Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/12907 E. 2023/615 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/12907
Karar No
2023/615
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2334 E., 2021/119 K. DAVA TARİHİ : Asıl Dava:11.09.2013, Birinci Birleşen: 26.03.2019 İkinci Birleşen: 23.09.2019 KARAR : Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 9. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/547 E., 2021/183 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl ve birleşen dava dosyaları ile özetle davacının davacı sigortalının 30.09.2009 tarihinde iş kazası geçirdiğini, davacının üzerinde yürüdüğü eternitin kırılması sonucu yaklaşık 4 metre yükseklikten düştüğünü, davalının iş yerinde gerekli iş güvenliği önlemlerini almadığı, yapıda meydana gelen arızaları gidermediği, gerekli denetimleri yapmadığı ve kazanın oluşmasına sebebiyet verdiğinden bahisle toplamda 248.291,82 TL maddi, 80.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iş yerinde üçüncü bir disiplin cezası almamak için amirini de yanıltarak yanlış bilgi vererek olayı iş kazası gibi göstermesinden ibaret olduğunu, davacının, amirinin haberi ya da talimatı olmadan çatıya, şeffaf eternetin üzerine çıktığını, davacının görev alanı içerisinde olmayan bir yer olduğunu, davacının buraya hem incir toplamak için hem de arkadaşlarını korkutmak, şakalaşmak için çıktığını, davacının daha önceden de disiplin kuruluna gelmiş olayları ve aldığı cezaların mevcut olduğunu, davacının, amiri ...'a iş kazası geçirdiğini söylediğini, amirinin de işlerin yoğunluğu nedeniyle olayı çok inceleyemeden tutanakları imzaladığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kazanın meydana gelişinde davacının %60, davalının %40 kusurlu olduğu, davacının bu kaza nedeniyle %47,20 sürekli iş göremezliğe uğradığından bahisle davacı lehine toplamda 212.231,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, kazanın işverenin işini görürken mesai saatleri içerisinde gerçekleşmiş olmasının sorumluluk için yeterli olmadığını, eylemle zarar arasındaki uygun illiyet bağının işçinin ya da üçüncü kişinin tam kusuru ile kesilmemiş olması gerektiğini, davaya konu kaza nedini ile müvekkili şirkete yüklenebilecek kusur bulunmadığını, illiyet bağı kesilmiş olduğundan müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili şirketin davacının açmış olduğu dava konusu olayda %0 kusurlu olduğunu, durumun davacı tanıkları ile de açıkça ispatlandığını, davacının dava dilekçesinde iş kazası olarak anlattığı olayın aslında bir iş kazası olmayıp, davacının iş yerinde üçüncü bir disiplin cezası almamak için amirini de yanıltarak yanlış bilgi vererek olayı iş kazası gibi göstermesinden ibaret olduğunu, davacının olay günü amirinin haberi ya da herhangi bir talimatı olmadan kendi kastı ve ağır ihmali ile çatıya, şeffaf eternetin üzerine çıktığını, şeffaf eternetin üzerinde fabrikayla ilgili hiçbir hat ya da bağlantı noktası ya da ekipman bulunmadığı gibi, davacının görev yaptığı, görev alanı içerisinde bulunmayan bir yer olduğunu, burası bina çatısı olduğundan fabrikadaki hiçbir çalışanın görev alanına girecek bir yer olmadığını, davacının buraya hem incir toplamak için hem de arkadaşlarını korkutmak, şakalaşmak için çıktığının müvekkili şirket tarafından daha sonra öğrenildiğini, davacının daha önceden de disiplin cezası aldığı için amiri tamamen işle ilgili olmayarak, iş saatinde eternete çıkarak sonucunda da aşağı düşmesi olayında davacıya bir disiplin cezası daha verildiğinde, bu cezanın işten çıkarılma olacağını bildiği için, amiri ...’a olay tarihinde iş kazası geçirdiğini söylediğini, amiri ...’da işlerin yoğunluğundan olayı çok inceleyemeden tutanakları imzaladığını, davacının amonyak depolama ünitesinin tablo odasında çalıştığını, görevinin bu tabloyu kullanmak olduğunu, olayın yaşandığı yerin ise tablo odasının da bulunduğu binanın çatısı olduğunu, çatının davacı da dahil hiçbir personelin görev alanı olmadığını, müvekkiline ait fabrikada herhangi bir üniteden tek bir vida dahi sökülürken işletilen ve yıllarca müvekkiline ait iş yerinde çalışmış tecrübeli bir işçi olan davacının da bildiği prosedürler bulunmaktayken davacının talimat almak bir yana haber dahi vermeden söz konusu çatıya çıkmasından müvekkiline kusur atfedilmesi mümkün olmadığını, olayda bahsi geçen vananın yerine ulaşım için gerekli olan iskele kurulmasına imkan vermeyecek bir zaman darlığında acil bir şekilde kullanılmasını gerektiren ya da herhangi bir sebeple acil işlem yapılmasını gerektirecek bir arıza yaratma potansiyeli bulunsaydı ve davacının bu potansiyel dahilinde vuku bulan bir olay sonucunda veyahut böyle bir durum yok iken kendisine amiri tarafından verilen bir talimat sonucu vanaya ulaşmaya çalışırken düşmüş olsaydı müvekkiline bir kusur atfedilmesi mümkün olabileceğini, manevi tazminat sorumluluğu kusura dayalı bir sorumluluğu olduğunu, iş kazasında meydana gelen zarar ile olay arasında “ illiyet bağının ” bulunması gerektiğini, kazanın oluşumunda müvekkili şirketin tam kusursuz olması nedeniyle davacının manevi tazminat talebinin kabulünün hukuka aykırı olduğunu, davacının emekli olduktan sonra kötü niyetle bu davayı açtığını, kazanın oluşmasında davacının kendi kusurunun %100 olduğunu, davacının çatıya öğle arasında keyfi olarak kendi ağır ihmali ve kusuru ile çıktığını, emekli olana kadar kaza ile ilgili müvekkili şirketten hiçbir maddi, manevi alacak talebi olmadığını, bunun da davacının kötü niyetini gösterdiğini, manevi tazminat talebini kabul anlamına gelmemek koşuluyla, talep edilen manevi tazminat miktarlarının son derece fahiş olduğunu, davacının haksız ve sebepsiz zenginleşmesine olanak sağlayacak nitelikte olduğunu istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının fazla olduğundan bahisle kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 212.231,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur oranlarının hatalı tespit edildiğini, hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğunu, Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle illiyet bağının kesildiğini, kusur oranlarının hatalı tespit edildiğini, hüküm altına alınan manevi tazminatın fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı vekilinin 07.08.2021 e-imza tarihli istinafa cevap dilekçesinin katılma yoluyla istinaf dilekçesi niteliğinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 344 üncü ve 348 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Dosya kapsamından; İlk Derece Mahkemesi kararının taraf vekillerine 18.07.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin karara karşı süresinde istinaf yoluna başvurduğu, davacı vekilince gerekçeli kararın tebliğinden sonra istinaf dilekçesi verilmediği ne ver ki davalı tarafın istinaf dilekçesinin davacı vekiline 07.08.2021 tarihinde tebliğ edilmesinden sonra davacı vekilinin aynı tarihli bir istinafa cevap dilekçesi ibraz ettiği, bu istinafa cevap dilekçesinde davalı tarafın tam kusurlu olduğunun dosya kapsamı ile sabit olduğu, davalı işyerinde yüksekte yer alan gaz ve hava vanalarına yıllardır çatıya çıkılmak suretiyle müdahale edilebildiği, kazalıdan önce çalışan ustaların da ancak çatıya çıkmak suretiyle bu vanalara müdehale edebildikleri, davalı işverenin iş bu dava konusu kaza tarihine dek bu çalışma şekline müdehale etmediği, çalışma şartlarını iyileştirmediği ve üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği ... tüm bu hususlara rağmen sigortalıya ağır kusur atfedilmesinin hukuka aykırı olduğu, bununla birlikte davalının kusurunun olmadığına ilişkin savunmasının da yerinde olmadığının ileri sürüldüğü, buna karşılık dilekçenin hemen devamında davacı vekilinin davacı lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının dava konusu olay çerçevesinde son derece yerinde olduğunun beyan edildiği, dilekçenin son bölümünde yer alan netice ve talep kısmında ise davacı vekilinin davalı tarafça ileri sürülen istinaf sebeplerinin reddi ile davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği, bölge adliye mahkemesince anılan dilekçenin niteliği konusunda davacı tarafın beyanı alınmaksızın, ilk derece mahkemesi kararının yalnızca davalı tarafından istinaf edildiği kabulünden hareketle karar verildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesi'nce davacı vekilinin 07.08.2021 e-imza tarihli istinafa cevap dilekçesinin katılma yoluyla istinaf niteliğinde olup olmadığı tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi'nce yapılacak iş; davacı vekilinin 07.08.2021 e-imza tarihli istinafa cevap dilekçesinin katılma yoluyla istinaf dilekçesi olup olmadığı hususu davacı vekilinden sorulup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 348 inci maddesi kapsamında bir talebin varlığının ileri sürülmesi halinde eksik istinaf harçlarının ikmali yönünde prosedür işletilip, harçların ikmal edilmesi durumunda davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf istemi de incelenerek sonucuna göre bir karar tesis etmek, aksi takdirde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 344 üncü maddesi maddesi kapsamında davacı vekilinin istinaf talebiyle ilgili bir karar tesis etmekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2021/12907, K. 2023/615, T. 24.01.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2021-12907-e-2023-615-k-1adce1e0016e