Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/7850 E. 2023/13292 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/7850
Karar No
2023/13292
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3303 E., 2023/145 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Silifke 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2022/13 E., 2022/330 K. Taraflar arasındaki hizmet tespitine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in 15.09.1997 yılında davalılardan Özel ... Koleji Eğitim Hizmetleri Kırt. San. ve Tic. Ltd. Şti. bünyesindeki okulda ''hizmetli'' olarak işe başladığını, kendisine verilen tüm işleri yaptığını, Cumartesi günleri de dahil olmak üzere dini ve milli bayramlarda ve mesaisinin çok üzerinde şirket bünyesinde çalıştığını, bu hizmetlerin sürekli olduğunu, 1997 yılında 80 gün, 1998 yılında 167 gün, 1999 yılında 240 gün, 2000 yılında 270 gün, 2001 yılında 223 gün, 2002 yılında 239 gün, 2003 yılında 163 gün, 2004 yılında 140 gün, 2005 yılında 240 gün, 2006 yılında 269 gün, 2007-2008-2009-2010-2011 yıllarında ve 12.06.2012 tarihine kadar tam olarak SGK'ya bildirim yapıldığını, davalının müvekkilinin 19.06.2015 tarihinde haksız biçimde iş akdini feshettiğini, müvekkilinin 15.09.1997 tarihi ile 12.06.2012 tarihleri arasında aralıksız ve kesintisiz çalıştığı halde yukarıda belirtilen hizmetleri SGK'ya bildirmediğini, müvekkilinin SGK'ya bildirilmeyen hizmetlerinin tespit edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sigortalı hizmet cetveline göre 15.09.1997 tarihinde işe başlayıp 30.06.2000 tarihinde işten ayrıldığı, 01.10.2000 tarihinde başlayıp 15.06.2001 tarihinde işten ayrıldığı, 18.10.2001 tarihinde başlayıp 11.06.2012 tarihinde işten ayrıldığı görüldüğüne göre; 18.10.2001 tarihinden önceki döneme ilişkin çalışma iddiası yönünden hizmet cetveline göre işten ayrılma tarihi olan 13.06.2001 yılı sonu olan 31.12.2001 tarihinden başlayarak 5 yıl içerisinde yani 31.12.2016 tarihinden önce dava açılmadığından hak düşürücü süre geçtikten sonra 28.01.2016 tarihinde dava açıldığından bu dönem çalışma iddiası için hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının, davalı-müvekkil bünyesinde geçen tüm çalışmaları eksiksiz olarak Kuruma bildirilmiş olup, davanın bu nedenle de esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili, davacı tarafından her ne kadar, davalıya ait işyerinde iddia edilen tarihler arasında aralıksız geçen çalışmalarının tesbiti hususunda dava açılmış ise de Kurumlarında mevcut kayıtların tetkikinde, davacının söz konusu yerde dava dilekçesinde belirtildiği şekilde ve sürede çalışmadığı, çalıştığı sürelerin de işveren tarafından Kuruma bildirildiğinin anlaşıldığını, davacının bu durumu aşan iddialarını, Kurum kayıtlarına eşdeğer yazılı delillerle kanıtlamak durumunda olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Bölge Adliye Mahkemesi kararına göre 2004 yılına kadar yaz aylarında davacının çalışmadığı, 2004 sonrası ise yaz ayları dahil sürekli ve kesintisiz çalıştığı kabul edilecektir. Davacının davalıya ait işyerinde asgari ücretle çalıştığının kabulü ile hizmet süresi ve tespiti yapılmıştır. Çalışılmayan yaz ayları dışlanarak hesap yapılmış ve çalışma dönemleri ayrı, ayrı gösterilmiş, 2004 yılı sonrası için davacının tatil aylarında da çalışmasının olması nedeni ile eğitim dönemi ayrımı olmadan sürekli çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. 2006 yılı Kasım ve Aralık aylarına ilişkin ücretin davacıya 30 gün üzerinden ödendiği, sunulan bordroların 30 Kasım 2006 sonrasına ait olduğu ve bordroların 2010 yılı 11 inci ayına kadar imzalı olduğu, sonraki bordroların imzasız olduğu, bildirimsiz döneme dair ücret bordrosunun olmadığı anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi kararı sonrası dinlenen tanıklar davacının hafta içi çalıştığını, sömestr tatillerinde çalışma olup olmadığını bilmediklerini, bazı tanıkların yaz tatilinde ara ara okula uğradıklarında davacıyı da gördüklerini beyan ettikleri görülmüştür. Davacının SGK hizmet döküm cetveli incelendiğinde sömestr tatiline denk gelen dönemde de bildirim yapıldığı, bazı dönemlerde (2004 yılı ve sonrası) yaz tatiline denk gelen Haziran, Temmuz, Ağustos aylarında da eksik de olsa bildirim yapıldığı anlaşılmıştır. Dinlenen tanık beyanları ve toplanan delillerden davacının davalı eğitim Kurumunda 15.09.1997 tarihinde çalışmaya başladığı, 2004 yılına kadar yaz tatillerinde çalışması olduğunun ispat edilemediği, 2004 yılı sonrasında yaz tatillerine denk gelen dönemlerde eksik bildirim yapılmış olması nedeniyle davacının bu dönemlerde de çalışmasının tam aya üzerinden olduğu kanaatine varılarak hükme esas bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiği" gerekçesiyle; "1-A)01.01.2000-16.06.2000, 01.01.2001-15.06.2001, 01.01.2003-13.06.2003 ve 01.01.2007- 12.06.2012 tarihlerine ilişkin SGK bildirimi olmayan günler bulunmadığından bu dönemlere dair taleplerin reddine, B)15.09.1997-31.12.1997, bildirilmeyen 25 gün 01.01.1998-19.06.1998, bildirilmeyen 62 gün 09.09.1998-31.12.1998, bildirilmeyen 52 gün 01.01.1999-25.06.1999, bildirilmeyen 14 gün 13.09.1999-31.12.1999, bildirilmeyen 30 gün 11.09.2000-31.12.2000, bildirilmeyen 20 gün 10.09.2001-31.12.2001, bildirilmeyen 53 gün 01.01.2002-14.06.2002, bildirilmeyen 9 gün 09.09.2002-31.12.2022, bildirilmeyen 28 gün 08.09.2003-31.12.2003, bildirilmeyen 113 gün 01.01.2004-31.12.2004, bildirilmeyen 220 gün 01.01.2005-31.12.2005, bildirilmeyen 120 gün 01.01.2006-31.12.2006 bildirilmeyen 91 gün olmak üzere kesintili ve aralıklı olarak bildirilmeyen toplam 837 gün asgari ücret üzerinden hizmet tespitine, 15.09.1997- 31.12.2006 arasındaki SGK'ya bildirilen günlerin dışlanmasına" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının sigortalı hizmet cetveline göre; 15.09.1997 tarihinde işe başlayıp 30.06.2000 tarihinde işten ayrıldığının, 01.10.2000 tarihinde başlayıp 15.06.2001 tarihinde işten ayrıldığının ve 18.10.2001 tarihinde başlayıp 11.06.2012 tarihinde işten ayrıldığının görüldüğünü, 18.10.2001 tarihinden önceki döneme ilişkin çalışma iddiası yönünden hizmet cetveline göre işten ayrılma tarihi olan 13.06.2001 yılı sonu olan 31.12.2001 tarihinden başlayarak 5 yıl içerisinde yani 31.12.2006 tarihinden önce dava açılmadığından hak düşürücü süre geçtikten sonra 28.01.2016 tarihinde dava açıldığını, dolayısıyla davacının bu dönem çalışma iddiası için hak düşürücü sürenin geçtiğini, Yerel Mahkemenin anılan döneme ilişkin hak düşürücü süre nedeniyle verilen kabul kararının hatalı olduğunu, Yerel Mahkemece eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, aşamalarda dinlenen tanık anlatımları çelişkili beyanlarda bulunmasına rağmen Yerel Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olduğu, davacının davalı Kurumda çalışmadığı dönemlerde başka yerlerde çalışması değerlendirilmeden karar verilmesi Yerel Mahkeme kararının eksik inceleme sonucunda hükmedildiğini gösterdiği, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması karşısında davalı Kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olması ve yargılama giderlerinin kabul ve red edilen zamanlar bakımından oransal olarak paylaştırılmaması Yerel Mahkeme kararının hatalı olduğunu gösterdiği, davacının, müvekkili bünyesinde geçen tüm çalışmalarının eksiksiz olarak Kuruma bildirildiğinden Yerel Mahkeme kararının ortadan kaldırılarak bozulmasını talep etmiştir. Feri müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde, davacı yan tarafından hizmet tespitine istinaden açılan dava sonucu Yerel Mahkemece; davacının davalı iş yerinde 15.09.1997 - 31.12.2006 arası döneme ilişkin talepleri yönünden; 15.09.1997 - 31.12.1997 arası dönem için yılda 105 gün, 01.01.1998 - 31.12.2003 arası dönem için yılda 300 gün, 01.01.2004 - 31.12.2006 arası dönem için yılda 360 gün üzerinden asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verildiği, verilen kararın haksız olup yasalara aykırı olduğu, davacının davasını ispat edememiş olup Yerel Mahkemece yalnız tanık beyanları esas alınarak hüküm kurulduğu, bu nedenle Yerel Mahkemece gereken incelemeler yapılmadan ve davacının iddiasını destekler somut deliller toplanmadan kurulan haksız ve hatalı hükmün bozulması gerektiğini, bu nedenlerle İlk Derece Mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dosya içeriğine göre; davacının, 15.09.1997 - 30.06.2000, 01.10.2000 - 15.06.2001, 18.10.2001 - 31.12.2006 tarihleri arasında davalı iş yerinden kısmi olarak, 01.01.2007 - 11.06.2012 tarihleri arasında ise çalışmalarının tam olarak bildirildiği, 15.09.1997 - 31.12.2006 dönemi uyuşmazlık konusu olduğu, davacının uyuşmazlık döneminde kesintili olarak okulun tatil olduğu dönemler dışında okulda hizmetli olarak çalıştığının dinlenen tanık beyanları ve tüm doya kapsamı ile ispatlandığı, bilirkişi tarafından davacının Kuruma eksik bildirilen sürelerinin tespit edildiği, Mahkeme davacının davalı şirkete ait okulda çalıştığı ve Kuruma eksik bildirilen sürelerin tespitine yönelik hükmün yerinde olduğu, her bir kesintili çalışma döneminde işe giriş bildirgesinin verilmiş olması nedeniyle hak düşürücü sürenin söz konusu olmayacağı, davalı vekilinin ve fer'i müdahil Kurum vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf talebinin yerinde olmadığı" gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1) Dava, 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde Mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların Mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.” Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan Sosyal Güvenlik Hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır. 2) 6100 sayılı HMK madde 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, madde 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur. Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir. Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir. HMK madde 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, madde 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir. 3) Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır. Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir. 4) Bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davalar, sonuç itibariyle sigorta primlerinin işverenden tahsilini ve Kurum kayıtlarının düzeltilmesini de gerektireceğinden gerçek işveren ve Kurum kayıtlarında işveren olarak görünen kişilerin de belirlenerek davaya katılmaları sağlanmalı, bu yöndeki işyeri bilgi ve belgelerine ulaşılması, bir başka anlatımla, davanın sübutu, kanıtlama yükümlülüğü ve verilen kararın infazı açısından, husumetin tüm işverenlere birlikte yöneltilmesi zorunludur. 3. Değerlendirme 1)Eldeki dava, davacının, davalı işyerinde 1997-2006 tarihleri arasında eksik bildirilen çalışma sürelerinin tespiti istemine ilişkin olup davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de verilen hükmün eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Somut olay bakımından, davacının çalıştığını iddia ettiği dönemde işyerinin (okulun) devredildiğine dair İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nden gelen yazı cevabı ve eklerinde, davalı Özel ... Koleji'nin 1997 tarihinde hizmete başladığı ve 2011 yılında Özel Pozitif ... Ltd. Şti'ye devredildiği ve okulun adının Taşeli Koleji olarak değiştirildiği ve 2015 yılında kapanarak faaliyetine son verdiğini belirtmiş olması karşısında devir varsa talepler yönünden devralanın hakkını da ilgilendirmesi nedeniyle devralan işveren davaya dahil edilerek bu eksiklik giderildikten sonra işverenin delilleri toplanıp sonucuna göre karar verilmelidir. 2) Mahkemece kabule konu dönemde, davacının yaz tatillerinde ve yarıyıl tatillerinde çalışıp çalışmadığı tanıklardan etraflıca sorulmalı, beyanlar arasında çelişki olması halinde çelişki giderilmeli, davacıya davası açıklattırılarak hangi tarihlerde yarıyıl ve yaz tatillerinde çalıştığı, çalıştıysa kimlerle çalıştığı kendisinden sorulmalı ve bildirdiği kişilerin tanık olarak beyanları alınmalı, tüm deliller toplandıktan sonra sonucuna göre karar verilmelidir. Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/7850, K. 2023/13292, T. 21.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-7850-e-2023-13292-k-e9d89dc092f4