Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/16422 E. 2012/21888 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/16422
- Karar No
- 2012/21888
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 887-240 Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava, davacının 1.10.1990 - Eylül/1991 arası, yine, Temmuz/1992 - Şubat/1993 arası ve Ekim/1994 - 18.6.2009 tarihleri arasında davalı nezdinde geçen, kuruma bildirilmeyen yaklaşık 30 aylık çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, yapılan araştırma neticesinde, davacının davalı işyerinde 21.10.1990-1.9.1991 tarihleri, 1.7.1992-1.2.1993 tarihleri ve 1.10.1994-8.10.1995 tarihleri arasında çalıştığının tespiti suretiyle, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Zira, dosyada mevcut deliller, mahkemece dinlenen ve kayıtlara göre 1992/1-1998/2. dönemlerde çalışması olan, tek bordro tanığının beyanı ve davacının bir dönem öğrenci olduğunun belirtilmesi sübut konusunda tam bir kanaat ortaya koymamaktadır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Mahkemece, öncelikle, davanın kamu düzenini ilgilendirir bir dava olduğu, bu tür davalarda re’sen araştırma ilkesinin geçerli olduğu gözetilerek, davacının 1990-2009 yılları arasında kesintili şekilde davalı yanında çalıştığının, bir kısım çalışmalarının işe giriş bildirgesi ile kuruma bildirilip, bir kısmının bildirilmediğinin iddia edilmesi, bu süreçte davacının öğrenci olarak okula da devam ettiğinin bildirilmesi karşısında, davacının gerçekten talep ettiği dönemler içinde öğrenci olarak öğrenimine devam edip etmediğinin, etmiş ise, nerede ve hangi tarihler arasında devam ettiğinin araştırılması, öğrencilikle çakışan çalışmanın olup olmadığının tespiti, taraflarca bildirilen tanıkların beyanları ile yetinilmeyerek, davacının çalışmaları hakkında bilgi sahibi olabilecek, Kuruma bildirim yapılmayan dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenlerin bordrolarında kayıtlı kişiler ile gerektiğinde, aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, sonradan dinlenen tanık beyanları ile daha önce dinlenen tanık beyanları arasında çelişki oluşması halinde, bu çelişki giderilmeye çalışılmalı, davalılara ait işyerinde kurum müfettişlerince yapılan teftişe ilişkin tanzim edilmiş raporların olup olmadığının kurumdan sorulmalı, bunun dışında sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği, ya da, bildirim dışı kaldığı hususu gereğince araştırılmalı, sübut bulan bu süreler için dava tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin geçip geçmediği tespit edilmeli ve bu tespitten sonra işin esasına girilmeli, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular birlikte gözetilerek, yapılacak araştırma ve inceleme sonucuna göre davacının gerçek durumunun belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar tesis edilmiş olması usul ve yasaya aykırı görülmüştür. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 14.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.