Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2013/22047 E. 2013/25588 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/22047
- Karar No
- 2013/25588
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2013/76-2013/504 Dava, Emekli Sandığı iştirakçisinden yetim aylığı almakta iken 15.01.2010 tarihinde vefat eden Z. Nesrin Renda'nın aylıklarının vefatının Kuruma bildirilmeyip 01.02.2010 - 31.04.2010 tarihleri arasında çekilmeye devam edilmesi sebebiyle yersiz çekilen aylıkların tahsili için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, idari yargının görevli olması nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. İş Mahkemeleri, 5521 sayılı Kanun ile kurulmuş istisnai nitelikte özel mahkemeler olup, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 106’ncı maddesi ile mülga 506 sayılı Kanunun 134'üncü maddesinde, bu Kanun uygulamasından doğan uyuşmazlıkların yetkili iş mahkemelerinde görüleceği, 5510 sayılı Kanun’un 101’inci maddesinde de, aksine hüküm bulunmayan hallerde, 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği düzenlenmiştir. Uyuşmazlığın temeli haksız fiilden kaynaklanmış olup, 2577 sayılı İdare Yargılama Usulü Kanunu'nun "idari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı başlıklı 2'nci maddesinde idari dava türleri ve idari yargı yetkisi açıkça düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için açılan iptal davaları, tam yargı davaları ve idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan anlaşmazlıklara ilişkin davalar idari dava türleri olarak gösterilmiş, yargı yetkisinin sınırı ise idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu belirtilmiştir. Eldeki davada uyuşmazlığın, temeli haksız fiilden kaynaklanması ve taraflar arasında sosyal güvenlik hukukundan doğan bir ihtilafın bulunmadığının belirgin olması karşısında, şahıslar aleyhine idari yargıda dava açılmasının da mümkün olamayacağından genel mahkemelerin görevli olduğunun gözetilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24.12.2013gününde oybirliğiyle karar verildi.