Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/13103 E. 2012/26537 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/13103
Karar No
2012/26537
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2009/137-2012/317 Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Yasanın Geçici 7. maddesi kapsamında uygulama alanı bulan 506 sayılı Yasanın 79/10 maddesidir. 506 sayılı Yasanın 6. maddesinde ifade edildiği üzere “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Somut olayda, davacı, davalıya ait evde 03.02.1991-25.08.2008 arası dönemde ev hizmetinde aylık 800 TL. ücretle çalıştığını, ancak bu hizmetlerinin Kuruma bildirilmediğini belirterek, çalışmalarının tespitini istemiş, davalı ise tek başına yaşadığını ve vaktinin çoğunu işinde geçirdiğini bu sebeple aylık ücretle devamlı ev hizmetlisi tutmaya ihtiyacı olmadığını, davacının ihtiyaç oldukça gündeliğe geldiğini ve o gün ki yevmiyesini aldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, 03.02.1991-25.08.2008 arası dönemde sürekli çalıştığının tespitine karar verilmiştir. (Mülga) Sosyal Sigortalar Kanunu anlamında sigortalı niteliğini kazanmanın koşulları başlıca üç başlık altında toplanmaktadır. Bunlar: a)Çalışma ilişkisinin kural olarak hizmet akdine dayanması, b)İşin işverene ait yerde yapılması, c)Çalışanın 506 sayılı Kanunun 3.maddesinde belirtilen istisnalardan olmaması şeklinde sıralanabilir. Sigortalı olabilmek için bu koşulların bir arada bulunması zorunludur. 506 sayılı Yasanın 2100 sayılı Yasa ile değişik 3/D bendi , ev hizmetlerinde ücretle ve sürekli olarak çalışanlar haricindeki kişilerin sigortalı olamayacağını hükme bağlamıştır. Eldeki dosyada, davacı, davalının evinde sürekli ev hizmetinde çalıştığını belirtmekte davacı tanıkları da bu hususu doğrulamakta, davalı ise, davacının ev hizmetlerinde çalıştığını ve sigorta kapsamında bulunmadığını savunmakta, davalı tanıkları da, ev hizmetlerinde günlük yevmiye karşılığında hatta aynı dönemde başka evlerde de günlük yevmiye karşılığı çalıştığını belirtmektedirler. Davacı ve davalı tanıklarının beyanları birbiriyle çelişkilidir. Mahkemece bu çelişki giderilmeden hüküm kurulmuştur. Hukuk Genel Kurulunun 29.06.2005 tarih ve 409/413 sayılı ilamında, hizmet tespiti davalarının hukuki niteliği ve ispat şekline ilişkin ilkeler şu şekilde belirtilmiştir. “Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmanın konusu, sürekli kesintili mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre isticvap olunmalı, işyerinin kapsam kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli, mümkün oldukça işyerinin müdür ve görevlileri, işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlendikten sonra ücret konusu üzerinde durulmalı tespiti istenilen sürenin evvelinde ve sonrasında beyyine başlangıcı sayılabilecek ödeme belgeleri ve sair bu nitelikte bir belge yoksa Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunun 288. maddesinde yazılı sınırları taşan ücret alma iddialarında yazılı delil aranmalı bu sınırlar altında kalan ücret alma iddialarında ücret miktarları tanıklardan sorulmalı 506 sayılı Kanunun 3B ve D maddelerinde olduğu gibi ücretin sigortalı sayılmanın koşulu olan durumlarda ücret alma olgusunun var olup olmadığı özellikle saptanmalıdır. Bu davalarda işverenin, çalışma olgusunu kabulü ya da reddinin tek başına hukuki bir sonuç doğurmayacağı da göz önünde tutulmalıdır. Yukarıda açıklanan hususlar, yeterli ve gerekli bir araştırmayla ve deliller hep birlikte değerlendirilerek aydınlığa kavuşturulduktan sonra o çalışmanın sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, ya da ne zaman bu niteliğe kavuştuğu yönü üzerinde durulmalı ve çalışmayı kapsama alan yasanın yürürlük tarihinden sonraki dönem için hizmetin tespitine karar verilmelidir.” Yukarda belirtilen Hukuk Genel Kurul kararı doğrultusunda, somut olay değerlendirildiğinde; Davacının, ev temizliği işinin sürekli mi yoksa ihtiyaç duyuldukça mı olduğu araştırılmalı çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, kesintili mi, sürekli mi olduğu araştırılmalı ve tarafların gösterdiği tanıklar ile yetinilmeyerek işçilik alacaklarına ilişkin dava varsa dosyası celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenilen tanık anlatımları ile iş bu davada bilgi ve görgülerine başvurulan tanık beyanları karşılaştırılarak, varsa çelişkiler giderilmeli, aynı çevrede iş yapan başka işverenler veya bu işverenlerin çalıştırdığı kişiler, komşu işyeri tanıkları re’sen saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, neticesinde çalışmanın süreklilik arz eder şekilde mi yoksa ihtiyaç olduğunda gündelik şekilde mi gerçekleştiğinin hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi delillerinde buna göre takdirinin gerektiği açıktır. Anılan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı ...'a iadesine, 27.12.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/13103, K. 2012/26537, T. 21.12.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-13103-e-2012-26537-k-989d8ea9a3e3