Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/14071 E. 2022/17026 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/14071
Karar No
2022/17026
Karar Tarihi

Bölge Adliye Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi No : Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. I-İSTEM Davacı vekili, geçmiş dönemlerde ... Kooperatifi'nin yönetim kurulu üyesi olduğunu, kooperatifin faaliyetine son verdiğini, ancak kooperatifin borcundan dolayı davalı kurum tarafından aleyhine icra takibi başlatıldığını ancak bu borçların 2003 yılından önce doğmuş olan prim alacaklarına ilişkin olduğunu, kendisinin bu borçtan sorumlu olmadığını, çünkü kooperatifte 2003 ila 2007 yılları arasında görev yaptığını, sonrasında görevi ...'a devrettiğini, diğer yandan kooperatifin taşınmaz mal varlığı bulunduğunu, bunun satışı suretiyle borçların tasfiyesi gerektiğini, buna rağmen kendisi aleyhinde başlatılan icra takibinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kurum tarafından aleyhine düzenlenen 2007/18584 nolu ödeme emrinin iptaline karar verilmesi talep etmiştir. II-CEVAP Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde, davacının, ... Kooperatifi'nin kuruma olan prim borcu nedeniyle kendisine tebliğ edilen 6 ödeme emrinden sadece 2007/18584 sayılı ödeme emrine itiraz ettiğini ve sadece bu ödeme emrinin iptali için dava açtığını, Kooperatif üzerinde bulunan taşınmazlara da haciz konulduğunu, ancak bu hacizden önce de bu taşınmazlar üzerinde hacizler bulunduğunu ve bu taşınmazların borcu karşılar miktarda olmadığını, davacının 2003 ila 2007 yılları arasında yönetim kurulu başkanı olması nedeniyle bu tarihler arasındaki borçların 5510 Sayılı Yasa'nın 88. maddesi uyarınca müteselsil sorumlu olduğundan borcun tahsili için kendisine ödeme emri tebliği yapıldığını, bu nedenlerle açılan davanın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III-MAHKEME KARARI A-İLK DERECE MAHKEME KARARI "1-Davanın kısmen kabulüne, -Davalı kurum tarafından davacı adına düzenlenen 2007-18584 takip nolu ödeme emrinin 2005 yılı şubat, mart, nisan, mayıs, haziran, temmuz, ağustos, eylül, ekim, kasım ve aralık ayları, 2006 yılı ocak, şubat, mart, nisan, mayıs, haziran, temmuz, ağustos, eylül ayları ile , 2007 yılı mart, nisan mayıs, haziran, temmuz, ağustos, eylül ayları yönünden iptali ile davacının bu aylara ilişkin borçtan sorumlu olmadığının tespitine, -Fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir. B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI "1-Davalı kurumun istinaf isteminin reddine" karar verilmiştir. IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ: Davalı vekili, kararın bozulmasını istemiştir. V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME: Davacı vekili, dava dışı ... Kooperatifi'ne ait 2005/2-2007/9 dönemine ait prim borçlarına ait 2007/18584 numaralı ödeme emrinin iptalini talep etmiş, Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun 80. maddesi hükmünün, 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe giren 3917 sayılı Kanunla değiştirilmesinden önceki dönemde; prim alacağı ve gecikme zamları yönünden Kurumun alacağı Borçlar Kanunu 125. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. 506 sayılı Kanunun 80. maddesinde 3917 Sayılı Kanunla yapılan değişiklik ile Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür. 6183 sayılı Kanun m. 102 ve devamı maddeleri uyarınca zamanaşımı süresi 5 yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yılbaşı olarak belirlenmiştir. 06.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5198 sayılı Kanun ile bu konuda yeniden bir düzenleme yapılmış, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanunun 51. maddesi ile birlikte 102. maddesinin uygulanmayacağı hükme bağlanarak 3917 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 10 yıllık zamanaşımı dönemine geri dönülmüştür. Diğer taraftan; 6183 sayılı Yasa'nın 103. maddesi ile tahsil zamanaşımını kesen sebepler düzenlenmiş olup; anılan düzenlemede; '' 1. Ödeme, 2. Haciz tatbiki, 3. Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat, 4. Ödeme emri tebliği, 5. Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi, 6. Yukarıdaki 5 sırada gösterilen muamelelerden her hangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması, 7. İhtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi, 8. amme alacağının teminata bağlanması, 9. kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi, 10. İki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi, 11. (Ek bent: 25/12/2003 - 5035 S.K./1. md.) Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması. Kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar. Zamanaşımının bir bozma kararı ile kesilmesi halinde zamanaşımı başlangıcı, yeni vade gününün rastladığı; amme alacağının teminata bağlanması veya icranın, kaza mercilerince durdurulması hallerinde, zamanaşımı başlangıcı teminatın kalktığı ve durma süresinin sona erdiği tarihin rastladığı; takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günüdür.'' hükmü öngörülmektedir. Bu kapsamda zamanaşımı süreleri dava konusu prim borçlarının dönemleri itibariyle değerlendirilmeli, zamanaşımına uğramayan borçların varlığının tespiti halinde, yukarıda belirtilen mevzuat kapsamında yapılacak değerlendirme ile varılacak sonuca göre hüküm tesisi gereklidir. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgulara göre, Mahkemece, davacının Bölge Adliye Mahkemesi'nin kaldırma kararından sonra sunulan 18.04.2019 tarihli dilekçesinde 08.04.2006 tarihinden önceki prim alacaklarının zamanaşımına uğradığının belirtildiği görülmekle birlikte usulüne uygun ve süresinde ileri sürülen zamanaşımı def'i olmadığı gözetilmeden 2005/3-12 dönemleri yönünden zamanaşımı nedeniyle ödeme emrinin iptaline karar verilmesi hatalıdır. O hâlde, davalı kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/14071, K. 2022/17026, T. 29.12.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2022-14071-e-2022-17026-k-0c6e314f88bc