Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/1865 E. 2023/3524 K. – Hizmet Tespiti

Konu: Hizmet Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1865
Karar No
2023/3524
Karar Tarihi
Konu
Hizmet Tespiti

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2307 E., 2022/1944 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 27. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/312 E., 2021/160 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01.01.1984-30.04.1984 tarihleri arasındaki çalışmalarının sigortalı hizmet olarak tesbiti ile davalı işyerinde sigortalı olarak tüm çalışmasına ilişkin hizmet süresinin tespitini ve Kurum kayıtlarının buna göre düzeltilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı kurum (SGK) vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre geçtikten sonra davanın açıldığını beyanla haksız ve yersiz açılan, hukuki dayanaktan yoksun davanın davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Diğer davalılara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun tebliğ edilmiş ancak taraflar duruşmalara katılmamış veya haklı bir itirazda da bulunmamışlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... 05.08.1968 doğumlu davacı 01.01.1984 de henüz 15 yaşında olup, 16 yaşından gün almıştır. Davacının işe giriş bildirgesi kuruma süresinde verilmiş olup bildirgede davacının statüsü ile ilgili bir açıklık yoktur. Ancak 1987 yılında yine 1984 giriş tarihli ikinci bir bildirge verilmiş ve bu bildirgede Siteler Çıraklık Eğitim Merkezi kaşe/mührü bulunmaktadır. Davacının abisi de olan bordroda ismi geçen ... duruşmada davalı olarak bulunmuş ve davacının çıraklık yaptığını beyan etmiştir. O tarihte komşu işyeri tanığı olduğu Bağ-Kur sicil dosyası, Esnaf Sanatkar sicil kaydı ile ortaya konan Ömer Birişik son beyanında davacının çıraklık yaptığını beyan etmiştir. Her ne kadar tanık Engin davacının kalfa olduğunu beyan etmiş ise de bu kişinin çalışması 1984 yılında olmayıp, beyanı da kendi çalıştığı 1987-1988 yıllarına yani davacının 19-20 yaşlarına yöneliktir. Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, dinlenen tanık beyanları, konu ile ilgili yasal mevzuat, istinaf kararındaki gerekçeler ve alınan bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının dava konusu işyerinde talep edilen tarihte çırak olarak çalıştığının kabulü ile uzun vadeli sigorta kolları yönünden tespit edilebilecek sigorta hizmeti veya sigortalılık başlangıcı olmayacağı sonuç ve kanaatine varıldığı" gerekçelerine dayalı olarak, sübuta ermeyen davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B.İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Yerel Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin ilgili tarihlerdeki çalışmasının hangi sigorta koluna tabi olacağı şüpheye mahal vermeyecek şekilde tespit edilmesi gerektiğini,bu itibarla tanıkların sayın mahkeme huzurunda tekrar dinlenilmesi, belirtilen tarihlerde tam zamanlı olarak üretime katkı sağlayacak şekilde bilfiil çalışıp çalışmadığının sorulmasının talep edildiğini, Siteler Çıraklık Eğitim Merkezi’ne müzekkere yazılarak davacının hangi tarihlerde çıraklık eğitimi aldığını eğer aldıysa eğitimin niteliğinin ne olduğunun sorulmasının daha önce de talep edildiğini ve mahkemece araştırma yapılmadığını belirterek, davanın kabulünü istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunu'nun Geçici 7 nci maddesi kapsamında uygulama alanı bulan 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesidir. Bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu tür aidiyet ve tespit davalarında gerçeğin tam olarak saptanması için, işin kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde etraflıca araştırılması gereği ortadır. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanması gerektiği özellikle göz önünde bulundurulmalıdır. Eldeki dava dosyası incelendiğinde, Mahkemece, davacının çalışmalarının üretime dayalı olmadığı, meslek öğrenmeye yönelik olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırmanın hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. 506 sayılı Kanun’un 2 nci maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6 ncı madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. Aynı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanunun 35 inci maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür. Atıf yapılan ve dava konusu dönemde yürürlükte bulunan özel kanun olan 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu'nun 3. maddesi, çırağı; “çıraklık sözleşmesi esaslarına göre bir meslek alanında mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarını iş içerisinde geliştirilen kişi” olarak tanımlanmıştır. Anılan Kanun'un “Çıraklık Şartları” başlıklı 10'uncu maddesine göre çırak olabilmek için, a)14 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak. (Bu bentte yer alan "onüç yaşını" ibaresi, 16/8/1997 tarih ve 4306 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle "ondört yaşını" olarak değiştirilmiştir.) b)En az ilköğretim okulu mezunu olmak. c)Bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak gerekmektedir. Ancak, 19 yaşından gün almış olanlardan daha önce çıraklık eğitiminden geçmemiş olanlar, yaşlarına ve eğitim seviyelerine uygun olarak düzenlenecek mesleki eğitim programlarına göre çıraklık eğitimine alınabilir. Kanun'un 13'ncü maddesi hükmüne göre ise; “Bu Kanunun uygulandığı yer ve meslek dallarında 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun çıraklık sözleşmesine dair hükümleri ile 18 yaşını doldurduktan sonra sözleşmesi devam eden çıraklar hakkında 1475 sayılı İş Kanunu'nun, İşçi Sağlığı ve Güvenliği başlıklı beşinci bölümünde yer alan hükümleri dışındaki hükümler uygulanmaz.” Bu hükümler çerçevesinde taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile, davacının uyuşmazlığa konu dönemde çırak olup olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılmalıdır. Gerçekten de çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir. Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; ..., 1977 Baskı, s;130). 3. Değerlendirme Somut olaya dönüldüğünde, Mahkemece, çalışmanın çıraklığa dayalı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de çalışmaların üretime dayalı olarak geçip geçmediği hususunda yapılan araştırma yetersizdir. Mahkemece yapılması gereken iş, çıraklıkta geçtiği kabul edilen dönem yönünden özellikle çalışmanın bir mesleğin öğrenilmesine yönelik olarak çıraklık ilişkisine mi, yoksa diğer çalışanlar gibi üretime yönelik olarak mı gerçekleştiği ve üretime dayalı çalışma varsa davacının ne şekilde üretime katıldığı ve hangi tarihten itibaren bu şekilde çalıştığı hususu duruşmalarda yeniden dinlenecek tanık beyanları doğrultusunda açıklığa kavuşturulmalı, Çıraklık Eğitim Merkezi'nde davacı adına kayıt ve belgeler celp edilmeli, varsa çırak olarak kayıtlı olduğu dönemde Eğitim Merkezi'nde geçirdiği süreler, yani haftanın kaç günü ve saatinde eğitim aldığı belirlenmeli, bu şekilde davalı işyerinde geçen fiili çalışma süreleri dikkate alınarak haftalık çalışma saatleri tespit edilmeli, toplanan deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,30.03.2023 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/1865, K. 2023/3524, T. 30.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-1865-e-2023-3524-k-6e6bb10199d8