Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/14775 E. 2012/21115 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/14775
Karar No
2012/21115
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2010/495-2012/472

Davacı, Kuruma prim borcu bulunmadığının ve 01.12.2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, taraf vekilllerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-) Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; vekaletname içeriğine göre temyizden feragat etme yetkisi bulunduğu anlaşılan davacı vekili tarafından, mahkemece verilen karara karşı yasal süresi içerisinde temyiz yoluna başvurulduktan sonra, 28.06.2012 gününde temyiz isteminden vazgeçildiği belirgin olmakla, yöntemince gerçekleştirilen vazgeçme göz önünde bulundurularak davacı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, 2-Davalı Kurum vekilinin temyiz itirazları yönünden ise; İnceleme konusu olayda; oda kaydına dayalı olarak 22.03.1985 tarihi itibarıyla sigortalılık tescili yapılan davacının, ilk prim ödemesini 04.04.2000 tarihinde yaptığı, 2009 yılı ekim ayı itibariyle askerlik borçlanması talebinde bulunarak borçlanma bedelini ödediği, 23.11.2009 tarihinde yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunmuşsa da tahsis talep tarihinden sonra kurum müfettişlerince yapılan denetim sonucunda davacının canlı hayvan besiciler odası kaydının usülüne uygun tutulmadığı belirlenerek davacının oda kayıtlarına esas hizmet süresi geçersiz sayılarak Ulus Vergi Dairesindeki kayıtlarına göre kuruma ilk giriş tarihi 15.01.1999 olarak yenilenmekle davacının hizmet süresi 24 yıl 6 ay 12 gün iken 10 yıl 10 ay 16 gün olarak değiştirldiğinden hizmet süresine göre davacının yaşlılık aylığı talebinin reddedildiği sabittir. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun geçici 7/1. maddesi uyarınca, anılan Kanunun yürürlük tarihine kadar 506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlar ile 506 sayılı Kanunun geçici 20. maddesine göre oluşturulan sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet sürelerinin tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirileceği ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, davanın yasal dayanağının 1479 sayılı Kanundur. 01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24. maddesine göre, bir kimsenin zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olması için, meslek kuruluş kaydı ile birlikte, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışması gerekli iken, anılan maddelerde 19.04.1979 gün ve 2229 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, “kendi adına ve hesabına” çalışma koşulu ve belirtilen nitelikte çalışmaya başlama tarihi sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir. Öte yandan, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasanın 6. maddesi ile değişik 1479 sayılı Yasanın 24. maddesinde, zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olmak için ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi mükellefi olma, gelir vergisinden muaf olanların da meslek kuruluşuna kayıtlı olması hükmü yer almaktadır. Yine 22.03.1985 tarihinde 3165 sayılı Kanunla getirilen düzenleme ile de kendi nam ve hesabına çalışanlardan vergi mükellefi olan, esnaf siciline veya meslek kuruluşuna kaydı olanların Bağ-Kur sigortalısı olacağı belirtilmiştir. 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen düzenlemelerin, anılan KHK’nin Anayasa Mahkemesi’nce iptalinden sonra 4956 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle bu kez; gerçek ve basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyet tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkarlar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıt olanlar ise talep tarihinden itibaren zorunlu sigortalı olarak Yasa kapsamına alınmışlardır. Davacının 15.01.1999 tarihi öncesi sigortalılık kaydının yolsuz olduğu tespit edildiğinden; 1479 sayılı Kanunun 79. ve Bağ-Kur İsteğe Bağlı Sigortalılık Yönetmeliğinin 5. maddelerine göre, isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı olmak için Kuruma yazılı başvuru ya da isteğe bağlı sigortalı olma iradesini ortaya koyacak şekilde Kuruma prim ödemesinin varlığı koşul olup, davacının, ilk prim ödemesinin 04.04.2000 tarihi olmasına göre, 2000 sonrası yapılan ödemelerin bu tarihten önceki döneme mal edilmesi hatalıdır. Davacının ödediği primlerin, her bir primin ödendiği tarihten itibaren karşıladığı süre kadar, 1479 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı sigortalı olarak kabul edilmesi gereği göz önünde bulundurularak yaşlılık aylığı tahsisi şartlarının bulunup bulunmadığı bu çerçevede değerlendirilerek, varılacak sonucuna göre karar verilmesi gerekmekte iken, yazılı şekilde eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 09.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/14775, K. 2012/21115, T. 09.11.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-14775-e-2012-21115-k-60cd68df4ac0