Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/13579 E. 2024/82 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/13579
- Karar No
- 2024/82
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/327 E., 2022/295 K. KARAR : Ret Taraflar arasında görülen aidiyet ve hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; 01.09.1980-13.12.1981 tarihleri arasındaki talep yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı işverene ait Erzurum'daki inşaatlarda 01.09.1980 – 1984 tarihleri arası dönemdeki çalışmalardan Kuruma bildirilmeyen çalışma sürelerinin tespitiyle, Kurum kayıtlarında “...” olarak yazılı olan soyadının “...” olarak düzeltilerek Kurum kayıtlarında ... soyadına göre yapılan bildirimlerin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. II.CEVAP Davalı işveren vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçtiğini, davalı ...'nın 1982 yılına kadar Erzurum ilinde çeşitli inşaat işleri ile uğraştığını, davalının geçici süreyle işçi çalıştırdığını, Erzurum'da sert ikliminden dolayı inşaat yapımına elverişli sürenin kısa olduğunu, davacı ve diğer işçilerin geçici süreli olarak çalıştırıldığını ve çalıştırılan dönemde sigorta primlerinin eksiksiz olarak yatırıldığını, davalının en son 1982 yılı itibariyle Erzurum ilindeki inşaat işlerini bitirdiğini, bu tarihten sonra Erzurum ilinde iş yapmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının Sosyal Yardımlaşma fonundan yardım alıp almadığının sorulması gerektiğini, bu tür davaların kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla irdelenmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir. III.MAHKEME KARARI Mahkemenin 16.12.2014 tarihli ve 2012/658 - 2014/573 E.K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 04.06.2015 tarihli ve 2015/6176 - 2015/10986 E.K. sayılı ilamı ile 1-Somut olayda, davacının nüfus kayıtlarının incelenmesinde doğum yerinin Hasankale olduğu, ancak Hüseyin ... adına düzenlenen 01.12.1979 ve 13.12.1979 işe başlama tarihli işe giriş bildirgelerinde, doğum yerinin Horosan olduğu anlaşıldığından, doğum yerlerinin farklılığı hususunun neden kaynaklandığı yöntemince araştırılmalı, davacının açık ceza evinde hükümlü olduğu, Adalet Bakanlığının davalı ile yaptığı protokol üzerine askeri tesis inşaatında çalıştığının tanıklarca belirtilmesi karşısında, Adalet Bakanlığından belirtilen tarihlerde davalı işyeriyle aralarında herhangi bir protokol yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise hangi mahkumların bu işyerinde çalıştırıldığı sorulmalı, dosyada mevcut dönem bordrolarında ismi bulunan ve mahkemece resen seçilecek tanıkların davaya konu uyuşmazlık ile ilgili bilgi ve görgülerine başvurulmalı, aynı çevrede iş yapan başka işverenler veya bu işverenlerin çalıştırdığı kişiler, komşu işyeri tanıkları re’sen saptanarak dinlenilmeli, davacının aidiyete ilişkin talebi yönünden varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi, kaldı ki, davacının 01.09.1980 tarihinden 1984 tarihine kadar davalı işyerinde çalıştığının tespitine yönelik talebine ilişkin herhangi bir araştırma yapılmadan ve mahkemece herhangi bir hüküm kurulmadan davanın kabulüne karar verilmesinin de isabetsiz olduğu, 2- Hizmet tespiti davalarında, Kurumun feri müdahilliğine ilişkin hükmün geçmişe yürütüleceği yönündeki düzenlemenin kanun koyucu tarafından benimsenmemiş olması, ayrıca ve özellikle 448 inci madde kapsamında, Kurum bakımından taraf oluşumu gerçekleştiğinden tamamlanmamış işlemden söz edilemeyeceğinin de belirgin bulunması karşısında, 5521 sayılı Kanun'un 7 nci maddesine eklenen 4 üncü fıkranın 11.09.2014 tarihinden önce açılan davalarda uygulanamayacağı ve bu nedenle Kurumun "davalı" olarak gösterilmesi gerektiği anlaşılmakla, bu hususun Mahkemece göz önünde bulundurulmamasının hatalı olduğu belirtilerek, eksik araştırma ve inceleme ile verilen hüküm bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 08.03.2018 tarihli ve 2015/597 - 2018/169 E.K. sayılı kararı ile Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, tüm tanık beyanları ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacının SGK kayıtlarında geçen ... ... ile aynı kişi olduğu Hasankale'nin Pasinler ilçesi olduğu Horasan'ın Pasinler ilçesinden ayrılarak ilçe olduğu nüfusa kayıtlı olunan yer isimlerinin bu nedenle farklı olduğu, davacının davalı ...'ya ait 11973,25 kodlu işyerinde 01.09.1980-13.12.1981 tarihleri arasında toplam 229 gün çalıştığı SGK kayıtlarına soyismin ve doğum yerinin hatalı kaydedildiği kanaatine varıldığından, davanın kısmen kabulü ile davacının davalı ...'ya ait 11973,25 kodlu işyerinde 01.09.1980-13.12.1981 tarihleri arasında toplam 229 gün çalışmasının SGK'ya bildirilmediğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin ispatlanmadığından reddine karar verilmiştir. C. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine Dairemizin 17.12.2018 tarihli ve 2018/3457 - 2018/10671 E.K. sayılı ilamı ile Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmeden karar verildiği, Mahkemece uyulan bozma ilamı çerçevesinde gerekli araştırma yapılarak, uyuşmazlığın hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenmesi gerektiği belirtilerek, hüküm bozulmuştur. D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 29.11.2019 tarihli ve 2019/84 - 2019/631 E.K. sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama ile bozma ilamı doğrultusunda Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılarak 01.09.1980 -1984 tarihleri arasında Adalet Bakanlığı ile davalı işyeri arasında herhangi bir protokol yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise hangi mahkumların bu işyerinde çalıştırıldığı sorulmuş, verilen cevapta arşiv kayıtları incelendiğinde adı geçen yıllara ait protokole ulaşılamadığının bildirildiği, kolluğa müzekkere yazılarak aynı çevrede iş yapan başka işverenler veya bu işverenlerin çalıştırdığı kişiler, komşu işyeri tanıkları re’sen saptanmaya çalışılmış ise de verilen cevapta müzekkereye ikmalen yanıt verilemediği, gerek Mahkeme huzurunda dinlenen tanığın gerekse talimatla dinlenen tanığın anlatımlarıyla davacının çalışmasının ispatlandığı, ancak çalıştığı tarihin tereddütsüz şekilde ortaya konulamadığı, davacının fiili çalışmasının ispat olunduğu ancak talep olunan yılların net bir şekilde ispatına yarar delilin dosya kapsamında resen yapılan araştırma neticesinde elde edilemediği, tüm bu izah edilen nedenlerle davacının SGK kayıtlarına soy isminin ve doğum yerinin hatalı kaydedildiği, SGK kayıtlarında adı geçen ... ... ile aynı kişi olduğu gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile davacının davalı ...'ya ait 11973,25 kodlu işyerinde-SGK kayıtlarına 11338231 sigorta sicil numarası ile ve ... ... adına geçmiş olan- 01.09.1980 tarihinden başlamak, 13.12.1981 tarihinde sona ermek üzere toplam 229 günlük çalışmasının olduğunun ve davacının Kuruma bildirilmiş sürelerde ve ücretlerle çalıştığının sabit olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. E. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine Dairemizin 21.09.2020 tarihli ve 2020/1075 - 2020/4669 E.K. sayılı ilamı ile 1-Davacının açık cezaevinde kaldığı dönemde davalıya ait inşaatlarda çalıştığı ifade edildiğinden, öncelikle davacının hangi tarihler arasında cezaevinde bulunduğu belirlenmelidir. 2-Davacının taleplerinden bir kısmı; Kuruma bildirilen 229 günlük çalışmanın kendisine ait olduğu, ancak Kurum kayıtlarında soyadının ... olarak yer aldığı, Kurum kayıtlarındaki ... soyadının ... olarak düzeltilerek ... ... adına bildirilen 229 günlük çalışmanın kendisine ait olduğunun tespiti istemidir. Kurum tarafından Mahkemeye gönderilen ve 16.03.2017 tarihinde sistemden alındığı anlaşılan davacıya ait hizmet döküm cetvelinde davacının soyadının “...” olarak yer aldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının yukarıdaki talebine ilişkin kabule konu sürenin, daha önce bildirilen sürelerden olup, Kurumca soyadı değişikliğinin talep gibi kabul edilerek davacı adına tescil edilip edilmediği hususu Kurumdan sorulup, varlığı halinde, davadan sonra yapılmışsa bu süre yönünden davanın konusuz kaldığı, davadan önce gerçekleşmişse davacının hukuki yararının bulunmadığı gözetilmeli, oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. 3-Mahkemenin, davanın kısmen kabul kısmen reddine dair 08.03.2018 tarihli önceki kararı, Dairemizin 17.12.2018 tarihli ve 2018/3457 E. - 10671 K. sayılı ilamıyla, diğer bozma sebepleri yanında “... dosyada mevcut dönem bordrolarında ismi bulunan ve Mahkemece resen seçilecek tanıkların davaya konu uyuşmazlık ile ilgili bilgi ve görgülerine başvurulmalı ... ” gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ancak yukarıda yazılı bozma gereği yerine getirilmeden karar verilmiştir. Mahkemece uyulan bozma ilamı çerçevesinde gerekli araştırma yapılarak, uyuşmazlık hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir, şeklindeki gerekçelerle hüküm bozulmuştur. F. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 30.11.2022 tarihli ve 2021/327 - 2022/295 E.K. sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılamada, Yargıtay ilamı doğrultusunda davalı SGK'ya müzekkere yazılarak davacı adına soyadı değişikliği yapılıp yapılmadığı hususunun sorulduğu, müzekkere cevabında ''01.09.1980-13.12.1981 tarihindeki hizmetlerin yukarıda kimlik bilgileri verilen sigortalıya ait olduğu soyadının yanlış yazıldığı 01.03.2022 tarihi itibariyle düzeltme işlemi yapılmıştır.'' şeklinde belirtildiği, davacının tespit davasına konu 13.12.2018-1984 tarihleri arasında çalışma iddiasına ilişkin olarak ise bordro tanıkları dinlenilmişse de bu tarih aralığında çalıştığı tespit edilemediğinden, 1-Davacının davalı ...'ya ait 119773,25 kodlu işyerinde SGK kayıtlarına 11338231 sigorta sicil numarası ile ve ... adına geçmiş olan 01.09.1980 tarihinden başlamak, 13.12.1981 tarihinde sona ermek üzere toplam 229 günlük çalışmasının olduğunun Kurum tarafından 13.03.2022 tarihinde düzeltildiği anlaşıldığından, bu talep yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, 2-Davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; Mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, tanık beyanları ile davacının 1979-1984 yılları arasında davalıya ait işyerinde kesintisiz çalıştığının ispatlandığını belirterek, usul ve yasaya aykırı verilen kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı ... vekili; davacının davalı ...'ya ait işyerinde SGK kayıtlarına 11338231 sigorta sicil numarası ile ve ... ... adına geçmiş olan 01.09.1980 tarihinden başlamak, 13.12.1981 tarihinde sona ermek üzere toplam 229 günlük çalışmasının olduğunun Kurum tarafından 13.03.2022 tarihinde düzeltildiği, bu talep yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği halde, davalı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın bu yönüyle bozulmasını istemiştir. 3.Davalı SGK Başkanlığı vekili; Kurum kayıtlarındaki yanlışlığın idari işlemle düzeltildiğini, dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği halde Kurum aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, aidiyet ve hizmet tespitine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin 7, 8, 9 uncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin 2 nci fıkrası, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 79/10 uncu maddesi. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgililerden alınmasına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 16.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.