Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2013/5381 E. 2013/24772 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/5381
Karar No
2013/24772
Karar Tarihi

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi No : 2012/184-2012/558 Dava, davacının davalı işveren yanındaki 01.10.2008 tarihinden önceki çalışmaları kapsamında itibari hizmet süresinin tespiti ve sigortalılık sürelerine eklenmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalıların vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalıların vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun’un geçici 7/1’inci maddesi uyarınca uygulama alanı bulan mülga 506 sayılı Kanun’un Yasanın Ek 5. maddesidir. Davacının, geçici çalışan statüsünde, davalı işverenin işyerinde makinistlik bölümündeki 15.02.1999 – 01.10.2008 tarihleri arasındaki çalışmalarının 506 sayılı Yasanın Ek5/IV maddesi kapsamında itibari hizmet süresi sayılarak sigortalılık süresine eklenmesine dair kabul hükmü kurulmuş ise de; dosya kapsamında yer alan davalı işveren tarafından düzenlenen davacıya ait çalışma dönem ve çalıştığı kısımların gösterildiği liste ile davacının işçi sicil kartında, mahkemenin kabul döneminde çelişki olduğu gibi, mahkemece, çelişki giderilmek için davacının çalışmalarının davalı işverene sorulması üzerine ikinci defa gönderilen sicil kartının, davalı işveren tarafından daha önce ibraz edilen davacıya ait işçi sicil kartı ve davacının çalışma dönemleri ile çalıştığı kısımlarının gösterildiği liste ile çelişkili olduğu, anılan üç evraktaki birbiri ile olan kabul dönemindeki çelişki giderilmeden, kabule konu olan dönemdeki davacının davalı işverenin işyerinde çalıştığı kısımların dönemlerine ilişkin tarihler açık ve net olarak tespit edilmeden hüküm kurulması, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup, usul ve yasaya aykırıdır. Mahkemece yapılacak iş; davalı işveren tarafından gönderilen davacıya ait çalışma dönem ve çalıştığı kısımları gösteren liste, davacıya ait işçi sicil kartlarındaki çelişki yöntemince giderilerek, hükmü temyiz etmeyen davacı yönünden davalılar lehine usuli kazanılmış hakkın oluşacağı gözetilip, varılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır. 3 – Kabule göre ise; Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinin (2). fıkrasında “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, hükmü öngörülmüş olup, 506 sayılı Yasanın Ek 5. maddesinin 3. fıkrasının “… Fiilen çalışılmış güne eklenecek itibari hizmet günü sayısının bulunmasında (Çalışılan gün sayısı x 0,25) formülü uygulanır.” hükmü gereği, davacının 15.02.1999 – 01.10.2008 tarihleri arasında davalı işyerindeki geçici ve daimi kadroyla çalışılan, sigorta primi ödenmiş günleri x 0,25 formülüyle hesaplanan itibari hizmet süresi bulunduğunun ve bu sürenin sigortalılık süresine itibari hizmet süresi olarak eklenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, infazda tereddüt oluşturacak şekilde “davacının davalı ... tarafından dosyaya ibraz edilen hizmet belgesinde belirtildiği şekilde adı geçen fabrikada 15/02/1999-01/10/2008 tarihleri arasında makinistlik bölümünde fiilen çalıştığı ve ayrıca çalışılmış sayılan günler için olmak üzere 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 106, 40 ve geçici 7. maddesinin 1 ve 2. fıkrası gereğince, 3600 günlük çalışma koşulu aranmaksızın 506 sayılı yasanın ek 5/IV maddesine göre itibari hizmet süresinde kanunda gösterilen miktarda yararlanması ve bu itibari hizmet süresinin 506 sayılı yasanın 108. maddesindeki sigortalık süresine eklenmesi gerektiğinin TESPİTİNE,” karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak, elde edilecek sonuca göre bir karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ....’ye iadesine, 17.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/5381, K. 2013/24772, T. 17.12.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2013-5381-e-2013-24772-k-5cf286a0a633