Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/424 E. 2012/19129 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/424
Karar No
2012/19129
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2007/1039-2011/635 Davacı, davalı şirkete ait işyerinde mikser operatörü olarak 12.05.2005 - 30.11.2005 tarihleri arasında geçen çalışmalarının sigortalı çalışma olarak tespitini istemiştir. Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulü ile davacının 03.06.2005 – 02.07.2005 tarihleri arasında davalı iş yerinde hizmet akdi ile 29 gün çalıştığının tespitine karar verilmiştir. Hükmün, davacı ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-)Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-)Davacı avukatının temyiz itirazlarına gelince ; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu tür davalarda davacının çalışmaları ile ilgili tüm belgeler davalı kurumdan; puantaj kayıtları ve ücret tediye bordrolarının asılları işverenden ve dava konusu dönem içerisinde davacı çalışmalarını Kuruma bildiren dava dışı işverenden getirtilmeli, iş bu belgelerden sigortalının imzasını içerenler yönünden imzanın kendisine aidiyeti davacı tarafından kabul edilenler ile inkar edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan yine davacı tarafından hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanması için davacıya delilleri sorulmalı; dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenlerin bordrolarında kayıtlı kişiler ile aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında; dava konusu somut olayda; Mahkemece kabul edilen süreler yerinde ise de, reddedilen süre bakımından yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli görülmemiştir. Bu tür davalarda, yazılı belge olmaksızın da, diğer delillerin kabule yeterli ve elverişli olması halinde kabul edilebileceği ve resen araştırma ilkesi de gözönünde tutularak, davacının 16.07.2007 tarihli ve 18.07.2007 kurum varideli -dava açılmadan önce- kuruma verdiği dilekçe ile davalı şirket hakkında şikayette bulunduğu, bu dilekçenin incelenmesinde davacının kendi işe giriş tarihini 12.05.2005 olarak belirttiği, ayrılış tarihini ise hizmet döküm cetveli ile uyumlu olacak şekilde 20.06.2007 olarak kendi imzası ile tevsik ettiği anlaşılmaktadır. Dinlenen bordrolu tanıkların beyanlarına göre; üzerinde Adli Tıp incelemesi yapılan ve bu incelemede bir kısım dönemdeki imzaların davacıya ait olduğu anlaşılan hammadde depo çıkış formlarındaki imzaların ve rakamların, başka birimlerde çalışan başka işçilere imzalatılmak suretiyle oluşturulduğu da gözetilerek, bordrolu tanık beyanları ile bir dönem çalıştığı konusunda ihtilaf olmayan davacının, çalıştığı sürelerin net olarak tespiti bakımından, davacının çalışmalarını bilebilecek durumda olan başka bordrolu tanıkların ve aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulması, alınan beyanlar arasında oluşan çelişkilerin usulünce giderilmesi, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu hususun, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; delillerin hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, 15.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/424, K. 2012/19129, T. 15.10.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-424-e-2012-19129-k-6a0625b103c4