzenine ilişkin davanın re'sen araştırmaya tabi olduğu, davanın açılmasına sebep olmadıkları savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; ... ...'in kendi adına çalışmakta olan bir meslek erbabı olduğu, davacı ...'in ise müteveffanın kardeşi olup, onun da kendi adına vergi mükellefi olarak iş yapmakta olduğu, ekte sunmuş oldukları hakediş raporlarına göre de kazanın olduğu tarihte dava dışı ... Şeker A.Ş.'ye iş yapan kişinin ... değil ... ... olduğu, ... 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/189 Esas sayılı dosyasında bu durumun açıkça tespit edilmiş olduğu, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının olmadığı, hukuki yarar olmasının dava şartı olduğu, bu nedenle hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesini talep ettikleri, Mahkemece davanın reddine karar verilmez ise, maddi gerçekliğe göre gerçekte ... ile ... arasında hizmet akdi bulunmaması nedeniyle davayı kabul ettikleri savunmasında bulunmuştur. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından; tanık beyanları, dosya içeriğinde mevcut belge ve bilgilerden ve bilirkişi tarafından tespit edilen hususlar ile davacı ... ve ... ...'in ticari defter kayıtlarından yapılan tespitler sunulmuş olup, tüm bu tespitler doğrultusunda yapılan değerlendirmeler sonucunda davacı ...'in ve ... ...'in, ...'in kaza sonucu vefat etmiş olduğu 12.01.2017 tarihinde ayrı işyerleri ve ayrı ayrı mükellefiyetleri olan, birbirlerinden bağımsız olarak farklı işyerlerinde farklı işleri yapan kişiler olduğu, dolayısıyla ... ...'in vefatı tarihinde davacı ...'e ait işyerinde ücret karşılığı çalışan olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile ... ... ile davacı ... arasında kazanın meydana geldiği 12.01.2017 tarihinde hizmet akdi kapsamında bir iş ilişkisi olmadığının tespitine, karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuş ve Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan istinaf incelemesi sonucunda, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davacı ...'in ... ... Vergi Dairesinin ... vergi sicil numaralı yıllık gelir vergisi mükellefi olduğu, işe başlama tarihinin (mükellefiyet kaydının) 16.02.2011 olduğu, ana faaliyet konusunun “Telden yapılan diğer ürünlerin imalatı (örgülü tel, örme şerit, taşıma askısı, dikenli tel ve demir, çelik veya bakır tellerden mensucat, ızgara, ağ, kafeslik ve çitler)” olduğu, vergi dairesinde kayıtlı son adresinin “ ... Mah. ... Caddesi No: .../...” olduğu, ... ...'in ise ... ... Vergi Dairesi'nin ... vergi sicil numaralı yıllık gelir vergisi mükellefi olduğu, işe başlama tarihinin (mükellefiyet kaydının) 06.06.2013 olduğu, ana faaliyet konusunun “İkamet amaçlı olmayan binaların inşaatı (fabrika, atölye, vb. sanayi üretimini amaçlayan binalar ile hastane, okul, otel, işyeri, mağaza, alışveriş merkezi, lokanta, kapalı spor tesisi, cami kapalı otoparkı, tuvalet, vb. inşaatı)” olduğu, Vergi Dairesinde kayıtlı son adresinin “ ... Mah. ... Sokak No: .../...” olduğu, ... Şeker Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından sunulan sipariş formlarının bir kısmında işi yapan firma olarak ... Tel Örgü Panel Çit Sistemleri ... imza ve kaşesinin olduğu, bu sipariş formlarına istinaden yapılmış olan işlere karşılık faturaların da davacı ... tarafından düzenlenmiş olduğu, ... tarafından düzenlenmiş olan faturaların içeriğinin “Tel Çit Yapımı” olduğu, sipariş formlarının bir kısmında ise işi yapan firma olarak ... Metal Reklam Sanayi Ticaret ... isminin olduğu, bu sipariş formlarına istinaden yapılmış olan işlere karşılık faturaların ... ... (... İnş. Taah. Ve Tel Çit Sistemleri) tarafından düzenlenmiş olduğu, ... ... tarafından düzenlenmiş olan faturaların içeriğinin “İnşaat Betonu - ... İşleri - Bina Bakım ve Revizyon İşleri - vb. İnşaat işleri” olduğu, davacı ve müteveffaya ait 2016 ve 2017 yılı ticari defterlerde ... ...'in, ...'ten mal/hizmet satın almış olan müşteri ve aynı zamanda ...'e mal/hizmet satmış olan satıcı konumunda olduğu ve karşılıklı ticari işlemlere ait kayıtlar bulunduğu, davacı ile ... ...'in, kaza tarihinde ayrı iş yerleri ve ayrı ayrı mükellefiyetleri olan, birbirlerinden bağımsız olarak farklı iş yerlerinde farklı işleri yapan kişiler olduğu, her ne kadar ... ...'in, davacıya ait ... sicil sayılı iş yerinden, 08.01.2017 tarihine kadar "Tel örgü (çit) imal işçisi" meslek koduyla bildirimi yapılmış ise de; alınan tanık beyanları ve toplanan delillere göre, bu bildirimlerin gerçeği yansıtmadığının, müteveffanın kaza tarihinde davacıya ait iş yerinde ücret karşılığı çalışan olmadığının anlaşıldığı, sonuç olarak yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığı, Kurum kayıtlarına kaza tarihinde müteveffanın davacı yanında sigortalı olarak çalıştığı, 09.10.2012 tarihinde işe başladığına dair sigortalı işe giriş bildirgesinin 08.10.2012 tarihinde Kuruma verildiği, bildirgede meslek adının "Tel örgü (çit) imal işçisi- 7223.78" olarak belirtildiği, müteveffanın 08.01.2017 tarihinde işten ayrıldığına dair sigortalı işten ayrılış bildirgesinin (kaza tarihinden 1 gün sonra) 13.01.2017 tarihinde Kuruma verildiği, davacının şüpheye mahal vermeyecek şekilde davasını ispat edemediği, tanık beyanları ve sair takdiri delillerle hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalılar murisinin hizmet akdine tabi çalışmadığının tespitine ilişkindir. 1.Ceza dosyası kapsamından anlaşıldığı üzere, 12.01.2017 tarihinde ... Şeker Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye ait şeker fabrikası sahasında bulunan, tek katlı prefabrik yapı niteliğindeki ve çatısı çelik konstrüksiyon olan... atölyesinin çöken çatı ve kolonlarının kesilerek kaldırılması işi için, olay günü bazı şahısların temin edilerek çalıştırıldığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, vinç operatörü ...’a ait ve sürücülüğünü de kendisinin yaptığı ... plakalı özel amaçlı vinç monteli kamyonun, yıkım ve kaldırma işinde kullanılmak üzere fabrikaya getirildiği, ayrıca davacı ... ile kardeşi olan muris sigortalı ...’in de enkazın kesilerek kaldırılması işini yapmak üzere çağrıldığı tespit edilmiştir. Olay günü, çöken çatının köşebent demirinin bez halatla bağlanarak vincin kancasına takıldığı, sigortalı ...’in oksijen kaynak makinesini alarak vincin sepetine bindiği, vinç operatörü ...’ın yönetimindeki vinç yardımıyla çatıdaki köşebent demirinin yukarı çekilmesi sırasında, halatın kopmasıyla vincin sepetinin savrulduğu ve sepet içinde bulunan ...’in yaklaşık 5-6 metre yükseklikten düşerek yaralandığı, tedavi gördüğü hastanede ise hayatını kaybettiği anlaşılmaktadır. Ceza soruşturmasında, muris sigortalı ...’in sanayi sektöründe kendi nam ve hesabına çalıştığı kabul edilerek kusur atfedildiği, kardeşi olan davacı ...’in de aynı sektörde birlikte tel örgü ve doğrama işleri yaptığı, olay günü fabrikanın çağrısı üzerine birlikte hareket ettikleri yönünde beyanda bulundukları, ayrıca vinç operatörü ...’ın da davacı ve muris sigortalının kendi adlarına çalıştığını ve işin kendileri tarafından alındığını beyan ettiği anlaşılmıştır. İşyeri tanıkları tarafından da, sigortalı ...’in ... İnşaat adı altında kardeşiyle birlikte, davacı ...’in ise ... Tel Örgü unvanlı işyeri altında kendi nam ve hesabına çalıştığı, söz konusu tamirat işi için ... Tel Örgü ile anlaşma sağlanarak kendilerinin çağrıldıkları beyan edilmiştir. 2.Eldeki davada davacı, kardeşi muris ...’in 12.01.2017 tarihinde meydana gelen olay sırasında, kendisine ait işyerinde hizmet akdine tabi olarak çalışmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesi gereği, "Hâkim, Türk hukukunu re’sen uygular." Tarafların kanunu yanlış ya da eksik göstermeleri, hâkimi doğru hukuki nitelendirme yapmaktan alıkoymaz. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan denetim neticesinde, 12.01.2017 tarihli olayın iş kazası niteliğinde olduğu tespit edilmiş ve bu tespit doğrultusunda işlem yapılmıştır. Bu durumda, davacının açtığı dava, görünüşte “hizmet ilişkisinin bulunmadığının tespiti” talebine dayanmakla birlikte, Kurum tarafından iş kazası olarak tespit edilen olayın bu niteliğinin bulunmadığının tespitine matuf olduğu anlaşılmaktadır. 3.Davaya konu olan "iş kazası" mevzuatımızda 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, iş kazası tanımlanmamış, kazanın hangi hal ve durumlarda iş kazası sayılacağı yer ve zaman koşulları ile sınırlandırılarak belirlenmiştir. 4.Eldeki davaya konu olayın meydana geldiği tarih itibari ile davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu olup, Kanunun 13. maddesinde iş kazası; "a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b)İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d) Bu Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır." şeklinde belirlenmiştir. 5.Olayın, iş kazası olarak kabul edilebilmesi için olaya maruz kalan kişinin 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi anlamında sigortalı olması, bedenen veya ruhen özre uğraması, bu olayın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak belirtilen hal ve durumlardan birinde meydana gelmesi ve olayla ruhen ve bedenen özre uğrama arasında illiyet bağı bulunması koşuldur. Başka bir anlatımla, olayın, iş kazası sayılabilmesi için bu koşulların birlikte gerçekleşmesi zorunludur. 6.Somut olayda, davacı kardeşinin iş kazasına uğradığı tarih itibariyle kendi nam ve hesabına bağımsız çalıştığını, bildirimlerinin gerçek ve fiili olmadığını iddia etmektedir. Davalılar murisi ...’in 09.10.2012 – 08.01.2017 tarihleri arasında, davacıya ait işyerinden kesintisiz şekilde, 5510 sayılı Kanun’un 4/1-(a) bendi kapsamında sigortalı olarak bildirildiği, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarıyla sabittir. Davacı, murisin kaza tarihi itibariyle işten ayrıldığına ilişkin 13.01.2017 tarihli işten çıkış bildirgesi verdiği anlaşılmaktadır. Mahkeme kararına esas bilirkişi raporunda davacı ile muris kardeşi arasındaki ilişkisinin ticari alım satım olduğu belirtilmiştir. Söz konusu belirleme işyeri tanıklarının muris sigortalının ... inşaat davacının ile ... unvanlı işletmeleri olduğunu beyan etmesi ve ... Şeker Fabrikasının 19.12.2016, 20.01.2017 ve 15.11.2017 tarihli faturalarda davacı ve murise ait işletmeler adına malzeme ve işçilik içerecek şekilde faturalar tanzim etmesine dayandırmıştır. 7. Mahkemece, davalılar murisinin kazaya uğradığı tarihteki çalışma biçimine ilişkin gerekli ve yeterli araştırma yapılmamıştır. Davacının iddiaları doğrultusunda, murisin gerçekten bağımsız çalışıp çalışmadığının veya davacının işyerine hizmet akdiyle bağlı olarak çalıştığının net şekilde ortaya konulması bakımından kapsamlı bir araştırma yapılması gerekmektedir. Bu çerçevede, öncelikle davacının faaliyet gösterdiği adres ile murisin fiilen faaliyette bulunduğu adreslerin ayrı olup olmadığı, murisin davacıya ait işyerinden bağımsız olarak kendi adına ticari bir işletme açıp açmadığı, bu kapsamda ayrı bir vergi kaydı, oda kaydı veya ticaret sicili kaydının bulunup bulunmadığı varsa faaliyet konusu, adresi ve faaliyete başlama-bitiş tarihleri itibariyle araştırılmalıdır. Murisin sadece ... Şeker Fabrikası ile mi ticari ilişki kurduğu, yoksa başka üçüncü kişi veya kurumlarla da ticari faaliyetlerde bulunup bulunmadığı hususu da kapsamlı biçimde incelenmelidir. Bu bilgiler ışığında, murisin kaza tarihi itibariyle davacı nezdinde hizmet akdi ile çalışıp çalışmadığı yöntemince değerlendirilmelidir. Mahkeme, tarafların sunacağı delillerle birlikte işyeri tescil dosyaları, ticaret sicili, vergi kayıtları, oda kayıtları, SGK bildirimleri gibi resmi belgeleri de araştırarak, murisin gerçek hukuki statüsünü ve fiili çalışma ilişkisini ortaya koymalıdır. 8. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/10072, K. 2024/12013, T. 28.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-10072-e-2024-12013-k-77a25ebb06ed