Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/10499 E. 2012/13613 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/10499
Karar No
2012/13613
Karar Tarihi

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi No :477-177 Dava, zorunlu Bağ-Kur sigortalılık süresinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar vermiştir. Hükmün, taraflar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. Davacı; biçer döver işletmeciliği nedeniyle, 01.01.1991 tarihli vergi kaydı ve 03.03.1992 tarihli oda kaydına istinaden 01.01.1991 tarihinden itibaren kesintisiz olarak, Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitini istemiştir. Mahkemece, Kırşehir 1. Asliye (İş) Mahkemesi'nin 2011/117 Esas ve 2011/353 Karar sayılı dosyasının kesin hüküm teşkil etmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Kesin hüküm, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 303. maddesi ile düzenlenmiş olup, anılan düzenleme ile, "Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder "hükmü getirilmiştir. Yani, bir davada verilen kararın diğer davada kesin hüküm teşkil edebilmesi için öncelikle şekli anlamda kesinleşmesi gerekmektedir. Dosya kapsamına bakıldığında ise, kesin hüküm olduğu kabul edilen Kırşehir 1. Asliye (İş) Mahkemesi'nin 201 l/l 17 Esas ve 2011/353 Karar sayılı dava dosyasında verilen 26.05.2011 tarihli nihai kararın davalı Kurum vekili tarafından 27.05.2011 tarihli süre tutum dilekçesi ile temyiz edildikten sonra, 13.07.2011 tarihli dilekçe ile, temyizden feragat yetkileri olmadığı belirtilerek, temyiz posta masraflarını yatırmayacaklarına ilişkin dilekçe verilmesi üzerine, 25.01.1985 gün ve 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı hükmü gereğince, yedi günlük kesin süre tanınarak, bu süre içerisinde temyiz posta masrafının ödenmesi, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı yöntemince ve yazılı olarak bildirilmesi ve sonucuna göre ek kararı verilerek ek kararın kesinleştirilmesi gerekirken, öngörülen prosedür tamamlanmadan, karar şekli anlamda kesinleşmediği halde, kesinleştiği kabul edilerek, eldeki davanın reddine karar verilmiştir. Halbuki, ilk kararın şekli anlamda kesinleşmediği, ve eldeki davada kesin hüküm oluşturmayacağı açıktır. Diğer taraftan, davalı Kurumun derdestlik itirazına ilişkin olarak ise, her iki davanın tarafları konuşu ve hukuki sebebinin aynı olması ve ilk dava henüz kesinleşmemiş ise, derdestlik nedeniyle davanın reddi gerekirse de, eldeki davanın hukuki konusunun tesbiti önem arzetmektedir. Dosya kapsamına göre, 08.01.2009 tarihli bildirgeye istinaden, tarımsal faaliyeti nedeniyle, 5510 sayılı Yasanın 4/b kapsamında 16.12.2008 tarihinden itibaren tescili yapılan davacının prim tevkifatı nedeniyle tescilinin 01.09.2005 tarihine çekildiği, diğer taraftan 01.02.1999 tarihli bildirgeye istinaden, 01.03.1999 tarihi itibariyle 1479 sayılı Yasa kapsamında tescili yapılan davacının, biçer döver İşletmeciliği nedeniyle 01.01.1991-21.03.2002 tarihleri arasında Kozaklı İlçe Mal Müdürlüğü'ndc vergi kaydı bulunmakla birliktc, biçer döver işletmeciliğinin zirai faaliyet olduğunun bildirildiği, 22.11.2010 tarihli sigortalılık belgesine göre, 01.03.1999 itibariyle başlatılan sigortalılığın, 5510 geçici 17. maddeye dayalı olarak en son prim ödemesinin bulunduğu tarih itibariyle, yani 31.03.1999 tarihi itibariyle durdurulduğu ve 01.05.2008 tarihi itibariyle yeniden başlatılarak, 24.08.2008 tarihi itibariyle durdurulup, 08.01.2009 tarihi itibariyle tekrar başlatıldığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, ayrıca davacı isticvap edilerek, eldeki davanın konusu ve hukuki sebebinin ilk davadan farklı olup olmadığı, eldeki davada talebinin Kurum tarafından uyuşmazlık çıkarılmayan 01.03.1999 tarihinden sonraki döneme ve geçici 17. maddenin uygulama şartlarına ilişkin bulunup bulunmadığı irdelenmeli ve durdurulan sigortalılığın her zaman için prim borçlarının ödenmesi halinde yeniden canlandırılabilcceği gözetilerek, istem bulunması halinde primlerin Ödenmesi sağlanarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 09.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/10499, K. 2012/13613, T. 09.07.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-10499-e-2012-13613-k-d7e0e55b28d7