Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/14432 E. 2023/4 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/14432
- Karar No
- 2023/4
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/34 E., 2022/487 K. ... ... KARAR : Ret Taraflar arasında görülen 01.11.2014 tarihi itibariyle aylık bağlanması ve ödenmeyen aylıklarının yasal faiziyle ödenmesi gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, davacı müvekkilinin ilk defa 4/a kapsamında 01.10.1975 tarihinde sigortalı olarak çalışmaya başladığını ve 30.10.2014 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğunu, davalı Kurumun 17.12.2014 tarihli cevabi yazısında müvekkilinin Bağ-Kur sonrası en az 1.260 gün SSK hizmetinin bulunması gerektiği, gerekçesi ile tahsis talebini işlemden kaldırdığını, müvekkili tarafından prim borcunun ödenmesine müteakip 01.01.2015 tarihinde yaşlılık aylığı bağlandığını, müvekkilinin 30.10.2014 tahsis talep tarihinde sadece 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetleri ile tahsis şartlarını taşıdığını, Bağ-Kur hizmetlerine ihtiyacı bulunmadığı halde 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmet birleştirmesine zorlanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek 30.10.2014 tahsis talep tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığına müstahak olduğuna, 01.11.2014 tarihi itibariyle aylık bağlanmasına, mahrum kalınan aylıkların ödenmeleri gereken tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili gerektiğine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili, davacının 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kuruluşlarına Tabi Hizmetlerin Birleştirilmesine İlişkin Kanun gereğince, son 7 yıllık fiili hizmet süresinin Kuruma tabi olarak geçmesi gerektiği ile ilgili şartı yerine getirmediğinden dolayı müvekkil kurum işlemlerinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını bu nedenle haksız ve yersiz açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.01.2019 tarihli ve 2018/142 E. 2019/148 K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1.Mahkeme kararına karşı davalı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (kapatılan) 21 inci Hukuk Dairesinin 02.06.2020 tarihli, 2019/2951 Esas, 2020/2131 Karar sayılı ilamında; dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 30.10.2014 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, anonim şirket yönetim kurulu üyeliğine istinaden 5510 sayılı Kanun 4/1(b) maddesi gereği sigortalılığı başlatılıp prim borcu bulunduğundan bahisle yaşlılık aylığı talebinin reddedildiği, davacının 30.12.2014 tarihinde prim borcunu ödeyerek tekrar tahsis tabelinde bulunduğu, 01.01.2015 tarihi itibariyle 600 gün askerlik borçlanması, 3214 gün SSK, 1231 gün Bağ-Kur hizmeti üzerinden davacıya yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının 02.03.2012 tarihinde başlatılan 5510 sayılı Kanun 4/1(a) maddesine tabi sigortalılığının 30.12.2014 tarihine kadar kesintisiz olarak aynı işyerinde devam ettiği anlaşıldığı, davanın yasal dayanağını oluşturan ve yaşlılık aylığından yararlanma esas ve şartlarını düzenleyen 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı maddesinin H fıkrasına göre, “Bu maddede belirtilen yaşlılık aylıklarından yararlanabilmek için, sigortalının çalıştığı işten ayrılması ve yazılı istekte bulunması şarttır.” hükmü düzenlendiği, mahkemece, davacının işten çıkış tarihinin 30.12.2014 tarihi olduğu ve davacının tahsis talep tarihi itibariyle işten ayrılmış olma koşulunu yerine getirmediği anlaşıldığı halde hatalı değerlendirme yapıldığı yönünde karar bozulmuştur. B. İkinci Bozma Kararı 1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 14.01.2021 tarihli ve 2020/318 E. 2021/16 K. sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2.Dairemizin 25.11.2021 tarihli,2021/10856 E. 2021/14911 K. sayılı ilamında; davacı ... karar tarihinden sonra 14.04.2021 tarihinde vefat ettiği vefat tarihinden sonra davacı vekilinin 02.11.2021 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiği anlaşıldığı, ölümle vekalet sona erdiğinden, mirasçıların katılımı sağlanmak suretiyle yada muris vekiline vekalet vermeleri sağlanmak suretiyle feragat konusundaki taleplerinin devam edip etmediği de belirlenmek suretiyle sonucuna göre hüküm kurulmalıdır yönünden karar verilmiştir. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkememizce davanın reddine ilişkin verilen karar davacının vefatı sonrasında bozulmuştur. Bozma ilamı sonrasında yasal mirasçı davaya dahil edilmiştir. Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 02.06.2021 tarihli bozma ilamına uyularak davanın reddine dair verilen karar açısından şartlarda bir değişiklik olmadığı ve taraf teşkilinden dolayı kararın bozulduğu gözetilerek önceki açıklanan gerekçeler ile davanın reddine karar verilmiştir. Yaşlılık aylığı bağlanması açısından işten ayrılma koşulunun bulunmadığı dosya kapsamı ile sabittir. Yargılama devam ederken yaşlılık aylığı bağlanması şartları açısından işten ayrılma koşuluna dair düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği sabit ise de davacının talep tarihi itibariyle yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri kapsamında değerlendirilme yapılması gerektiği Anayasa Mahkemesi kararının geriye yürümesinin mümkün olmadığı değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, yeterli inceleme yapılmadığı, işten ayrılma koşulunun Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği yönlerinden mahkemece verilen kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının 01.11.2014 tarihi itibariyle aylığa hak kazandığının ve ödenmeyen aylıklarının yasal faiziyle tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin 7, 8, 9 uncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin 2 nci fıkrası ve 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı, geçici 81 inci maddesidir. 3. Değerlendirme Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 30.10.2014 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, anonim şirket yönetim kurulu üyeliğine istinaden 5510 sayılı Kanun 4/1(b) maddesi gereği sigortalılığı başlatılıp prim borcu bulunduğundan bahisle yaşlılık aylığı talebinin reddedildiği, davacının 30.12.2014 tarihinde prim borcunu ödeyerek tekrar tahsis tabelinde bulunduğu, 01.01.2015 tarihi itibariyle 600 gün askerlik borçlanması, 3214 gün SSK, 1231 gün Bağ-Kur hizmeti üzerinden davacıya yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının 02.03.2012 tarihinde başlatılan 5510 sayılı Kanun 4/1(a) maddesine tabi sigortalılığının 30.12.2014 tarihine kadar kesintisiz olarak aynı işyerinde devam ettiği anlaşılmaktadır. Mülga 506 sayılı Kanun'un 62/1 inci maddesi, “Sigortalı olarak çalıştığı işten ayrıldıktan sonra yazılı istekte bulunan ve yaşlılık aylığına hak kazanan sigortalıya bu isteğinden sonraki aybaşından başlanarak yaşlılık aylığı bağlanır.” Yine mülga 506 sayılı Kanun'un 60/h maddesi ise; “Bu maddede belirtilen yaşlılık aylıklarından yararlanabilmek için, sigortalının çalıştığı işten ayrılması ve yazılı istekte bulunması şarttır.”hükümlerini içermektedir. Davanın yasal dayanaklarından olan mülga 506 sayılı Kanun'un 62 nci maddesindeki “....çalıştığı işten ayrıldıktan sonra...” ibaresinin önüne gelen başka bir uyuşmazlık nedeniyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından Anayasa'nın 2, 10, 48, 49 ve 60 ıncı maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptali için Anayasa Mahkemesine itiraz yoluna başvurulmuş, Anayasa Mahkemesi 2019/104 Esas, 2021/13 Karar ve 14.01.2021 tarihli kararı ile “17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun mülga 62 nci maddesinin 1 inci fıkrasında yer alan “....çalıştığı işten ayrıldıktan sonra...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline” karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un Gerekçe ile Bağlı Olmama başlıklı 29 uncu maddesi; “Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya aykırlığı hususunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmaya mecbur değildir. Anayasa Mahkemesi, taleple bağlı kalmak kaydıyla başka gerekçe ile de Anayasaya aykırılık kararı verebilir. Ancak, başvuru, Kanun'un, Kanun Hükmünde Kararnamenin veya İçtüzüğün sadece belirli madde veya hükümleri aleyhinde yapılmış olup da, bu belirli madde veya hükümlerin iptali Kanun'un, Kanun Hükmünde Kararnamenin veya İçtüzüğün bazı hükümlerinin veya tamamının uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa, Anayasa Mahkemesi, keyfiyeti gerekçesinde belirtmek şartıyla, kanun'un, kanun hükmünde kararnamenin veya İçtüzüğün bahis konusu öteki hükümlerinin veya tümünün iptaline karar verebilir.” amir hükmü gereği 506 sayılı Kanun'un 60/h bendindeki işten ayrılma koşuluna ilişkin düzenlemeyi de iptal edebilecek olmasına karşın sadece 62 nci maddesindeki ibarenin iptal edilmiş olması sigortalılar aleyhine olan durumun devamına imkan sağlamakta ise de, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesinden de anlaşılacağı üzere işten ayrılma koşulunu özünde Anayasaya aykırı kabul ettiği belirgindir. Açıklanan nedenlerle 506 sayılı Kanun'un mülga 62 nci maddesindeki “çalıştığı işten ayrıldıktan sonra” ibaresinin Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edildiği hususu da dikkate alınarak, yapılacak değerlendirme ile karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Mahkemece yukarıda belirtilen hukuki ve maddi olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09.01.2023 gününde oybirliğiyle karar verildi. ...