Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/4082 E. 2012/8532 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/4082
- Karar No
- 2012/8532
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :299-885
Dava, 506 sayılı Kanun hükümleri kapsamındaki zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı SGK Başkanlığı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre 07.12.1995 tarihinde kuruluşu tescil edilen davalı şirketin 15.09.2007 günü itibarıyla 506 sayılı Kanun kapsamına alınan işyerinden herhangi bir bildirimi bulunmayan davacı tarafından düzenlenen dava dilekçesinde, Başıbüyük mevkiinde bulunan istasyonun Çamlıca’ya taşınması üzerine iş akdinin feshedildiği belirtilerek 01.04.1999 – 31.01.2008 döneminde hizmet akdine dayalı radyo verici istasyonu bekçisi olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışma sürelerinin tespitinin istenildiği, mahkemece yapılan yargılamada, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu İzin ve Tahsisler Dairesi Başkanlığı tarafından mahkemeye gönderilen yazı içeriğinden, davalı şirketin 21.09.1999 tarihli bildirimine göre verici istasyonunun Başıbüyük Tepesi/Maltepe’de olduğu ve 2006 yılında Büyük Çamlıca’ya taşındığı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nca hazırlanan cevap yazısından da, 28.06.2002 günü başvurarak Başıbüyük mevkiinde radyo vericisi olduğunu bildiren davalı şirketin 13.02.2006 tarihli başvurusunda Çamlıca mevkiine yer değişikliği beyanında bulunduğu, dosya içerisine kanıt olarak sunulan ve davalı işveren şirketin yönetim kurulu başkanı olan kişi tarafından dava dışı ... ve ... yararına 16.04.2004 – 11.12.2007 döneminde yapılan havaleleri içeren 40 tane banka dekontundan bazılarında davacının da şerh olarak adının yer aldığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79’uncu maddesinin onuncu fıkrası olup, anılan Kanunun 6’ncı maddesinde yer alan, sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği yönündeki düzenleme ile anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi göz önünde bulundurulduğunda, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davaların kamu düzeni ile ilgili olduğu ve özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri gerektiği açıktır. Bu bağlamda, hak kayıpları ile gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi ve temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği dikkate alınmalıdır.
Diğer taraftan, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 74’üncü maddesinde, Medeni Kanun ile belirtilen hükümler saklı olmak üzere, hakimin her iki tarafın iddia ve savunmalarıyla bağlı bulunduğu, ondan fazlası veya başka bir şey hakkında karar veremeyeceği belirtilmiş, 01.10.2011 günü yürürlüğe girerek 1086 sayılı Kanunu yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Taleple bağlılık ilkesi” başlığını taşıyan 26'ncı maddesinde de, hakimin, tarafların istem sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği açıklanmış olmakla, hukuk yargılamasına “istemle bağlılık” ilkesi egemen kılınmıştır. İnceleme konusu davada iki tanığın iddiayı doğrulayan anlatımlarına dayanılarak karar verilmiş ise de, bu kabul dosya içeriğiyle örtüşmemektedir.
Öncelikle belirtilmelidir ki, gerek dava dilekçesi içeriği, gerekse mahkemece getirtilen cevap yazıları karşısında 01.04.1999 - 21.09.1999, 13.02.2006 – 31.01.2008 dönemlerine yönelik istemin reddi gerekmektedir. 21.09.1999 – 13.02.2006 tarihleri arasındaki süre yönünden ise, radyo verici istasyonunun bulunduğu Başıbüyük Mahallesi olarak belirtilen yerleşim yerinde faaliyet yürüten işyerleri yönünden işveren ve çalışanlar ile burada yaşamını geçiren kişiler ilgili Emniyet Müdürlüğü/Amirliği aracılığı ile saptanarak tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, banka dekontlarında adları yazılı olan ... ile ... adlı kişiler de dinlenerek yapılan ödemelerin sebebi, niteliği açıklattırılmalı, tanık anlatımları ve varsa yazılı belgelerle eylemli çalışmanın varlığı, süresi, hizmetin kesintili gerçekleşip gerçekleşmediği konuları açıklıkla ortaya konulduktan sonra tüm kanıtlardan elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, 1086 ve 6100 sayılı Kanunda yer alan düzenlemelere aykırılık oluşturacak şekilde, istem olmamasına karşın 01.01.1999 – 01.04.1999 döneminin hüküm altına alınması da usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.