Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/14646 E. 2012/18569 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/14646
- Karar No
- 2012/18569
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :1153-208 Davacı, borçlanma talebinin reddine ilişkin kurum işleminin iptalini, talep tarihinde Türk Vatandaşı olma şartı aranmaksızın Türk Vatandaşı iken yurtdışında geçen çalışma ve ev hanımlığı sürelerini 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanabileceğinin tespitini ve borçlanma talebinin geçerliliğini istemiştir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı ile davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı Kurum’un tüm; davacının ise, aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Dava, 19.12.2011 günlü borçlanma talebinin reddine dair Kurum işleminin iptali, talep tarihinde Türk Vatandaşı olma şartı aranmaksızın Türk Vatandaşı iken yurtdışında geçen çalışma ve ev hanımlığı sürelerinin 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanılabileceğinin tespiti ve borçlanma talebinin geçerliliği istemlerine ilişkindir. Mahkeme, Türk Vatandaşı iken yurtdışında geçen “çalışma sürelerinin” talep tarihinde Türk Vatandaşı olma şartı aranılmaksızın 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlandırılması gereğinden hareketle, buna yönelik davacı isteminin kabulüne karar verilirken; yurtdışında Türk Vatandaşlığı döneminde geçirilen “ev hanımlığı” sürelerinin ise, ülkemiz mevzuatına göre “ev hanımlığı” süresinin çalışma süresi olarak kabul edilmemesi, giderek, ev hanımlığı sürelerinin borçlandırılamayacağına yönelik bu aşamada davalı Kurumca çıkarılmış bir uyuşmazlığın da bulunmaması nedeniyle, dava açmakta hukuki yararı bulunmayan davacı isteminin bu aşamada reddine karar vermiştir. Yurt dışında bulunan Türk Vatandaşlarının yurt dışında geçen sürelerin sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilmesi konusunu düzenleyen 3201 sayılı Yasanın “Amaç ve Kapsam” başlıklı 1.maddesi “Türk vatandaşlarının yurt dışında 18 yaşını doldurduktan sonra, Türk vatandaşı iken geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri halinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir.” Hükmünü içermekte olup; anılan madde içeriğinden de açıkça anlaşılacağı üzere, Türk Vatandaşlarının yurt dışında 18 yaşının ikmalinden sonraki, Türk Vatandaşı iken geçen “sigortalılık süreleri” , “işsizlik süreleri” ve “ev kadını olarak geçen süreler” anılan yasa kapsamındaki borçlanmaya konu yapılabilecektir.Aksini öngören mahkeme kabulü ise hatalıdır. Öte yandan “Türk Vatandaşı iken yurt dışında geçen ev hanımlığı sürelerinin” 3201 sayılı yasa kapsamında borçlandırılabileceğine yönelik davacı isteminin, davalı Kurumca bu aşamada çıkarılmış bir uyuşmazlık bulunmadığından bahisle, hukuki yarar yokluğundan reddine dair mahkeme kabulü de isabetsizdir. Çünkü, davalı Kurum’a 19.12.2011 tarihinde ibraz edilen borçlanma talep dilekçesi ve eki talep formunda davacı, yurt dışındaki “çalışma sürelerini , “boşta geçen süreleri” ve “ev kadınlığı süresini” açıkça borçlanma talebine konu yapmıştır.Davalı Kurum ise, söz konusu borçlanma talebini, borçlanma talep tarihinde Türk Vatandaşı olmadığı gerekçesiyle red etmiştir.Dolayısıyla, davacı isteminde hukuki yararın bulunmadığından bahsetmek mümkün değildir. Şu halde yapılması gereken iş; davanın esasına girilip, usulünce yeniden yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, hukuki yarar bulunmadığından bahisle, buna yönelik istemin reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 11.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.