Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/2682 E. 2023/3415 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2682
- Karar No
- 2023/3415
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2360 E., 2022/3307 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/8 E., 2022/227 K. Taraflar arasındaki hizmet tespitine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili, davalılar vekili ve fer'i müdahil kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararın davacı vekili ve fer'i müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı müvekkilinin beton direk, portatif duvar, bahçe duvarı imalatı ve tel çit işleri yapan davalı işverenlerin yanında 1994 yılı Eylül ayı başında fiilen çalışmaya başladığını, bu çalışmasının 2013 yılının Ağustos ayında müvekkil işyerinden ayrılana kadar aralıksız olarak devam ettiği, davacı müvekkilinin, beton direk, portatif duvar yapımında, imalat bölümünde çalıştığı, davacı müvekkilinin işe girdiği tarihten ayrıldığı 15.08.2013 tarihine kadar sürekli aynı işi yaptığı ve bütün çalışmasını davalıların hizmetine verdiğini, davacı müvekkilinin, çalışmış olduğu dönem boyunca davalıların emir ve talimatı altında çalıştığını, davalıların yanına 1994 yılında giren davacı müvekkilinin bu çalışma süresi boyunca sigortasız olarak çalıştırıldığını, davalılara ait Sertoğlu isimli işyeri kurumsallıktan uzak ve düzensiz bir iş yeri olduğu, iki kardeş olan davalıların bazen biri bazen de diğeri üzerinden maliye kayıtlarının sürdürüldüğünü, gerçekte her ikisi ortak olup işletmeyi beraber idare ettikleri, davalıların kendilerine mali külfet olmaması düşüncesiyle, hem müvekkilini sigortalı yapmadıkları, hem de asgari ücretin altında ücret ödemediklerini, yıllarca müvekkili emekli edeceklerini, siportaya kaydettireceklerini söyleyerek oyaladıklarını, bu işe ihtiyacının olması, yaşı gereği çalışacak başka bir iş bulamaması, evde huzurunun olmaması yüzünden işyerinde kalabiliyor olması nedeniyle müvekkilinin bu şekilde çalışmasını sürdürmek zorunda kaldığı, müvekkilinin davalıya tabii çalışmasını kesintisiz olarak sürdürdüğünü, tespiti istenen dönemde başka bir yerde çalışmadığı ve çalışmasına ara vermediğini, buna karşılık davalı tarafın müvekkiline karşı hile yaparak müvekkilini zor durumda bıraktığı, müvekkilinin hayatındaki bazı sorunlar yüzünden mecbur kaldığı bu çalışma düzeninde davalılar tarafından istismar edildiği ve özetle anlatılan tüm bu nedenlerle 01.09.1994-15.08.2013 tarihleri arasında davalılar için çalıştığının tespitine ve diğer davalı kurumca bu günlerin tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ... ve ... vekilleri cevap dilekçesinde özetle: Davacının iddia ettiği gibi bahsi geçen iş yerinde belirttiği sürelerde çalışmadığını, her iki müvekkilinin de 1994’te faaliyete geçen bir işletmesi olmadığı, davacının çalıştığını iddia ettiği yıllarda Honaz Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Müdürlüğüne hiçbir geliri olmadığı yönünde dilekçeler vermiş ve yeşil kart talebinde bulunduğunu, yeşil kart alabilmenin koşullarını taşıyabilmesi için sağlık hizmetleri için ödeme gücünün bulunmaması gerektiği, ilgili kaymakamlığa başvuru yaptığı zaman ve sonrası için gelir beyanı olup olmadığının tespiti gerektiği, davacının söz konusu tarihlerde müvekkillerinin yanında çalışmadığı için gelir testinde geliri bulunmadığının ortaya çıkacağı, velev ki iddia ettiği üzere müvekkillerinin veyahut başka bir işverenin yanında o tarihlerde istihdam edilmiş olsun yeşil karttan ve sosyal yardımlardan haksız yararlanması neticesinde Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Yeşil Kart Verilerek Devlet Tarafından Karşılanması Hakkında Kanunun yeşil kart uygulaması yönetmelik kapsamında , fazladan ödenen meblağ, fatura veya belgeyi tanzim edenlerden iki misli olarak geri alınması ve de gerçeğe uygun olmayan belgeleri düzenleyen ve kullananlar haklarında genel hükümlere göre ceza kovuşturması yapılmak üzere, Cumhuriyet Savcılığına bildirilmesi gerektiği, davacının 19 yıl kesintisiz müvekkillere ait iş yerinde sigortasız ve asgari ücretin altında çalıştığını iddia ettiği ve istismar edildiğini söylediği, bahsettiği çalışma koşullarına normal koşullarda bir işçi ne kadar zor durumda olursa olsun kısa bir zaman diliminde bile tahammül edemeyeceği ve bu durumda davacının bu iddiasının mesnetsiz ve mantık dışı ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunun anlaşılacağı ve özetle arz ve izah edilen nedenlerle, hukuka ve yasalara aykırı olarak açılmış davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. Feri müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının Kocabaş Kasabası'nda diğer davalılara ait işyerinin imalat bölümünde 01 Eylül 1994 - 15 Ağustos 2013 tarihleri arasında işçi olarak çalıştığını, çalışmalarının sigortaya bildirimde bulunulmadığını iddia ettiği, bu tarihler arasındaki sigortalılığın tespiti istemiyle açılan davanın hayatın olağan akışına aykırı, haksız ve yersiz açılmış bir dava olup, reddi gerektiği öncelikle davada hak düşümü/zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının 1994 yılından 2013 yılına kadar çalıştığını ancak hiçbir surette sigortaya bildiriminin yapılmadığını iddia ettiği, davacının taleplerinin hak düşümü sebebiyle reddi gerektiği, bir işçinin yaklaşık 20 yıl bir yerde çalışıp da sigortalılığının tespitini istemiş olmasının hakkın kötüye kullanımı olduğu, şayet, 20 yıllık bir çalışma olsa bile kayıtların bulunmasının da söz konusu olamayacağı, bu davada sadece, tanık beyanlarına dayalı olarak davanın ispatının mümkün olmadığı, davacının sigortalı hizmeti bakımından kurum kayıtlarının esas olup, davacı bunun aksini ancak aynı değerdeki yazılı belgelerle ispatlayabileceği, bu tür hizmet tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirdiğinden davanın hiç kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerektiği, çalışma konusu işin niteliği, devamlılık gösterip göstermediği, başlangıç ve bitiş tarihleri konusunda dinlenecek tanıklar tespiti istenen sürede işyerinde çalışan kişilerden olmalı veya işyerini yakından bilen ve tanıyanlardan seçilmesi gerektiği, davacının bildirdiği tanıklar yanında tarafsız kamu tanıkları tespit edilerek ifadelerine başvurulması gerektiği, tanık beyanları ile yazılı belgelerin birbirini teyit etmesi, davacının diğer davalıya ait işyerinde şahsi dosyası var ise getirtilmesi, ayrıca varsa puantaj cetvelleri ve ücret tediye bordroları da getirtilmesi gerektiği ve bordrolarda davacının imzasının bulunup bulunmadığına bakılması ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, Davacı ...'ın 1059065 sicil numaralı işyerinde 15.07.2005-15.11.2005 tarihleri ile 08.08.2006-06.03.2009 tarihleri arasında hizmet akdine tabi olarak çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermiştir. . IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalılar vekili ve fer'i müdahil kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle: Davacının beton direk, portatif duvar, bahçe duvarı imalatı ve tel çit işleri yapan davalı işverenlerin yanında 1994 yılı Eylül ayında fiilen çalışmaya başladığı, bu çalışmasının sigorta girişinin yapılmaması, maaşının ödenmemesi, fazla mesai ücretlerinin, yıllık izin alacaklarının, resmi tatil ve genel tatil ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle 2013 yılının Ağustos ayına kadar aralıksız olarak devam ettiği, işyerinde dönemler halinde çalışmış olma ihtimalinin hayatın olağan akışına aykırı olacağı, davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerektiğinden kararı istinaf etmiştir. Feri müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle: Dava tarihi itibariyle dava konusunun zamanaşımı uğradığı, kabul edilen süreler dikkate alındığında davanın zamanaşımı, hakdüşümü sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabul kararı yasaya aykırı olduğu, kabule ilişkin sürelerde davacının çalıştığına dair somut delil de ortaya konulmadığı, Kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmediğinden kararı istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açılması sebebiyle reddi gerektiği, davalılardan ... yönünden, esas yönünden davanın tamamen reddi gerektiği; davalı ... yönünden ise 1983 doğumlu olup iddia olunan dönemde henüz 11 yaşında olduğu, dinlenen 16 tanıktan, sadece karı koca olan iki kişinin ifadesine itibar edilerek hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğundan bahisle istinaf yasa yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı talep olunan dönemde kesintisiz çalıştığı ve 2013 yılında işten çıktığını iddia etmekle bordrolu tanık ...'in sadece 15.07.2005 - 15.11.2005 ile 08.08.2006 - 06.03.2009 tarihleri arasındaki çalışmalarının kuruma bildirildiği bu suretle tanığın davacı ile birlikte çalıştıklarına dair beyanına bildirilen süreler kapsamında itibar edilebileceği, davacının talep ettiği tarihlerin tamamında çalıştığına dair iddiasını destekler başkaca somut bir delilin tespit edilemediğinden, vekalet ücreti takdiri ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı, davalıların ve feri müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve fer'i müdahil kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil kurum vekili, istinaf dilekçesindeki nedenler doğrultusunda temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Davacı vekili, istinaf dilekçesindeki nedenler doğrultusunda temyiz kanun yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1)Dava, 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un m. 86/9 uncu maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.” Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır. 2)Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır. Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir. 3.Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un “Prim Belgeleri” başlığını taşıyan 79 uncu maddesinin onuncu fıkrası olup, anılan Kanunun 6 ncı maddesinde yer alan, sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği yönündeki düzenleme ile anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi göz önünde bulundurulduğunda, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davaların kamu düzeni ile ilgili olduğu ve özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri gerektiği açıktır. Bu bağlamda, hak kayıpları ile gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi ve temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği dikkate alınmalıdır. Diğer taraftan, söz konusu onuncu fıkrada, yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları, Kurumca belirlenmeyen sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilâm ile ispatlayabildikleri takdirde, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının dikkate alınacağı açıklanmıştır. Anlaşılacağı üzere, çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Anılan Kanunun kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun'un beşinci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun'un üçüncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak düzenlenmiş olup, halen geçerliliğini korumaktadır. Ancak söz konusu Yönetmelikle tespit edilen belgelerin bu meyanda işe giriş bildirgesinin verilmesi durumunda hak düşürücü sürenin işlememesi, ancak iş bu belgelerin içerdiği işe başlama tarihinden sonraki dönem için söz konusudur. 3. Değerlendirme 1.Eldeki dava dosyası kapsamından: Davalı ...'na ait "briket beton direk imalatı" mahiyetli işyerinin kurum kayıtlarında 1059065 sicil numarası ile işlem gördüğü, işyerinin Kocabaş Kasabası ... Asfaltı üzeri Cezaevi Karşısı Honaz/Denizli adresinde 15.07.2005-31.03.2009 tarihleri arasında faaliyet gösterdiği, davalı ...'na ait "bina inşaatı" mahiyetli işyerinin kurum kayıtlarında 1097180 sicil numarası ile işlem gördüğü, işyerinin Kocabaş Beldesi Hürriyet Mahallesi 513 Sokak Honaz/Denizli adresinde 23.05.2011-20.01.2012 tarihleri arasında faaliyet gösterdiği, davalı ...'na ait "bina inşaatı" mahiyetli işyerinin kurum kayıtlarında 1070098 sicil numarası ile işlem gördüğü, işyerinin Kocabaş Kasabası Honaz/Denizli adresinde 06.04.2007-12.08.2008 tarihleri arasında faaliyet gösterdiği; mahkemece davalı ... ve Eser işyerlerinin kanun kapsam ve faaliyet ve kapasite durumlarının ve davacınn çalışma olgusunun yeterince ortaya koyulmadan eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. Dosyada bulunan Honaz Kaymakamlığı Mal Müdürlüğü'nün 07.08.2015 tarihli cevabi yazısına göre, davalı ...'nun Hürriyet Mahallesi Kocabaş Kasabası Honaz/Denizli adresinde 16.10.1999-31.12.2001 tarihleri arasında faaliyet gösterdiği, davalı ...'nun 01.07.2005 tarihinde Demokrasi Mahallesi ... Yolu Üzeri Cezaevi Karşısı Kocabaş Kasabası Honaz/Denizli adresinde faaliyete başladığı, ayrıca vergi kayıtlı işyerinin kanun kapsamına alındığı anlaşılmış olup, ara dönem yönünden çalışma olgusu araştırılmalıdır. İlgili belediyeden işyerleri ile ilgili denetim zabıta tutanakları, abonelikler istenmeli, vergi yoklama tutanakları ve davacının yeşil kartlı olduğu belirtilmesine göre buna ilişkin belgeler celbedilmeli, işyerlerinin tespitinden sonra işyerlerinin komşu işyerleri işveren ve çalışanları tespit edilip dinlenerek, hangi davalı nezdinde hangi dönemlerde çalıştığı belirlenmeli, davalılar arasındaki işiki ortaya koyulmalı, davacının çalışmaya ara verip vermediği belirlenmeli, çalışma sürekli değilse hak düşürücü süre yönünden değerlendirme yapılmalı, elde edilecek sonuca göre infaza elverişli şekilde hüküm kurulmalıdır. 2-Kabule göre de, davacınn 01.09.1994-15.08.2013 tarihleri arasında iddia etmesi, buna karşılık mahkemece 2 dönem halinde çalışmaları kabul etmiş ise de, hükmedilen sürelere göre hak düşürücü süre söz konusu olup, mahkemece yazılı şekilde verilen karar hatalıdır. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,29.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.