Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2013/7927 E. 2013/23918 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/7927
- Karar No
- 2013/23918
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2012/215-2013/110 Davacı, muris eşinin davalı işyeri nezdinde 01.01.1996-31.07.2000 tarihleri arasında kuruma bildirilen 15.01.1999-02.05.1999 tarihleri hariç aralıksız çalıştığını iddia ederek kuruma bildirilmeyen eksik hizmet sürelerinin tespitini istemiştir. Mahkemece, ilamda belirtilen gerekçelerle davanın istem gibi kabulüne karar verildi. Hükmün,davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı,muris eşinin 01.01.1996-31.07.2000 tarihleri arasında davalı işyeri yanında çalıştığını, kuruma bildirilen 15.01.1999-02.05.1999 tarihleri arası hariç olmak üzere çalışmalarının tespitini talep etmiş olup, dosya kapsamında murisin hizmet cetveli incelendiğinde, 96/2.dönem ile-31.07.2000 tarihler arası dava dışı Ersin Özel Yapı Ortaklığı ile yine dava dışı ve davacının ayrık tuttuğu dönem itibariyle Nezihe Oğuz Özel Bina İnş.’dan kısmi ve kesintili bildirim yapıldığı , 3 adet işe giriş bildirgesi bulup, 2 tanesi dava dışı Ersin Özel Yapı Ortaklığı tarafından,diğeri ise, diğer dava dışı işyerinden verildiği, tanıkların ve davalı gösterilen apartman yöneticisinin anlatımlarından ,davacı murisinin ilk önce inşaat bekçiliği sonrasında kapıcılık yaptığının belirlendiği ,mahkemece ,istem gibi kabul kararı verildiği anlaşılmıştır. 1- 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 74’üncü maddesinde, Medeni Kanun ile belirtilen hükümler saklı olmak üzere, hakimin her iki tarafın iddia ve savunmalarıyla bağlı bulunduğu, ondan fazlası veya başka bir şey hakkında karar veremeyeceği belirtilmiş, 01.10.2011 günü yürürlüğe girerek 1086 sayılı Kanunu yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Taleple bağlılık ilkesi” başlığını taşıyan 26'ncı maddesinde de, hakimin, tarafların istem sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği açıklanmış olmakla, hukuk yargılamasına “istemle bağlılık” ilkesi egemen kılınmıştır. 2-5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır Somut olayda, Mahkemece; öncelikle davacının isticvap edilerek, murisin çalışma dönemine ilişkin talebinin açık ve net tarihler olarak ve kimler yanında çalıştığının açıklattırılması; dava dışı Ersin Yapı Ortaklığı ile ... arasındaki ilişkinin tespit edilmesi, aralarında organik bağ bulunup bulunmadığının araştırılması, aralarında bir ilişki bulunmaması halinde Ersin Yapı Ortaklığı’nın da davaya dahil edilmesi, talep edilen dönem ve işverenler net olarak belirlendikten sonra nerede ne kadar süreyle çalıştığı ayrıntılı ve net biçimde belirlenmelidir. Bunun tespiti için de husumet yöneltilen ortaklığın ve kuruma hiç bildirimde bulunmayan davalı apartman yöneticiliği’nin tüm faaliyet tarihleri ve işyeri kayıtları getirtilmeli, kurumdaki işyeri dosyaları , işyeri devri olup olmadığı, işyerleri ve ortakları arasında organik bağın olup olmadığı araştırılarak, dava konusu dönemde birden fazla işçinin çalıştırıldığı anlaşılan ve davacı murisinin çalıştığını iddia ettiği adresteki işyerinde çalıştığı tespit edilecek yeterli sayıda tanığın dinlenmesinden sonra, aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler emniyet araştırması ve kurumdan sorulmak suretiyle saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı; davacı murisinin çalışmaları ile ilgili tüm belgeler davalı kurumdan; puantaj kayıtları ve ücret tediye bordrolarının asılları işveren veya işverenlerden ayrı ayrı getirtilmeli, bunun dışında sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu gereğince araştırılmalı, tespiti istenen dönemde davalı işyerinde Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı şekilde vergi denetmenlerince yoklama tutanaklarının olup olmadığı sorulmalı ve buna dair belgeler getirtilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, çelişkiler vaki olursa usulünce giderilmeli, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre bir karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul dilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 09.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.