Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/14581 E. 2012/26556 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/14581
- Karar No
- 2012/26556
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi No :2003/200-2011/161 Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davacı Kurum ve davalının avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, davacı Kurum vekilinin temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. 1- Hüküm İş Mahkemesinden verilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8. maddesi hükmüne göre ise; İş Mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların, 8 gün içinde temyiz olunması gerekir. Yine, İş Mahkemelerinde, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 433. maddesindeki cevap dilekçesiyle temyize paralel bir hüküm bulunmamaktadır. Hüküm, 17.07.2011 tarihinde taraf vekillerinin yüzüne karşı tefhim edilmiş, davalı vekilinin temyizi ise 02.08.2011 tarihinde temyize cevap dilekçesi ile vuku bulmuştur. Şu duruma göre anılan davalının temyizi yönünden 8 günlük temyiz süresi fazlası ile geçmiştir. O halde, 01.06.1990 gün ve 1989/3 E. 1990/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı da göz önünde tutularak, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden REDDİNE; 2-Davacı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Davanın yasal dayanağını oluşturan, 506 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere” ibareleri, Anayasa Mahkemesi’nin 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 tarih ve 2003/10 Esas, 2006/106 Karar numaralı kararı ile iptal edilmiş olup, Anayasa’nın 152 ve 153. maddelerinde öngörülen düzenleme uyarınca, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmesi ile birlikte, elde bulunan ve kesinleşmemiş tüm davalarda uygulanması zorunludur. İptal kararının Resmi Gazetede yayınlandığı tarihten sonra Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 76 ncı maddesi gereğince, yürürlükteki kanunları uygulamakla yükümlü bulunan mahkemelerin ve Yargıtay’ın, iptal kararı ile yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkisi bulunmadığından; davanın açıldığı tarihteki mevzuat ve içtihatlara uygun olarak açılan davanın, anılan iptal hükmü nedeniyle oluşan hukuksal durum gereğince kısmen reddine karar verilmesinde, tarafların sorumluluğu bulunmadığı halde; davacı Kurumun davada haksız çıkan taraf olarak nitelenip vekalet ücreti ve yargılama gideriyle sorumluluğuna hükmedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki; bu aykırılıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3. maddesindeki atıf gereği, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. S O N U Ç : Hüküm fıkrasının üçüncü bendinde yazılı “giderinden davanın kabul oranına göre 130,49 TL nin” sözcükleri silinerek yerine “giderlerinin” sözcüğünün yazılmasına; aynı bent sonunda yazılı “kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına,” sözcükleri ile, davacı Kurum aleyhine vekalet ücretine ilişkin beşinci bendinde yazılı cümlenin hüküm fıkrasından çıkarılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.