Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/3647 E. 2023/3613 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3647
- Karar No
- 2023/3613
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1002 E., 2022/2354 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 20. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/147 E., 2020/123 K. Taraflar arasındaki 1479 sayılı Kanun sigortalılığının ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 18.09.2001 tarihinde Bağ-Kur İl Müdürlüğüne başvurarak vergi mükellefi olması dolayısıyla 21.12.1992-04.10.2000 tarihleri arasındaki sigortalılığının tescilini talep ettiğini, bu döneme ait prim borçlarını 01.04.2002 tarihli ve 999.000.000-TL 999.000.000-TL ve 262.500.000-TL bedelli makbuzlarla ödediğini, davacının emekli olmak için 20.06.2018 tarihinde kuruma yaptığı başvuruya, kurumca verilen cevapta borcunu süresi içinde ödemediğinden sigortalılık süresinin geri çekilemediğinin ve aylık talebinin reddedildiğinin bildirildiğini belirterek davacının 21.12.1992-04.10.2000 döneminde Bağ-Kur sigortalısı olduğunun ve yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; Kurum tarafından yapılan işlemlerde bir usulsüzlük ya da yasaya aykırılık bulunmadığını davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının borçlanma talep ettiği 18.09.2001 tarihinde 1479 sayılı Kanun'un 24 ve 25 inci maddeleri hükümleri gereğince sigortalılık sürelerinin kurumca re’sen gözetilerek priminin tahsili yoluna gidilmesi gerektiği ve nitekim kurumun davacının başvurusuna cevaben gönderdiği 28.12.2001 tarihli yazısında davacının 04.10.2000 öncesi sigortalı sayıldığı dönemlere ait ödemesi gereken primlerin miktarlarının bildirildiği, davacının da bu primleri 01.04.2002 tarihinde geçerli prim miktarları üzerinden ödediği gözetildiğinde kurum işleminde uyarlık bulunmadığı ve davacının 21.12.1992 – 03.10.2000 dönemindeki (7 yıl 9 ay 13 gün) 2803 günlük sigorta primini de ödediği kurum kayıtları ile sabit olduğuna göre davacının bu dönemdeki sigortalılığının prim borcunu ödediği 01.04.2002 tarihindeki derecesi (2) ile sigortalı olduğunun kabulünün gerekeceği, 49 yaş şartını ve prim ödeme gün sayısıyla 5600 gün prim ödeme gün sayısı koşullarını karşılamış olarak emekliliğe hak kazandığı gerekçesi ile davanın kabulüne, davacının 21.12.1992 - 03.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kaydının bulunduğu ve Sosyal Güvenlik Kurumuna Primlerini ödediği 21.12.1992 - 03.10.2000 tarihleri arasındaki sürenin 2 nci basamaktan Bağ-Kur'luluk süresi olarak tespitine, davacının emeklilik başvurusunda bulunduğu 04.10.2018 tarihinden sonraki aybaşı olan 01.11.2018 tarihi itibariyle emekliliğe hak kazandığının tespitine, davacının emekliliğe hak kazandığı tarihten itibaren kurum tarafından ödenmesi gereken aylıkların ay be ay yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Kurum vekili, davacının 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı kabul edilmesinin mümkün olmadığını, sigortalılık koşullarının bulunmadığını, Kurum işlemlerinin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu, dava açılmasına sebebiyet vermeyen Kurum aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi ve davanın reddi gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 1479 sayılı Kanun'un geçici 18 inci maddesinin yürürlüğe girdiği 02.08.2003 tarihine kadar ve 5510 sayılı Kanun'un geçici 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihine kadar davacının kayıt ve tescilinin yapılması, 04.10.2000 öncesi dönemle ilgili borçlanması çerçevesinde Kurum'un 28.12.2001 tarihinde bildirdiği prim borçlarını 01.04.2002 tarihinde ödemesi ve yasal koşulların varlığı nedeniyle hüküm altına alınan dönemde sigortalı sayılmasının ve 04.10.2018 tarihli tahsis talep tarihinde; 49 yaş, 20 yıllık sigortalılık süresi, 5600 gün prim ödeme gün sayısı koşullarını yerine getirerek emekliliğe hak kazandığı kabul edilerek karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesi ile davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, Kurum işlemlerinde hata bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının 21.12.1992 ile 04.10.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğunun ve yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesine göre, bir kimsenin zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olması için, meslek kuruluş kaydı ile birlikte, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışması gerekli iken, anılan maddelerde 19.4.1979 gün ve 2229 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, “kendi adına ve hesabına” çalışma koşulu ve belirtilen nitelikte çalışmaya başlama tarihi sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir. Öte yandan, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi ile değişik 1479 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesinde, zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olmak için ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi mükellefi olma, gelir vergisinden muaf olanların da meslek kuruluşuna kayıtlı olması hükmü yer almaktadır. Yine 22.03.1985 tarihinde 3165 sayılı Kanun'la getirilen düzenleme ile de kendi nam ve hesabına çalışanlardan vergi mükellefi olan, esnaf siciline veya meslek kuruluşuna kaydı olanların Bağ-Kur sigortalısı olacağı belirtilmiştir. 1479 sayılı Kanun'da sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin belirli tarihlerden başlatılmasını zorunlu kılan düzenlemeler de yer almaktadır. Bunlardan ilki, “tescilini yaptırmayanlar hakkında yapılacak işlemler” başlıklı Ek-Geçici 13 üncü madde hükmünde, tescilleri yapılmamış ancak sigortalılık niteliğini taşıyanlar yönünden Kanunun tanıdığı hak ve mükellefiyetlerin 2654 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 20.4.1982 tarihinden başlatılacağı öngörülmüştür. 619 sayılı KHK’nin Geçici 1 inci maddesi hükmünde ise; “Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar. Ancak, 1479 sayılı Kanun'a göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olmak kaydıyla, 20.04.1982 tarihinden bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar vergi dairelerine kayıtlı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız çalıştıklarını belgeleyen sigortalıların, vergiye kayıtlı bulundukları süreler, bu süreye ilişkin primleri, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağı prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.” denilmekte olup, 04.10.2000 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, Anayasa Mahkemesi’nin 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren 26.10.2000 günlü kararı uyarınca 619 sayılı KHK. tüm hükümleriyle iptal edilmiştir. 4956 sayılı Kanun'un 47 nci maddesiyle, Bağ-Kur Kanununa eklenen Geçici 18 inci madde; “Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 04.10.2000 tarihinden itibaren başlar. Ancak, bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıkları, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.04.1982-4.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak 49 uncu ve ek 15 inci maddelere göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını, tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.” hükmünü amirdir. 5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 8 inci maddesinde “bu Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi hariç diğer alt bentlerine göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanun'un yürürlük tarihine kadar kayıt ve tescillerini yaptırmayanların sigortalılık hak ve yükümlülüğü bu Kanun'un yürürlük tarihinden itibaren başlar. Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendine göre sigortalı sayılanların hak ve yükümlülüğü ise 7 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre başlar.” hükmünü amirdir. 3. Değerlendirme Mahkemece davacının 21.12.1992 - 03.10.2000 tarihleri arasında sigortalılığının tespitine karar verilmişse de Bağ-Kur sigortalılığının tespitine dayanak kılınan 21.12.1992 tarihinden devam eden vergi kaydının niteliği ve içeriği açıklığa kavuşturulmaksızın karar tesisi yerinde bulunmamıştır. Ne var ki, davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Kanun'un 24 ve 25 inci maddeleri olup davacının şirket ortaklığı gözetilmek suretiyle öncelikle sigortalılık süresine ilişkin tespit hükmü kurulup, 21.12.1992 - 03.10.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı kabul edildiğinde, tahsis talep tarihi olan 04.10.2018 itibariyle prim borcu bulunup bulunmadığı Kurumdan sorularak açıklığa kavuşturulduktan sonra, tahsis talebi buna göre değerlendirilmelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.