Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2013/19284 E. 2013/19642 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/19284
Karar No
2013/19642
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2011/356-2013/353 Dava, hizmet süresinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, bozmaya uyularak davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum ve davalı Ltd Şti avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ...tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. 506 sayılı Kanunun 4. maddesinde, “sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler” işveren olarak tanımlanmıştır. ”Çalıştıran” olgusu, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen “işvereni” ifade etmektedir. Sigortalının taraf olduğu hizmet akdinin alt işverenler tarafından düzenlenmiş olması durumunda, hizmet tespitine yönelik davanın, anılan Yasanın 79/10. maddesine göre, sigortalıyı fiilen çalıştıran işverenlere yöneltmesi gerekir. Davacı, 2.4.2002 ile 2.4.2008 tarihleri arasında sürekli olarak davalılara ait gıda ürünlerinin ... bölge dağıtıcısı olarak çalıştığının ve son üç yıllık maaşının net 900 TL olduğunun tespitini istemiş, Mahkemece davacının davalılardan şirket nezdinde 22.4.2002 ile 31.8.2007 tarihleri arasında sürekli çalıştığı, son ayki ücretinin 900 TL olduğunun tespitine karar verilmiş ise de bu kararın eksik incelem ve araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına göre davalılar tarafından davacın çalışmasına ilişkin olarak işe giriş bildirgesi verilediği ve sigorta hizmet cetvelinde çalışma süresi bildirilmediği anlaşılmaktadır.Tanık olarak beyanlarına başvurulan davalı şirketin ...'daki işyerinin çalışanları olduğu ve çalışmayı bilebilecek durumda olup olmadıklarının araştırılmadığı, öte yandan davacının sunduğu telefon sim kartının davalılardan ...'e ait olduğu, Garanti Bankası'ndaki davacı hesabına gönderilen paraların ise şirket tarafından mı yoksa bir başkası tarafından mı gönderildiğinıin araştırılmadığı anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar ışığından; davalılar ... ve davalı şirkete ait işyerlerinde dönem bordrosunda kayden çalışması bulunan bordro tanıkları usulünce araştırılarak beyanlarına başvurulmalı; davacının dağıtımı kimin arabası yaptığı,Tansaş ve Migros depolarına teslimat yapıldığı iddia edilmekle bu teslimatlara ilişkin belgeler celbedilmeli, banka kayıtlarına göre gönderilen paranın ne kadarının avans ne kadarının maaş niteliğinde olduğu araştırılarak prim esas kazanç belirlenmeli ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum ve davalı şirket vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı şirkete iadesine, 31.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/19284, K. 2013/19642, T. 31.10.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2013-19284-e-2013-19642-k-7b37b1127c13