Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/9592 E. 2022/16016 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/9592
Karar No
2022/16016
Karar Tarihi

Bölge Adliye Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi No : Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 10.Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın davalı Kurum vekilli tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi I-İSTEM Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı ... Ltd. Şti.de 04.07.2000-19.04.2005 tarihleri arasında çalıştığını, davalıya ait muhtelif işyerlerinde çalışmasına karşın çalışmalarının Kuruma eksik bildirildiğini, davacının 24.02.2003- 01.06.2004 tarihleri arasında askerlik hizmetini yaptığını, askerlik dönüşünde çalışmasını sürdürdüğünü, müvekkilinin işe başlama tarihinin Kuruma 2 yıl geç, bundan sonraki hizmetlerinin de eksik bildirildiğini, bu nedenle Çalışma Bakanlığına şikayet yapıldığını, iş akdinin haklı neden olmaksızın feshedildiğini belirterek, davacının 04.07.2000 - 19.04.2005 tarihleri arasında davalı şirkette çalıştığının tesbiti ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, işçilik alacakları talebine ilişkin dava tefrik edilmiştir. II-CEVAP Davalı ... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı şirkette 07.08.2004- 19.04.2005 tarihleri arasında çalıştığını ve hizmetlerinin bildirildiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı için dava konusu edilen dönemde ... Ltd.Şti. tarafından Kuruma verilmiş 01.07.2002 tarihli işe giriş bildirgesinin ve bu şirkete ait işyerinden bildirilmiş 121 günlük hizmet bulunduğunu, ayrıca 2003-2005 arasında ... sicil nolu işyerinden Kuruma 37 gün hizmet bildirilmiş olduğunu, Mahkemece gerekli inceleme ve araştırmanın yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III-MAHKEME KARARI A-İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk derece mahkemesince; "1-Davacının davasının kısmen kabulü ile davacının 04/07/2000 - 30/06/2002 tarihleri arasında davalı ... pastacılık şirketinin ... sicil sayılı işyerinde, 01/07/2002 -01/02/2003 tarihleri arasında dahili davalı ... pastacılık şirketinin ... sicil sayılı işyerinde, 02/06/2004 - 28/03/2005 tarihleri arasında davalı ... pastacılık şirketinin ... sicil sayılı işyerinde, 29/03/2005 - 19/04/2005 tarihleri arasında davalı ... pastacılık şirketinin ... sicil sayılı işyerinde primi esas asgari kazanç üzerinden çalıştığının tespitine, bu sürelerde bildirilen sigortalı hizmetlerin dışlanmasına, 2- Davacının 04.07.2000-30.06.2002 tarihleri arasındaki hizmeti için davacı adına ... ya bildirimde bulunulmadığının tespitine, 3-Davacının 02.01.2003-01.02.2003 tarihleri arasındaki hizmeti için davacı adına ... ya bildirimde bulunulmadığının tespitine, 4-a) Davacının 02.01.2003-01.02.2003 tarihleri arasındaki çalışmasının davacının hizmet listesine eklenmesi gerektiğinin tespitine, b)Davacının 07.08.2004-28.03.2005 tarih aralığındaki hizmetinin davacının hizmet listesine eklenmesi gerektiğinin tespitine, c) Davacının 29.03.2005-19.04.2005 tarihleri arasındaki hizmetinin davacının hizmet listesine eklenmesi gerektiğinin tespitine, 5- Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine" şeklinde karar verilmiştir. B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince, davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verildi. IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ: Davalı kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın açılmasına kurumun sebebiyet vermediğini, yerel mahkemece yalnızca tanık beyanlarına dayanılarak hüküm kurulduğunu, komşu işyeri araştırması yapılmadığını, kararın usul ve yasa hükümlerine aykırı olduğunu, kurumun yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağını belirterek, temyiz kanun yoluna başvurmuştur. V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME: Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine ( fiil ehliyetine ) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler. Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi ( dava hakkı ) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, ( o davada davacı sıfatının kime ait olacağı ) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır. Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (...-..., Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, ... 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder ( ..., Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, ... 2000, s.288). Ticaret şirketlerinin taraf ehliyetinin son bulması konusuna ilişkin; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun “Tüzel kişiliğinin devamı” başlıklı 269. maddesine göre; “ (1) Tasfiye hâline giren şirket, ortaklarla ilişkilerinde de, 293'üncü madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, ehliyeti tasfiye sonuna kadar bu amaçla sınırlı olarak tüzel kişiliğini korur ve ticaret unvanını buna “tasfiye hâlinde” ibaresini ekleyerek kullanmakta devam eder.” yine aynı Kanunun “Tasfiyenin sonu” başlıklı 303. maddesinde; “ (1) Tasfiyenin sona ermesi üzerine, şirketin ticaret unvanının sicilden silinmesi ve bunun tescil ve ilanı için durum, tasfiye memurları tarafından ticaret sicili müdürlüğüne bildirilir.” denilmektedir. Bir ticaret şirketinin, taraf bulunduğu bir dava devam ederken şirket tasfiye haline girerse, şirketin taraf ehliyeti son bulmaz. Zira, şirketin tüzel kişiliği tasfiye amacıyla sınırlı olmak üzere devam eder. Şirket, davada taraf olarak kalmayı sürdürür; yalnız, şirket davada tasfiye memurları tarafından temsil edilir (..., Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. I, ... 2001, s. 935, aynı yönde görüş için bkz. ..., Medeni Usul Hukuku Dersleri, 6. Bası, ... 1975, s. 209 ). Ancak ortaklık, ticaret sicilinden kaydı silininceye kadar tüzel kişiliğini korur. Bu nedenle, gerek infisah gerekse fesih kararı, ortaklığın sonunu değil, tasfiye işlemlerinin başlangıcını ifade eder ( ... Esaslar, 10. Baskı, 2011, s. 511; ..., Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C. II, 4. Baskı, 2004, s. 1309) Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10.06.2009 gün ve 2009/11-173 Esas -2009/247 Karar sayılı ve 14.3.2012 tarih ve Esas 2011/12-850 Karar 2012/147 sayılı ilamlarında da; iflas eden şirketin ticaret sicilinden kaydı silinmekle dava ve taraf ehliyetinin sona ereceği kabul edilmiştir. Somut olayda; davalı ... ... İnş. Tur. İç Ve Dış Tic. San. Ltd. Şti.'nin ticaret sicil kayıtlarına göre 28.03.2012 tarihinde sicil kaydının terkin edildiğinin anlaşılması nedeniyle, taraf ehliyeti bulunmayan şirket aleyhinde karar verilmiş olduğundan, davalı şirket hakkında ihya yapılması için yasal prosedür işletilmek suretiyle şirketin ihyasına dair karar alındıktan sonra, usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanması ve sonrasında karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve infazı mümkün olmayacak şekilde, karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Mahkemece yukarıda belirtilen hukuki ve maddi olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen sair hususlar incelenmeksizin hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/9592, K. 2022/16016, T. 14.12.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2022-9592-e-2022-16016-k-8b62f5589511