Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/2787 E. 2023/2978 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2787
Karar No
2023/2978
Karar Tarihi

... MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1076 E., 2022/1862 K. ... ... KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/98 E., 2020/171 K. Taraflar arasındaki hizmet tespitine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın fer'i müdahil kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararın fer'i müdahil kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin bir inşaat şirketi olduğunu, şirketin merkezinin ... ili olduğunu fakat değişik yerleşim yerlerinde şantiye kurarak ticari faaliyetini sürdürdüğünü, bu şantiyelerinin bir tanesinin de 1990 yılında ... mahallesinde kurulduğunu, ... mahallesinde bir yapı kooperatifine bağlı Oba-2 villa evleri inşaatında çalışmak üzere 01.12.1990 tarihinde davalı şirkette fiili olarak işe başladığını, davalı şirkette ilk işe başladığı tarihten itibaren 97 iş günü çalıştığını ve kendi işlerinden dolayı işten ayrıldığını, 15-20 gün sonra tekrar davalı şirkette adı geçen inşaatta çalışmaya başladığını ve bu çalışmasının da 60 gün sürdüğünü, davalı şirketin geçici olarak inşaata ara verdiğini ve çalışanlarının işten çıkışını yaptığını, davalı şirketin daha sonra çalışanlarını tekrar işe çağırdığını ve bu işe girişinde ise 30 gün daha çalıştığını, davalı şirketin 01.12.1990 tarihinde işe giriş bildirgesini Muğla SSK İl Müdürlüğüne verdiğini, haricen öğrendiğini fakat davalı şirketin aylık SSK bildirgeleri ile dört aylık dönem bordrolarında çalışmalarını göstermediği için SGK kayıtlarında adı geçen şirkette çalışmamış olarak görünmekte olduğunu belirterek davalı şirket tarafından SGK'ya bildirilmeyen çalışmalarının tespitini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Fer'i müdahil vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava açmadan önce 5521 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi uyarınca kuruma başvurulması gerektiğini, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı savunma yapmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davacı adına düzenlenen ve kurum kayıtlarına 24.12.1990 tarihinde intikal eden işe giriş bildirgesi esas alınarak davalı işyerinde sigortalı çalışma başlangıcının 01.12.1990 tarihi olduğunun tespiti ile takip eden 187 gün hizmet akdine istinaden çalışmasının bulunduğunun tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Feri müdahil vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince çalışma konusu, işin niteliği, devamlılık gösterip göstermediği, başlangıç ve bitiş tarihleri ile alınan ücret konusundaki tanık ifadelerinin inandırıcı olup olmadığı hakkında tanık beyanları, işyerinin kapsamı, niteliği ve kapasitesi dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği, tanık beyanlarının doğruluğunu denetlenmesi açısından görevli personel ile birlikte o iş yerine en yakın iş yerlerinden iş yerini bilen ve tanıyan şahıslarda dinlenmesi gerektiği, bu hususlarda yapılacak inceleme ve araştırma ile çalışma olgusunun kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiği, davacının çalışmalarının sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı veya ne zaman sigortalı çalışma niteliğini aldığı hususu araştırılması gerektiği, ücret konusunda HUMK 288 inci maddesi göz önünde tutularak yazılı bir ödeme belgesi aranması gerektiği, bu sınır altında kalanların ücret durumu tanıklardan sorulması gerektiği, hizmet tespit davalarında hak düşürücü süre konulduğu, davacının 1990 yılında yapmış olduğu çalışmaların tespitinin o tarihlerde hiç bir şekilde sorun yapılmamış olmasının ve bugüne kadar dava açılmamış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, dava zamanaşımı yönünden usulden reddedilmesi gerektiği, davacının diğer davalı yanında çalıştığına dair kuruma bir işe giriş bildirgesi verilmiş ise de çalışmayı gösteren prim tablosu verilmediği, davacının işe giriş formundaki imzası ile dava dilekçesinde vermiş olduğu imzaların birbirine uymadığı, davalının gerçekten çalışıp çalışmadığının net bir şekilde tespit edilmediği, bu davaların kamu düzenini ilgilendirdiğinden işverenin kabulünün dahi tek başına bir hukuki sonuç doğurmayacağının dikkate alınarak eksik bir inceleme ve araştırma kalmamasının önemi olduğu gerekçeleriyle, yerel mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalı ... Müh. Mim. Müt. San. ve Tic. Ltd. Şti. unvanlı iş yerinde, 01.12.1990 tarihinden itibaren 187 günlük çalışmasının bulunduğu iddiasıyla eldeki davayı açtığı, ...işyeri sicil numaralı davalı iş yerinin 01.12.1989-30.08.1990 tarihleri arası dönemde işyerinin kanun kapsamında yer aldığı, davalı ... Müh. Mim. Müt. San. ve Tic. Ltd. Şti. unvanlı iş yerince kurum kayıtlarına 24.12.1990 tarihinde intikal eden işe giriş bildirgesinde sigortalının işe alındığı tarihin 01.12.1990 tarihi olduğunun belirtildiği, davacının işe başladığı tarihte 18 yaşını ikmal ettiği, inşaatlardaki çalışmasının Temmuz ayı içerisinde sona erdiği ve çalışma süresinin yaklaşık 6 ay kadar devam ettiği yönündeki tanık beyanları dikkate alındığında, davacının çalışma başlangıcını takip eden 187 gün süre hizmet akdine istinaden çalışmasının bulunduğu, Kuruma işe giriş bildirgesi verilmiş bulunduğundan hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı, sonuç olarak yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil kurum vekili, istinaf dilekçesindeki nedenler doğrultusunda temyiz kanun yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1)Dava, 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un m. 86/9 uncu maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.” Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır. 2)Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır. Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir. 3)Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un “Prim Belgeleri” başlığını taşıyan 79 uncu maddesinin onuncu fıkrası olup, anılan Kanunun 6 ncı maddesinde yer alan, sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği yönündeki düzenleme ile anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi göz önünde bulundurulduğunda, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davaların kamu düzeni ile ilgili olduğu ve özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri gerektiği açıktır. Bu bağlamda, hak kayıpları ile gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi ve temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği dikkate alınmalıdır. Diğer taraftan, söz konusu onuncu fıkrada, yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları, Kurumca belirlenmeyen sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilâm ile ispatlayabildikleri takdirde, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının dikkate alınacağı açıklanmıştır. Anlaşılacağı üzere, çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Anılan Kanunun kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun'un beşinci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun'un üçüncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak düzenlenmiş olup, halen geçerliliğini korumaktadır. Ancak söz konusu Yönetmelikle tespit edilen belgelerin bu meyanda işe giriş bildirgesinin verilmesi durumunda hak düşürücü sürenin işlememesi, ancak iş bu belgelerin içerdiği işe başlama tarihinden sonraki dönem için söz konusudur. 3. Değerlendirme Eldeki davada ... işyeri sicil numaralı davalı iş yerinin 01.12.1989-30.08.1990 tarihleri arası dönemde işyerinin kanun kapsamında yer aldığı, 53715.46.07 nolu davalı ... Müh. Mim. Müt. San. ve Tic. Ltd. Şti. unvanlı iş yerince kurum kayıtlarına 24.12.1990 tarihinde intikal eden işe giriş bildirgesinde sigortalının işe alındığı tarihin 01.12.1990 tarihi olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgulara göre, davacının villa evleri inşaatında çalışmak üzere 01.12.1990 tarihinde davalı şirkette fiili olarak işe başladığı, davalı şirkette ilk işe başladığı tarihten itibaren 97 iş günü çalıştığı ve kendi işlerinden dolayı işten ayrıldığı, 15-20 gün sonra tekrar davalı şirkette adı geçen inşaatta çalışmaya başladığı ve bu çalışmasının da 60 gün sürdüğü yönündeki beyanı karşısında, ara verme döneminden sonra 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinin onuncu fıkrasına göre yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları, Kurumca belirlenmeyen sigortalıların, çalıştıklarını, hak düşürücü süre içinde talep edebilecekleri dikkate alınarak, elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/2787, K. 2023/2978, T. 22.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-2787-e-2023-2978-k-79e428d7970a