Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/3486 E. 2023/3449 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3486
Karar No
2023/3449
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/768 E., 2022/2064 K. ... HÜKÜM/KARAR : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 27. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/502 E., 2016/540 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen yurt dışı borçlanması yapabileceğinin tespiti ile Kurum işleminin iptali davasında verilen kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Dava, aksi Kurum işleminin iptali ile kendisi Türk Vatandaşı olmasa da, murisi eşinin Almanya’da kendi nam ve hesabına geçen çalışmalarını talep tarihinde Vatandaş olma şartı aranmaksızın borçlanabilme hakkı olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili Kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 27.10.2016 tarihli ve 2016/502 Esas, 2016/540 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir. IV.BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilinin temyizi üzerine; Dairemiz kararında Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir…” hükmünü içermekte olup; davaya konu somut olayda, davacı murisinin yurtdışında vergiye kayıtlı olduğu sürelerin gerçekliği ve sigortalılık niteliğinin varlığı Alman Mevzuatı kapsamında irdelenmelidir. Bu yönde kurumlar arasında yazışma yaptırılması suretiyle davacının murisinin vergide kayıtlı sürelerinin sigortalılık niteliğine esas olup olmadığı ile borçlanabilme imkânının bulunup bulunmadığı hususu netleştirilmeli ve sonucuna göre talep tarihinde Türk vatandaşı olma şartına gerek olmaksızın borçlanabilme imkânı bakımından yapılacak değerlendirme ile bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince Dairemiz bozma ilamına uyularak verdiği 15.05.2019 tarihli 2018/2029 Esas 2019/906 Karar sayılı kararı ile davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilince temyiz isteminde bulunmuştur. Daire kararında Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile davanın esastan reddine dair kararın davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 05.06.2018 günlü ve 2017/2169 E., 2018/5631 K. Sayılı ilamı ile kararın bozulduğu ve dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine dair karar verildiği gözetildiğinde, uyuşmazlığın esası hakkında HMK’nun 359. Maddesi hükümlerine uygun şekilde bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur. B.Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının eşinin yurtdışında 01.09.1995-20.12.2000 tarihine kadar vergi kaydı olduğu ve davalı kurum tarafından bu tarihlerin borçlanılabileceğinin bildirilmiş olduğu, davalı kurumun, davacının müracaat tarihinde Türk Vatandaşı olmadığından dolayı davacının borçlanma talebini reddettiği, 3201 sayılı Kanun kapsamında hak sahiplerinin murisin yurtdışındaki borçlanmaya esas süreleri borçlanabilmesi için anılan Kanun ve uygulama yönetmeliğinde, borçlanma tarihinde Türk vatandaşı olunması gerektiği belirtilmiş ise de 403 sayılı mülga Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 29 ve 12.06.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 28 inci maddesindeki yasal düzenlemelerle, Türk vatandaşı olup da vatandaşlıktan çıkma izni alanların, sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış hakları saklı tutulmuş ve anılan kişilerin bu hakların kullanımında ilgili kanunlardaki hükümlere tabi olmak şartıyla Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmaya devam edecekleri bu kişilerin kazanılmış haklarının korunacağı belirtildiği anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının talep tarihinde Türk vatandaşı olma şartı aranmaksızın 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanma hakkı bulunduğundan davanın kabulüne davacının, 01.10.2014 tarihli borçlanma talebini reddeden kurum işleminin iptaline, davacının, müteveffa eşi ...’ın Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen 01.09.1995-20.12.2000 tarihleri arasındaki sigortalılık sürelerinden, talep tarihinde Türk vatandaşı olma şartı aranmaksızın, istediği 1801 günlük süreyi, 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanma hakkı bulunduğunun tespitine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, Kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu beyanla temyiz isteminde bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının eşinin yurtdışında geçen hizmetlerini borçlanabilmesi için Türk Vatandaşı olmasının gerekip gerekmediğinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 3201 sayılı Kanunun ilgili maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/3486, K. 2023/3449, T. 30.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-3486-e-2023-3449-k-e8e78bce3111