Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2013/10767 E. 2013/25277 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/10767
Karar No
2013/25277
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :2010/577-2013/186 Davacı, ablası olan davalı ... Öztürk (Boyar) adına bildirilen hizmetlerin kendisine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin ve aidiyetinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur.Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Davacı, yanlışlıkla ablası olan davalı ... Öztürk (Boyar) kimlik bilgilerini kullandığını belirterek, 01.10.1974 tarihli işe giriş bildirgesi ile davalı ... A.Ş'de çalışmaya başladığı tarihten itibaren bildirilen 233 günlük çalışmanın kendisine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece,davalı Şeyma Öztürk(Boyar) adına 9748037 sigorta sicil numarası ile bildirilen çalışmaların 14067663 sigorta sicil numaralı davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmiş ise de; mahkeme kararı eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Mahkemece, 01.10.1974 tarihli işe giriş bildirgesindeki fotoğrafın davacıya ait olduğunun bilirkişi incelemesi ile tespit edilmiş olması ve davacı bordro tanıklarının beyanları esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş olup; işe giriş bildirgesindeki fotoğrafın sonradan yapıştırılmış olabileceği hususunun gözetilmemiş olması yerinde değildir. Davaya konu çalışmalara ilişkin olarak davacının çalışmalarının geçtiği iddia edilen işyerindeki şahsi sicil dosyası getirtilip, işyerindeki uyuşmazlık konusu dönemlerde bordrolara geçmiş müdür, şef, bölüm sorumlusu, ustabaşı vs. gibi esasen çalışanlarla ilgili bilgisi olanlar res'en belirlenerek,beyanlarına başvurulup,çalışanın davacı olup-olmadığı araştırılmalı; davacıya ait olduğu iddia edilen 01.10.1974 tarihli işe giriş bildirgesindeki imzanın davacıya mı yoksa davalı ablasına mı ait olduğu yönünden gerekli inceleme yapılmalı,davacının, davalıya ait kimlik bilgilerini kullanma nedeni üzerinde durularak, uyuşmazlık konusu husus kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, salt davalı ... Öztürk (Boyar) ve davacı tanıklarının beyanları esas alınarak karar verilmiş olması, isabetsiz bulunmuştur. Mahkemenin yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalılardan Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/10767, K. 2013/25277, T. 23.12.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2013-10767-e-2013-25277-k-e9e5bf1ab190