Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/7362 E. 2023/10111 K. – Kurum İşlemini

Konu: Kurum İşleminin İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/7362
Karar No
2023/10111
Karar Tarihi
Konu
Kurum İşleminin İptali

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/505 E., 2023/652 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/13 E., 2022/365 K.

Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 01.06.1985 tarihinde 4/a sigorta kolunda çalışmaya başladığını, çalışmalarına 30.11.1985 tarihindeki işten çıkışı ile ara verdiğini, bundan sonra 25.04.1992 tarihinde Esnaf Bağ-Kur sigortalısı olarak ... bağkur numarası ile tescil edildiğini, elektronik ev eşyası tamiratı işi yapan işyerinde 31.12.1996 tarihine kadar çalışmalarına kendi adına ve bağımsız bir şekilde devam ettiğini, 31.12.1996 tarihinde işyerini kapatan davacının 01.04.2012 tarihinde yeniden 4/a sigortalısı kapsamında çalışmaya başladığını ve bu çalışmalarının da 30.04.2016 tarihine sürdüğünü, sonrasında davacının davalı idareye başvurarak tahsis talebinde bulunmak istemiş ise de kendisine iptalini talep ettikleri 18.06.2008 tarih ve 56527 evrak numarası ile davalı idare kayıtlarına girmiş olan ve davacının kendisinin vermiş olduğu iddia olunan dilekçesi ile 95/11 sayılı genelgeye dayanılarak sadece vergi kayıtlarının prim gününün belirlenmesinde esas alınmasını talep etmiş olduğunu, bu talebinin kabul olunarak oda kaydı bulunan dönemlerin sigortalı hizmet sürelerinden terkin edilmek suretiyle hizmet süresinin hesaplandığını öğrendiğini, iptali talep olunan 18.06.2008 tarih ve 56527 dilekçe altındaki imzanın davacıya ait olmadığını, bugüne kadar böyle bir talepte bulunmadığını, dilekçeye ilk defa tahsis başvurusu amacı ile gitmiş olduğu tarihte vakıf olduğunu, iptalini istedikleri dilekçeye istinaden işlem yapılmamış olması halinde davacının 4 yıl 8 ay 6 günlük 4/b sigortalılık hizmet süresi mevcut olacağını ve davacının bu süreye ilişkin prim borcunu ödemesi ile tahsise hak kazanacağını, bu nedenlerle öncelikle ve tensip ara kararı ile davacının aylık bağlanması konusunda mağduriyet yaşamaması amacı ile davalı idare tarafından 18.06.2008 tarih ve 56527 sayılı dilekçe ile işlem yapılmamış olsa idi davacıya aylık bağlanacağı tarihin sorulmasına, davacının ödemesi gereken prim bulunması halinde bunun miktarının hesaplatılarak bildirilmesinin istenilmesine, hesaplanan primlerin mahkemece veya davalı idare tarafından bildirilecek vezne hesabına depo edilmesine karar verilmesini, davalı idare tarafından hesaplanan primin mahkemece belirlenen yere depo edilmesi amacı ile süre verilmesine, aylık bağlanmasına ilişkin taleplerinin kabul edilmesi halinde aylık bağlanmasına ilişkin işlemin ödemenin yapıldığı günün tahsis talep tarihi olarak kabul edilmesine, davalı idare tarafından 18.06.2008 tarih ve 56527 sayılı dilekçeye istinaden hizmet sürelerinin iptaline dair işlemin iptaline, taleplerinin kabul görmemesi halinde terdiden, davacının 4/b sigortalılığının oda kaydı esas alınarak hesaplanması gerektiğinin tespitine, davacıya dava tarihinden eksik primlerin ödendiği tarihten itibaren aylık bağlanmasına, bağlanan aylıkların her birinin ödenmesi gereken tarihten itibaren yasal faiz hesaplanarak aylıkları ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; 19.06.1992 tarih ve 27325 sayılı Erciyes Vergi Dairesi Müdürlüğünün tasdiklediği Bağ-Kur'a giriş bildirgesi ile 01.05.1992 tarihi itibariyle kayıt ve tescilinin yapıldığını, ancak 18.06.2008 tarihinde sigortalının ibraz ettiği sigortalılık belgesinde vergi kaydının 25.04.1992 tarihinde başladığı belirtildiğinden ilgilinin tescil tarihi 25.04.1992 olarak düzeltildiğini, yine aynı tarihte ibraz etmiş olduğu meslek odası ve esnaf sicilden tasdiki yapılan belgelere istinaden hizmetlerinin 1995/11 sayılı genelgeye göre tespit edilmesini talep ettiklerini ve ilgili genelgeye göre hizmet tespiti yapıldığını, 05.03.2013 tarihinde Melikgazi Merkez Müdürlüğü 4/b hizmetlerini istediğini ve 07.07.2014 tarihinde 9431313 sayılı yazı ile hizmetlerinin bildirildiğini, 24.11.2014 tarih ve 16766993 sayılı dilekçe ile prim iadesi talebinde bulunduğunu ve söz konusu primlerin ilgiliye iade edildiğini, davacının 04.02.2016 tarih ve 1796459 sayılı sigortalılık belgesini kuruma ibraz etmesi üzerine vergi daireleri ile yeniden yazışma yapıldığını ve 22. 02.2016 tarihinde kayıtlarına intikal eden vergi kayıtlarına göre hizmeti yeniden tespit edildiğini ve 10.03.2016 tarih ve 3793231 sayılı yazı ile kendisine bildirildiğini, davacının gerçek vergi sürelerinin 25.04.1992-31.12.1995, 01.01.1996-31.12.1996 olduğundan 4/b esnaf hizmetlerinin de buna göre tespit edildiğini, 1479 sayılı Kanun kapsamında başkaca hizmetinin bulunmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, her ne kadar davacı ve komşu işyeri tanıkları davacının ihtilaflı dönemde işyerini faal olarak işlettiğine dair beyanda bulunmuş ise de, vergi yoklama fişlerinde davacının işyeri adresinde yapılan araştırmada işyerinin faal olmadığı belirtildiğinden ve davacının kuruma sunulan benzer içerikli imzalı beyanı bulunduğundan Bölge Adliye Mahkemesi kararı gereği salt tanık beyanı ile davacının bağkur talebi değerlendirilmemiş, karar doğrultusunda yapılan araştırmada kiracılık belgesine ve işyerinin faal olduğuna dair herhangi bir belgeye ulaşılamadığından davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının 25.04.1992-31.12.1996 tarihleri arasında vergi kaydının, 09.08.1995-21.09.2005 tarihleri arasında oda kaydının mevcut olduğunu, davacının vergi kaydı mevcut olmaksızın 2005 yılına kadar fiilen oda kaydı ile faaliyet gösterdiğini, davacının işini 2005 yılı öncesinde bırakmadığını, davacının işe başlama tarihinin 01.01.1996, işi terk tarihinin ise 31.12.1996 olduğunun tespit edildiğini, davacının ticari faaliyetini terk ettiğini, ancak fiilen çalışmasını bırakmadığını, tutanaklarda bu hususun doğru bir şekilde belirtilmemesi nedeniyle davacının mağduriyetine sebebiyet verildiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, istinaf dilekçesi ile benzer sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığını iptal eden Kurum işleminin iptali, bu talebinin kabul görmemesi halinde, davacının 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığının oda kaydı esas alınarak hesaplanması gerektiğinin tespiti ile buna göre aylık bağlanması istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1- Davanın yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7 nci maddesindeki; “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler.” düzenlemesi ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı gereği 1479 sayılı Kanun'un 24 ve 25 maddeleridir.

2- 01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanun'un 24 ve 25 inci maddelerinde “...kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler...”, “meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren” zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılmışken, anılan maddelerde 19.04.1979 gün ve 2229 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, “kendi adına ve hesabına” çalışma koşulu ve belirtilen nitelikte çalışmaya başlama tarihi sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir. 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemede, kendi adına ve hesabına çalışma koşuluna ek olarak “gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar” için mükellefiyetin başlangıç tarihinden, “kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmakla beraber gelir vergisinden muaf olanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar” kayıtlı oldukları tarihten itibaren sigortalı sayılmaktadır.

3- 22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikte ise, bu kez, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; “gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, Esnaf ve Sanatkârlar Siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı bulunanlardan” gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da Esnaf ve Sanatkârlar Siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayılmışlardır.

4- 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemede de; kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; “gelir vergisi mükellefi olanlar ile, gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıt olanlar” sigortalı sayılmışlardır.

5- Yukarıda açıklanan tüm bu Kanunlarla yapılan değişiklikler; önceki mevzuatın öngördüğü koşullara sahip olan sigortalıların, sigortalılık niteliklerine son vermemekte, değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Bağ-Kur sigortalılık niteliğini kazananlar yönünden yeni düzenlemeler içermektedir. Tersinin kabulü, kazanılmış hakları ortadan kaldırmak olur ki, bu durumun kabulüne yasaca ve hukukça olanak olmadığı açıktır.

6- Önemle vurgulanmalıdır ki; ilgili vergi, kanunla kurulu meslek kuruluşu, esnaf ve sanatkârlar sicil memurluğu kayıtları zorunlu sigortalılığın dayanak belgeleri niteliğinde olup, anılan kayıtlara sahip kişiler yönünden ancak, “(diğer) sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalma” ve “herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma” olgularının birlikte gerçekleşmesi durumunda zorunlu sigortalılık söz konusu olabilir. Belirtilen kayıtların yokluğunda zorunlu sigortalılıktan söz edilemeyeceği gibi, anılan sigortalılık niteliğine sahip olunmadığı döneme/sürelere ait prim borçlarının daha sonraki tarihlerde Kurumca hatalı olarak geriye dönük tahsil edilmesi, ödemeler icra takibi sonucu gerçekleşmediği veya 06.03.1992 günü yürürlüğe giren 3780 sayılı Kanun, 16.05.1997 tarihinde yürürlüğe giren 4247 sayılı Kanun kapsamında primler yatırılmadığı sürece ilgili yararına usulü kazanılmış hak olgusunu da oluşturmaz.

3. Değerlendirme İnceleme konusu eldeki davada; davacının, elektronik ev eşyası tamiratı faaliyetinden dolayı Esnaf Bağ-Kur sigortalısı olarak sigortalılığının 25.04.1992 tarihinde başladığını ve 30.01.1995 tarihinden itibaren prim ödemesi yaptığını, daha sonra "Elektronik Ev Aletleri Tamiri" işinden dolayı vergi kaydını 31.12.1996 tarihinde sildirdiğini, ancak 06.07.1995 tarihinde başlayan Kayseri Elektrik ve Elektronikçiler Odası kaydının 21.09.2005 tarihine kadar devam ettiğini, davacının tahsis talebi üzerine oda kaydı bulunan dönemlerin sigortalı hizmet sürelerinden terkin edilmek suretiyle hizmet süresinin hesaplandığını, buna göre davalı Kurum tarafından sadece vergi kaydına göre hizmet verildiğini belirterek oda kaydının silindiği tarihe kadar 1479 sayılı Kanun sigortalısı olarak hizmetinin tespitini talep ettiği, mahkemece yapılan araştırma sonucunda uyuşmazlık konusu dönemde davacının kendi nam ve hesabına bir çalışması olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür.

Dosya kapsamında getirtilen vergi yoklama fişleri incelendiğinde, 21.10.1998 tarihli Vergi Yoklama Fişinde yoklama memurunun "ödevlinin öteden beri dairemizde Radyo-Tv tamirinden mükellef iken bu işini 1998 yılı Nisan ayında terk ettiğini beyan etmiş, ancak işyerine defalarca gidildiğinde işine hiç ara vermediği devam ettiği tarafımızdan tespit edilmiş olup mükellef ... tarafından beyan edildi.” şeklindeki tespiti, fişte davacının ve memurun imzasının mevcut olduğu da dikkate alınarak talep konusuna göre 01.01.1997-21.10.1998 tarihleri arasındaki dönem yönünden davanın kabulü gerektiği anlaşılmakla, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur

Diğer taraftan, elektronik ev aletleri tamiri faaliyeti nedeniyle oda kaydı bulunan davacının, 21.10.1998 tarihinden sonraki dönemde, 1479 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinde düzenlenen, “sosyal güvenliğin vazgeçilmez ve kaçınılamaz” kamusal yapısı gereği yöntemince ve re’sen araştırma yapılarak, kendi nam ve hesabına çalışıp çalışmadığının tespiti için işyerine ilişkin emniyet, zabıta, maliye, muhtarlık vs. marifetiyle araştırma yapılmalı, özellikle uyuşmazlık konusu dönemde davacının faaliyette bulunduğunu iddia ettiği Fevzi Çakmak Mahallesi ... Sokakta bulunan iş yeri adresine ait uyuşmazlık konusu dönem yönünden elektrik ve su abonelikleri ve işyerlerine ilişkin işyeri açma ruhsatları celp edilerek, kimlere ait olduğu tespit edilmeli, faaliyetin geçtiği taşınmazın ilk tesis tarihinden itibaren tapu kaydı celp edilerek uyuşmazlık konusu dönemde malik/maliklerinin kim olduğu tespit edilerek, beyanlarına başvurularak işyerinin kim ve kimler tarafından kiralandığı sorulmalı, ilgili Belediye Başkanlığından belirtilen adreste Çevre-Temizlik ve Çöp vergisi ile Emlak vergisi vs. şeklinde ödeme kayıtlarının bulunup bulunmadığı sorularak buna ilişkin belgeler temin edilmeli, kendi nam ve hesabına çalışma olgusu hiç bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya konularak, yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmelidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/7362, K. 2023/10111, T. 23.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-7362-e-2023-10111-k-42552b2ce6b2