Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/13278 E. 2023/13223 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/13278
- Karar No
- 2023/13223
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1150 E., 2023/914 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Malatya 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/570 E., 2020/217 K. Taraflar arasındaki yurt dışı borçlanmasına istinaden bağlanan yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması, yersiz aylık borcu olmadığının tespiti, ödenmeyen aylıkların yasal faizleriyle tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin yurtdışı borçlanması yaparak 01.04.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya başladığını ve bu aylığın Ekim 2017 tarihinden itibaren kesildiğini ve ödenmediğini, müvekkiline 101.443,94TL yersiz ödeme ve 31.405,49TL faiz olmak üzere toplam 132.849,43TL borç çıkartıldığını ve bu borcun bir ay içerisinde ödenilmesinin istenildiğini, müvekkilinin 1982 yılında Almanya'ya gittiğini, 1992 yılında Almanya da ticarete başladığını ve 2008 yılında ticari faaliyetinin sona erdiğini, ancak ticaret belgesini iptal ettirmeyi unuttuğunu, müvekkilinin aylığı kesilince 23.10.2017 tarihinde Ticari belgesini iptal ettirerek, sosyal yardım talebinde bulunduğunu, 23.10.2017 tarihinden itibaren almaya başladığını, ancak ticari faaliyetini sonlandırdığı 2008 yılından ticari belgesini iptal ettirdiği 23.10.2017 tarihine kadar her hangi bir ticari faaliyette bulunmadığını,müvekkilinin tahsis talebinde bulunduğu 20.03.2012 tarihinden sonra yabancı ülke mevzuatına göre çalışmadığını,ikamete dayalı sosyal yardım ödeneği almadığını, emekli maaşının kesilmesinin usul ve Kanun'a aykırı olduğunu beyan ederek, davacının emekli aylığının kesilmesine dair Kurum işleminin iptaline, kesilen maaşın kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması ve ödenmemiş aylıkların ödenmeleri gereken tarihlerden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, davacının davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili, davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, yapılan Kurum işlemlerinin usul ve Kanun'a uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle, 29.08.2017 tarihli ... sigortası hizmet cetvelinde, davacının Almanya da sigortalılığının 01.03.1982 tarihinde başladığı 29.02.2008 tarihinde sona erdiği ve bu tarihten sonra davacının Alman sigortasına tabi fiili çalışma/ işsizlik sigortası/sağlık sigortasına tabi çalışmasının olmadığı ve ikamete dayalı sosyal yardım aldığına dair her hangi bir bilginin de yer almadığı açıkça belirtilmekle davacının dava konusu dönemde Almanya da fiili olarak çalışmasının olmadığı ve bu Almanya sigorta mercii tarafından da sigorta kapsamında zorunlu prim ödemesinin de olmadığı (Nasıl ki Türkiye de kendi adına ve hesabına bağımsız ticari faaliyeti olmadığı halde sadece Kanun'la Kurulu meslek Kuruluşlarına-örneğin Bakkallar odasına kayıtlı olduğu halde kendi nam ve hesabına bağımsız ticari faaliyette bulunmayan kişinin 1479 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesine göre zorunlu sigortalı olarak kabul edilmemekte (fili olarak çalışmayan kişinin salt bu kaydına dayalı zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul edilmemekte ise) davacının da salt seyyar satıcı belgesine göre fiili olarak dava konusu dönemde Almanya da çalıştığının kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve bu nedenle davacının tahsis talebinde bulunduğu 25.03.2012 tarihinde yurda kesin dönüş yaptığının kabulü ile takip eden aybaşı olan 01.04.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması ve davacının ikamete dayalı sosyal yardım almaya başladığı 01.01.2018 tarihine kadar devam ettirilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne, davacının yaşlılık aylığının kesilmesine dair Kurum işleminin iptali ile davacının kesilen yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması ve ikamete dayalı sosyal yardım almaya başladığı 01.01.2018 tarihine kadar ödenmemiş aylıkların ödenmeleri gereken tarihlerden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine, davacının davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B.İstinaf Sebepleri Davalı Kurum vekili özetle, kararın eksik araştırma ve inceleme sonucu usul ve Kanun'a aykırı olarak verildiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, istinaf gerekçelerini tekrarla temyiz başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, yurt dışı borçlanmasına istinaden bağlanan yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması, yersiz aylık borcu olmadığının tespiti, ödenmeyen aylıkların yasal faizleriyle tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369, 370 ve 371 inci maddeleri, 3201 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.