Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/4237 E. 2012/19124 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/4237
Karar No
2012/19124
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :940-1112 Davacı murisi eşinin davalıya ait işyerinde geçen çalışmalarından 1997 yılındaki bildirilmediğini iddia ettiği 3 aylık çalışmasının tespitini istemiştir. Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle Davacının murisi ...'ün davalı işveren ...'e ait 18425.. nolu işyerinde 15.06.1997 tarihinden 15.12.1997 tarihine kadar davalı Kuruma bildirilen süreler hariç olmak üzere sürekli hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir. Hükmün, davalılardan Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-) 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 74’üncü maddesinde, Medeni Kanun ile belirtilen hükümler saklı olmak üzere, hakimin her iki tarafın iddia ve savunmalarıyla bağlı bulunduğu, ondan fazlası veya başka bir şey hakkında karar veremeyeceği belirtilmiş, 01.10.2011 günü yürürlüğe girerek 1086 sayılı Kanunu yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Taleple bağlılık ilkesi” başlığını taşıyan 26'ncı maddesinde, hakimin, tarafların istem sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği açıklanmış olmakla, hukuk yargılamasına “istemle bağlılık” ilkesi egemen kılınmıştır. Diğer taraftan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Davaya konu somut olayda; davacının, hizmet döküm cetvelinde davalı işyerinden 1997 yılı ikinci döneminde 30 günlük, 3. dönemde ise, 40 günlük bildiriminin bulunduğu ve 1997 yılındaki bildirilmediğini iddia ettiği 3 aylık çalışmasının tespitini talep eden davacı talebine rağmen, mahkemece, yapılan yargılama sonunda yukarıda anılan yasal düzenlemelere aykırılık oluşturacak şekilde 15.06.1997 - 15.12.1997 döneminde Kuruma bildirilen süreler haricindeki çalışmalarının hüküm altına alınması karşısında, davacının yöntemince ve kuşkuya yer bırakmayacak şekilde talebi açıklattırılarak, koşullarının bulunması halinde, 3 aylık sürenin tespitine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalılardan Kurum avukatının, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 15.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/4237, K. 2012/19124, T. 15.10.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-4237-e-2012-19124-k-7726ee2b7f93