Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/247 E. 2012/19480 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/247
- Karar No
- 2012/19480
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 400-379 Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği üzere davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir Hükmün, davalı Kurum avukatı ve davalı işveren avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Davacı, 01/01/2001 ile 22/08/2008 tarihleri arasında en son 750 TL ücret ile davalı işveren nezdinde haber müdürü ve haber spikeri olarak çalıştığının tespiti isteminde bulunmuş; mahkemece, davacının, 01/01/2001 ile 22/03/2006 tarihleri arasında taban ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiş ise de, bu kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmaktadır. 506 sayılı Yasanın 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. 506 sayılı Yasanın 3. maddesinin I/H bendine göre, “Resmi meslek ve sanat okullarıyla, yetkili resmi makamların müsaadesiyle kurulan meslek veya sanat okullarında tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işlerinde çalışan öğrenciler,” sigortalı sayılmazlar. Somut olayda, davalı işveren vekili cevabında, davacının staj gördükten sonra spiker olarak 22/03/2006 ile, işten ayrıldığı 30/04/2008 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığını beyan etmiş olmakla, davacının staj dönemi olup olmadığı, haber spikeri olmadığı dönemde nasıl çalıştığı hususu açıklığa kavuşturulmadan, hüküm kurulması isabetsizdir. Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında; mahkemece yapılacak iş, davacının okul kaydının olup olmadığı araştırılmalı; dava döneminde, stajer olup olmadığı, haber müdürü ve haber spikeri olmadan önce ne iş yaptığı, sunduğu ve sorumlu olduğu programlar ve süreleri, radyo kaydının bulunup bulunmadığı hususları Radyo ve Televizyon Üst Kurulundan sorularak ve işyeri kayıtları celbedilerek saptanmalı; dava döneminde işverenin bordrolarında kayıtlı kişiler ve gerektiğinde; komşu ve benzeri işyerlerinin bordrolarında kayıtlı kişiler belirlenerek, re'sen bilgi ve görgülerine başvurulmalı; yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği ile davacının eylemli çalışmasının olup olmadığı, işin niteliği ve süresi nazara alınmalı; böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak, uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip, takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu maddî ve hukukî olgular gözardı edilerek, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. 2-Kabule göre de; hükümde davanın kabul edildiği belirtilmiş ise de, esasen, istem kısmen hüküm altına alınmıştır. Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir (HMK m. 326/I). Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır(HMK m. 326/2).Hukuk Muhakemeleri Kanununun 326. maddesinde tarafların kusuru değil, davada haklı çıkma oranları göz önünde tutulmuştur. Yargılama giderleri (hüküm tarihinde yürürlükte bulunan) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 323. maddesinde sayılarak, ğ bendinde vekâlet ücretine de yer verilmiştir. 29.05.1957 gün ve 4/16 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere, karşı tarafa yüklenmesi gereken ve yargılama giderlerinden olan vekâlet ücretine, diğer yargılama giderlerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden (resen) hükmedilmesi gerekir. Kısmen kabul kararına rağmen, davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum ve davalı işveren vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı şirkete iadesine, 16.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.