Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/17680 E. 2012/26840 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/17680
Karar No
2012/26840
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 413-245 Asıl dava, Kurum işleminin iptali ile 01.02.2008-22.09.2008 tarihleri arasında davalı işveren yanında hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tespiti, birleşen dava ise, yersiz ödenen aylıkların tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davalı-davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesinin “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” hükmü ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Eldeki dava dosyasına konu olayda; mahkemece, yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Mahkemece, ihtilaf konusu dönemde davacının işlettiği iddia edilen lokanta ile, davacının çalıştığını iddia ettiği inşaatın komşu işyerlerinin işverenleri ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler zabıta marifetiyle saptanmalı, lokantanın bulunduğu köyde ihtilaf konusu dönemde muhtar ve aza olarak görev yapan kişiler belirlenmeli, davalı işveren adına Kuruma bildirimde bulunan muhasebeci ve çalışanları tespit edilmeli, Kuruma bildirilen ve fiili olmadığı gerekçesi ile, Kurumca iptal edilen çalışmaların varlığı ve süresi yönünden bilgi ve görgülerine başvurulmalı, zabıta marifeti ile ihtilaf konusu dönemde vergi kaydına bakılmaksızın fiilen lokantayı kimin işlettiği belirlenmeli, davacı hakkında işlettiği iddia edilen lokantadan ihtilaf konusu dönem içinde kaçak elektrik kullandığı gerekçesi ile açılan ceza dava dosyası celp edilmeli, gerekirse, bu dosyada beyanda bulunanlar, tanık sıfatı ile, re'sen dinlenmeli, davalı işyerinde tespiti istenen dönemde Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa, belgeler getirtilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde; iş yerinin kapsamı, kapasitesi ile işin ve işyerinin niteliği ve davacının anılan işi yapıp yapamayacağı nazara alınmalı, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, ihtilaf konusu dönemdeki çalışmaların fiilen gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, bu çerçevede 506 sayılı Yasanın 60, Geçici 81 ve 1479 sayılı Yasanın 35, Geçici 10. maddelerine göre yaşlılık aylığı tahsis şartları irdelenerek, varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davalı-davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/17680, K. 2012/26840, T. 24.12.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-17680-e-2012-26840-k-938d3317a892