Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/6213 E. 2024/12267 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6213
Karar No
2024/12267
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2212 E., 2022/2296 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/277 E., 2022/171 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 04.07.2013 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000 TL maddi ve 30.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden faizi ile tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında maddi tazminata ilişkin talebini 255.710,33 TL olarak arttırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının duvar ustası olmayıp, asgari ücretle çalışan bir kalıp ustası olduğunu, tamamen davacının kusurundan dolayı oluşan kazada herhangi bir sorumluluğunun olmadığını, davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 04.07.2013 tarihinde, davalı tarafından yapılan özel bina inşaatında iş kazasının meydana geldiği, davacının meslekte kazanma gücünü %39,2 oranında kaybetmiş olduğunun belirlendiği, Sosyal Güvenlik Kurumu Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından hazırlanmış olan 20.10.2016 tarihli inceleme raporunda ...’ın 04.07.2013 tarihinde maruz kaldığı iş kazasının meydana gelmesinde işveren ... Inşaat Egitim Tur. Teks Tarım Gıda Hay. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin kusur oranının %80 olduğu ve kazalı ...’ın %20 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği; kusur bilirkişi raporunda, işveren “... Inşaat Egitim Tur. Teks Tarım Gıda Hay San ve Tic. Ltd. Şti' nin %60 oranında, kazalı davacı ...’ ın %40 oranında kusurlu bulunduklarının belirtildiği ,her iki rapor arasında çelişki bulunduğundan, çelişkiyi giderecek şekilde alınan heyet kusur raporunda dava konusu iş kazasının meydana gelmesinde, davalı işverenin %60 oranında kusurlu olduğu, davacı, kazazede ...’ın %40 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, İzmir 14. İş Mahkemesi'nin 2018/301 Esas sayılı rücuan tazminat davasında kusur raporunda; olayın meydana gelmesinde davalı işverenin % 60, kazalı işçi ...’ın % 40 kusurlu olduğunun tespit edildiği, bu nedenle hesaplamalar sırasında davacının tazminat hesabından % 40 kusur indirimi yapıldığı, bilirkişice yapılan maddi tazminatın hesabında kazalı sigortalı ...'ın 04.07.2013 tarihinde maruz kaldığı iş kazası nedeniyle geçici iş göremezlik döneminde uğradığı maddi kazanç kaybının 2019 yılında yürürlüğe giren yeni asgari ücrete göre yapılan hesaplamalar sonucu 365,47 TL olduğu, sürekli iş göremezlik nedeniyle uğradığı kazanç kaybının 351.293,90 TL olduğunun hesaplandığı, kazanın oluş biçimi, kusur oranı, maluliyet durumu, davacının duyduğu acı ve üzüntü dikkate alınarak ve sebepsiz zenginleşmeye yer vermeyecek şekilde manevi tazminata hükmedildiği gerekçesiyle, "talebe bağlı kalınarak, 255.710,33 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 04.07.2013 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmasına, kazanın oluş biçimi, kusur oranı, maluliyet durumu dikkate alınarak, sebepsiz zenginleşmeye yer vermeyecek şekilde olmak üzere, 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04.07.2013 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kalıp ustası olarak çalışan davacının ahşap parçaları daire testere ile kesme işlemi yaparken kopan bir kıymık parçasının fırlayarak sağ gözüne isabet etmesi neticesinde yaralandığı, olayın oluş biçimine ve dosya kapsamına göre olayın meydana gelmesinde davalının % 60 ve davacının % 40 kusurlu olduklarını belirtir bilirkişi heyet raporlarının yerinde olduğu, davacının yaptığı işe, kıdemine ve ücret araştırma sonucuna göre tespit edilen ücretinde hatalı bir yönün bulunmadığı, bu itibarla İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili, davalı şirkete atfedilen kusur oranının fazla olduğunu, karşı tarafça da imzası inkar edilmeyen ücret bordroları dosya içinde mevcut iken buna göre hesaplama yapılmayarak tanık beyanlarına göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, bilirkişi raporlarının ve hesaplamaların hatalı olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2 nci maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Dosya kapsamından, 25.10.2016 tarihli hesap raporunda, davacının maddi zararının geçici iş göremezlik nedeniyle 365,47 TL, sürekli iş göremezlik nedeniyle 279.525,18 TL olarak belirlendiği, ancak peşin sermaye değerinin rücuya tabi kısmının zarardan tenzil edilmediği, bilirkişi raporunun taraf vekillerine 27.10.2016 tarihli celsede tebliğ edildiği, davacı vekiline raporu inceleyip beyanda bulunmak üzere kesin süre verildiği, davacı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz etmeksizin talebini 255.710,33 TL olarak arttırdığı, yargılama aşamasında alınan ek raporlar ile bilinen dönem sonu ileri çekilmek suretiyle yapılan hesaplamalara göre Mahkemece, davacının geçici iş göremezlik nedeniyle uğradığı zararın 365,47 TL olduğu, sürekli iş göremezlik nedeniyle uğradığı kazanç kaybının 351.293,90 TL olduğu kabul edilerek, " talebe bağlı kalınarak, 255.710,33 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 04.07.2013 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verildiği "anlaşılmaktadır. Somut olayda, 25.10.2016 tarihli bilirkişi raporuna davacının itirazının bulunmaması nedeniyle bu rapor ile belirlenen 365.47 TL geçici iş göremezlik zararı ile 279.525,18 TL sürekli iş göremezlik zararından peşin sermaye değerinin kusur karşılığı miktarının tenzili ile bulunacak tutar yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilmeksizin karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, A.İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçe kısmında yer alan; "Bilirkişice yapılan maddi tazminatın hesabında kazalı sigortalı ...'ın 04.07.2013 tarihinde maruz kaldığı iş kazası nedeniyle oluşan %39,2 maluliyet nedeniyle çalışamadığı, geçici iş göremezlik döneminde uğradığı maddi kazanç kaybının ve 2019 yılında yürürlüğe giren yeni asgari ücrete göre yapılan hesaplamalar sonucu 365,47 TL olduğu sürekli iş göremezlik nedeniyle uğradığı kazanç kaybının 351.293,90 TL olduğu hesaplanmış," ifadesinden sonra gelmek üzere, "25.10.2016 tarihli bilirkişi raporuna davacının itirazının bulunmaması nedeniyle 25.10.2016 tarihli rapor ile belirlenen 365.47 TL geçici iş göremezlik zararı ile 279.525,18 TL sürekli iş göremezlik zararından, peşin sermaye değerinin kusur karşılığı miktarının tenzili ile bulunacak tutar yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilerek, davacının maddi zararı 243.556,87 TL olarak hesaplanmış ve davacının 243.556,87 TL maddi tazminat tutarına hak kazandığı kanaati oluşmuş, fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar vermek gerekmiştir." ibarelerinin yazılması, B.İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının tamamen silinerek yerine geçmek üzere; Davanın kısmen kabulüne, 243.556,87 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 04.07.2013 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Kazanın oluş biçimi, kusur oranı, maluliyet durumu dikkate alınarak, sebepsiz zenginleşmeye yer vermeyecek şekilde olmak üzere, 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04.07.2013 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Alınması gerekli 16.790,92 TL harçtan peşin harcın mahsubuyla 12.458.16 TL bakiye ilam harcının davalıdan tahsiliyle Hazineye irat kaydına, Avukatlık asgari ücret tarifnamesine göre maddi tazminat yönünden 25.499,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Avukatlık asgari ücret tarifnamesine göre manevi tazminat yönünden 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Avukatlık asgari ücret tarifnamesine göre reddedilen maddi tazminat yönünden 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan dosya açılış masrafı 164,70 TL, tebligat gideri 154,70 TL, müzekkere gideri 68,70 TL, ıslah harcı 4196,11-TL, bilirkişi ücreti 3.000,00 TL,tanık ücreti 20,00 TL olmak üzere toplam 7.604,21-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Davacı tarafından yatırılan toplam 3.540,00 TL yargılama gider avansından 3.243,20 TL harcanmış olmakla HMK 333. maddesi gereği hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının davacıya iadesine, Davalı tarafından yatırılan toplam 700,00 TL yargılama gider avansından 580,00 TL harcanmış olmakla HMK 333. maddesi gereği hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının davalıya iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren iki haftalık süre içinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı ." ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/6213, K. 2024/12267, T. 03.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-6213-e-2024-12267-k-23c6fa1634aa